Üçüncü Şahıs Anlatıcı


Üçüncü Şahıs Anlatıcı, kalabalık bir karakter grubunu okuyucuya ulaştırmak için ideal bir bakış açısı oluşturur. 
 
Edebiyatta en sık kullanılan anlatıcı türü, “üçüncü şahıs” olarak bilinen; anlatıdaki karakterleri ve olayları “O” zamiri üzerinden okuyucuya sunan yapıdır. Üçüncü şahıs anlatıcı, roman ve hikaye gibi türlerin ortaya çıktığı andan günümüze kadar yaygın bir şekilde kullanıldığı için, edebiyatın en yerleşmiş yöntemlerinden bir tanesi haline gelmiştir.
 
Bu nedenle, pek çoğumuz edebi eserleri okurken, üçüncü şahıs anlatıcı gördüğümüz noktalarda çoğu zaman anlatıcı yapısına dikkat bile etmeyiz. Aşağıda, üçüncü şahıs anlatıcı kullanan bir pasaj görebilirsiniz:
 
Öğleden sonra Kamil Bey, revire çıkan merdivenle karantinaya inen merdivenin geniş sahanlığında, avluya girilecek kapıyı gören köşeyi, Zekeriya Hoca’nın yirmi beşer kuruşa kiraladığı üç iskemleyle çoktan tutmuştu. İçi içine sığmadığından oturamıyor, iskemlelerle kapının arkasındaki üç adımlık yerde dolaşıp duruyordu.[1]
 
Bu anlatı yapısında, romandaki olaylardan, kişilerden, yer ve zamandan bağımsız bir “anlatıcı” bulunur. Yaşanan olaylara dahil olmayan ve bunların dışında yer alan “anlatıcı”, hikayedeki karakterlerin yaşadığı şeyleri okuyucuya aktarır. Bu yapı içinde anlatıcının kim olduğu önemli değildir, çoğu zaman ayırt edici bir kişiliği, bir ses olmanın ötesine giden bir özelliği yoktur.
 

İkon ile birlikte: Bu ifadeler, elbette yalnızca genellemelerden ibarettir. Özellikle modern edebiyat eserlerinde, bilinçli olarak bu “kaideleri” değiştiren yazarlar, bu tanımlara uymayacak pek çok kullanıma yer verir.
 


Üçüncü şahıs anlatıcının edebiyat içinde bu kadar popüler olması bu yapının her türlü hikayeye uyum sağlayabilecek, esnek bir nitelikte olmasından kaynaklanır. Üçüncü şahıs anlatıcı sayesinde, tek bir eser içinde farklı karakterler, farklı zamanlar ve mekanlar, farklı kurgular rahatlıkla anlatılabilir. Bu sayede, ortaya derin bir olay örgüsü ve kurgu çıkartmak da kolay hale gelir.
 
Üçüncü Şahıs Anlatıcı’nın bu esnek yapısı, farklı yazarların bu yapıyı farklı şekillerde kullanması anlamına gelir.
 
Bununla birlikte söz konusu üçüncü şahıs anlatıcı olduğunda, yaygın olarak devam eden iki farklı yapıdan söz edilebilir. Bunlardan birincisi, “İlahi (veya Tanrısal) Üçüncü Şahıs”; ikincisi ise “Sınırlı Üçüncü Şahıs” olarak adlandırılır.
 
- Üçüncü Şahıs Anlatıcı, birinci şahıs anlatıcıya göre daha kapsamlı olabilir. Yazar birden fazla karakterin iç dünyasına hakimdir.

- Yazar, kurguda daha geniş bir perspektif kullanabilir, yalnızca bir karakterin bakış açısı ile sınırlı değildir. 

- Birinci şahıs anlatıcıya göre daha esnektir. Farklı edebi dillere, farklı karakter türlerine, farklı kurgu imkanlarına zemin hazırlar.
- Birinci Şahıs Anlatıcı’da merkeze konulan karakterin iç dünyası daha kapsamlı şekilde okuyucuya ulaştırılabilir. Tek bir karakterin psikolojisini, varoluşunu aktarmak için daha etkilidir.

- Okuyucu, onu daha yakından tanıyacağı için, hikayeyi gözünden takip ettiği karakterle empati kurabilir.

- Bariz bir anlatıcı olmadığı için, anlatılan hikaye üçüncü şahıs anlatıcıya göre daha doğal, daha gerçekçi bir şekilde kurgulanabilir.

Üçüncü Şahıs Anlatıcı ile en yaygın alternatifi olarak gösterebileceğimiz Birinci Şahıs Anlatıcı'nın temel bir karşılaştırması

İlahi veya Tanrısal Üçüncü Şahıs Anlatıcı

 
İlahi veya Tanrısal Üçüncü Şahıs anlatıcı, anlatıcının romandaki her şeyi bildiği yapıları ifade eder. Bu tarz eserlerde, anlatıcı bütün karakterlerin iç dünyasına, bütün karakterlerin düşüncelerine, fikirlerine hakimdir. Romanın ana karakteri İstanbul’dayken, anlatıcı o sırada hikayeyi etkileyen, ancak Ankara’da geçen bir olayı da aktarabilir.
 
İkon ile birlikte: Bu anlatıcı türünün zaman zaman “tanrısal” veya “ilahi” anlatıcı olarak ifade edilmesi, bunun dini ve mitolojik metinlerde kullanılan bir anlatıcı türü olduğu yönünde bir izlenim yaratabilir. Buradaki tanrısal kelimesi, anlatıcının roman kurgusu içindeki her şeyi bildiğini ifade etmek için kullanılmaktadır.
 
Aşağıdaki örnek, bu yapıyı daha iyi anlamak açısından faydalı olabilir. Zira metnin anlatıcısı, hem Ahmet’in, hem de Ayşe’nin iç dünyasına hakimdir.
 
Ahmet, başını öne eğerek sessizce durdu. İçinde büyük bir umutsuzluk vardı. Hayatında hiçbir şey yoluna girmeyecekmiş gibi hissediyordu. Kısık ve titreyen bir sesle, “Ne yapacağız?” diye sordu, ancak cevap gelmedi.

Kafasını kaldırdığında, Ayşe’nin yüzünde sert bir ifade olduğunu gördü. O durumu Ahmet’ten farklı karşılamıştı. Artık dayanamayacağını hissediyor, ama oturup üzülmek yerine bir şekilde savaşmak, mücadele etmek, isyan etmek istiyordu.

“Artık yeter,” diye geçirdi içinden. “Daha fazlasına katlanmayacağız.”

 
Bu yapı, kendi içinde belli artılar ve eksiler taşır. Yazarlar, bu sayede daha çok karakterin iç dünyasını okuyucuya gösterip, anlattıkları hikayeye daha geniş açıdan yaklaşabilir. Fakat bu yapıda bir karakterin iç dünyasının, örneğin birinci şahıs anlatıcı kullanan eserler kadar detaylı bir şekilde irdelenmesi zor olabilir.
 

Sınırlı Üçüncü Şahıs Anlatıcı

 
Üçüncü Şahıs Anlatıcı’nın yaygın olarak kullanılan bir başka türü, bu sorunu çözmeyi amaçlar. Belli açılardan, Üçüncü Şahıs ve Birinci Şahıs Anlatıcıların belli özelliklerini bir araya getirdiğini söyleyebileceğimiz Sınırlı Üçüncü Şahıs anlatıcı, anlatıyı yine “O” zamirini kullanarak şekillendirir, ancak yalnızca bir karakterin iç dünyasına, düşüncelerine ve duygularına odaklanır. 

 
Bu sayede, yazar üçüncü şahıs anlatıcının dezavantajlarından birini kapatmış olur. Ancak bu tercihi yaptığında, hikayedeki bakış açısını da büyük ölçüde tek karakterle sınırlamış olur, onun dışındaki karakterler etrafında gelişen olaylardan, diğer karakterlerin iç dünyasından fedakarlıkta bulunur.
 

Elbette, bütün bu bilgiler yalnızca genellemeler olarak okunmalıdır. Pek çok yazar, farklı anlatıcı tekniklerini bir araya getirerek veya yeni kullanımlar deneyerek bu kaidelerin dışına çıkmaya çalışır.
 


Anlatıcı kavramını ve farklı anlatıcı yöntemlerini daha iyi anlamak, edebi eserleri çok daha derin bir şekilde incelemeyi mümkün kılabilir. Bu konuda daha fazlası için, Anlatıcı Türleri yazımıza göz atabilirsiniz.
 
[1] Tahir, Kemal. Esir Şehrin Mahpusu. İthaki Yayınları (2016), s. 128
 

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı