Aşk-ı Memnu Halid Ziya Uşaklıgil


Aşk-ı Memnu romanı ile ilgili anlaşılması gereken en temel özellik, bu romanın Türk Edebiyatı için bir ilk niteliğinde olmasından kaynaklanır. Genel olarak Türk Edebiyatı’nın “ilk gerçek romanı” olarak kabul edilen Aşk-ı Memnu’yu, bu tarihi boyutunu görerek okumak özünde bir “yasak aşk” hikayesi olan bu romanın daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlayabilir.
 
Asıl olarak Batı Edebiyatı’nın bir türü olan roman, Türk Edebiyatı’na Osmanlı Devleti’nin batılılaşma çabalarının kültürel bir sonucu olarak girmeye başlar. Türk Edebiyatı’nda batılı anlamda eserlerin üretildiği ilk döneme “Tanzimat” isminin verilmesi de, Osmanlı’da batılılaşmayı “resmi” olarak başlatan Tanzimat Fermanı’ndan (1839) kaynaklanır.
 
Bu doğrultuda, ilk Türkçe romanlar da on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında yazılmaya başlanır. Bunun ne kadar doğru bir tanım olduğu tartışılabilecek olsa da, yaygın kanı edebiyatımızdaki ilk romanın Şemseddin Sami tarafından yazılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat eseri olduğu yönündedir.

Şemsettin Sami
 
1872 – 73 yılları arasında yayımlanan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı, günümüzde en çok edebiyat ders kitaplarından hatırlanan pek çok eser takip eder: Namık Kemal’in İntibah (1876) ve Cezmi (1880) romanları, Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt’i (1888), Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası (1889) hep bu dönemde yazılan önemli romanlar arasındadır. Dönemin en üretken yazarı olan Ahmet Mithat Efendi ise, başta en tanınan eseri Felatun Bey ve Rakım Efendi (1875) olmak üzere, onlarca roman kaleme almıştır.
 
Tüm bu eserlerin yayınlanma tarihi Aşk-ı Memnu’dan önce olduğuna göre, Aşk-ı Memnu’nun Türk Edebiyatı’ndaki “ilk roman” olmadığı aşikardır. Bu durumda, Aşk-ı Memnu’yu daha iyi anlamak için, “ilk gerçek roman” tanımındaki gerçek sözcüğüyle ilgilenmek gerekir.
 
“Tanzimat romanları” olarak sınıflandırabileceğimiz eserler, günümüzde tarih, edebiyat tarihi ve sosyoloji gibi alanlar için hala değer taşır. Bunlar, Türkiye’deki ilk roman yazma denemeleri olarak okunabilir ve içeriklerinden dönemin tarihi ve toplumsal yapısıyla ilgili pek çok bilgiye ulaşılabilir. Ancak Aşk-ı Memnu’ya kadar yazılan romanların neredeyse hiçbirisi, “edebi” anlamda tam olarak roman değildir.
 
Osmanlı Devleti’nin ve Osmanlı toplumunun on dokuzuncu yüzyılda yaşamakta olduğu sorunların bilincinde olan aydınlar tarafından kaleme alınan bu eserler, içerikleri bakımından tamamen toplumsal konularla ilgilidir ve roman tekniği açısından oldukça kusurludur. Bu romanları kaleme alan yazarlar,  genellikle doğal olarak bir “roman yazma” amacıyla değil, Avrupa’dan tanıdıkları bu türü Osmanlı Devleti’ne “ithal etme” amacıyla hareket ederler. Bunu yaparken de, bu yeni edebi formu toplumsal konulardaki endişelerini dile getirmek, bu eserleri okuyacak kişileri bilinçlendirmek için kullanırlar.
 
Bunun sonucu olarak, Tanzimat romanlarının pek çoğu edebi açıdan çok güçlü eserler olmaktan uzaklaşır. Roman tekniği açısından pek çok noktada sıkıntılı eserler, bir anda anlatıyı kesip doğrudan okuyucuya seslenen yazarlar, okuyuculara kendi karakterleri ile ilgili ne düşünmeleri gerektiğini söyleyen anlatıcılar, kurgunun çok daha önünde yer alan bir mesaj verme çabası ve gerçek; karmaşık, insani karakterler yerine toplumdaki sorunları sembolize etmek için kullanılan tipler, Tanzimat romanlarını Avrupa’da üretilen eserlerden çok farklı bir hale getirir.
 
Aşk-ı Memnu, bu açılardan yaklaşıldığında, daha önceden yazılan eserlerden ayrılır. Yazarın belli cümlelerinde toplumsal eleştiriler yakalanılabilecek olsa da, eserin konusu bunlardan tamamen bağımsız ilerler ve Halid Ziya hiçbir noktada metnin arasına girip okuyucuya mesajlar vermeye çalışmaz.
 
Aşk-ı Memnu’nun, Türk Edebiyatı’nın ilk gerçek romanı olarak kabul edilmesi, bu konuyla alakalıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar, “sadece realist teknik ve psikoloji itibariyle bakılırsa” Aşk-ı Memnu’nun her zaman için mükemmel sayılabilecek bir eser olduğunu vurgular1 ve Türkiye’de asıl romancılığın Halid Ziya ile başladığını söyler.2
 
Fethi Naci ise, “tarihsel olarak ilk Türk romanı elbette Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat; ne var ki yazınsal açıdan ilk Türk romanı[nın], Aşk-ı Memnu” olduğunu ifade eder.3 Ona göre Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, sadece, tarihsel açıdan bir "ilk romandır"; Aşk-ı Memnu ise, yaşamayı sürdüren, tarih açısından değil, edebiyat açısından ilk Türk romanıdır.4

1 Tanpınar, Ahmet Hamdi. Edebiyat Üzerine Makaleler. Dergah Yayınları, 7. Baskı. s.121
2 Tanpınar, Ahmet Hamdi. Edebiyat Üzerine Makaleler. Dergah Yayınları, 7. Baskı. s.121 (s. 284).
3 Naci, Fethi. Yüz Yılın 100 Türk Romanı. İş Bankası Yayınları, 2. Baskı. s. xx
4 Naci, Fethi. Yüz Yılın 100 Türk Romanı. İş Bankası Yayınları, 2. Baskı. s. 9