Benzetme, Metafor (mecaz), Sembol ve Alegori Arasındaki İlişki

Benzetme, metafor, sembol ve alegori kavramları, zaman zaman birbirlerine karıştırılabilen kavramlardır. Bu kavramların ortak özelliği, belli bir şey söylerken, aslında başka bir şey ifade etmelerinde yatar – dolayısıyla bir miktar kafa karışıklığı yaşanması son derece normaldir. Üstelik, farklı kaynaklar bu kavramlarla ilgili farklı açıklamalar sunduğu, bu açıklamalar da çoğu zaman gerçekten birbirine yakın olduğu için, bu kafa karışıklığı daha da artabilir.
 
Bu yazıda, daha önceden farklı makalelerde ele aldığımız bu dört kavramı bir arada değerlendirmeye, ve en yaygın kullanımlarına göre, aralarındaki farkları net bir şekilde göstermeye çalışacağız.
 
Bunun için, birer cümleyle de olsa, bu kavramların anlamlarını hatırlatmak faydalı olacaktır.
 
En iyi başlangıç noktası, bu kavramlardan en “basiti” olarak tanımlayabileceğimiz benzetme kavramıdır. Benzetme, çoğu zaman "gibi" veya "kadar" gibi bir benzetme edatıyla, iki ögenin birbirine doğrudan bağlanması anlamına gelir.
 
Örneğin, “Saçları güneş ışıkları gibi omuzlarına düşüyordu.” cümlesi bir benzetmedir.
 
Metafor, veya mecaz, benzetme ile benzer bir mantık üzerine kuruludur, zira burada da iki öğe birbiriyle ilişkilendirilir. Ancak, metaforlar benzetmelere göre biraz daha “gizlidir,” çünkü “gibi”, “kadar” gibi kelimeler kullanmaz ve ima edilen anlamı çıkartmayı okuyucuya bırakırlar.
 
“Ahmet çaresizlikle yerine oturdu. Kaderin çarklarına asla karşı koyamayacağını anlamış, ölümün soğuk nefesini üzerinde hissetmeye başlamıştı.” cümlesinde, “kaderin çarkları” ve “ölümün soğuk nefesi”, iki metafor örneğidir.
 
Semboller, anlatının kendisini oluşturan ögeler değil, anlatıda kullanılan ögeler olmaları nedeniyle benzetme ve mecazlardan ayrılır. Benzetmeler ve metaforlar, bir romanın kullandığı dilde ortaya çıkan unsurlardır. Semboller ise, romanın içinde somut bir şekilde belirtebileceğimiz nesneler, kişiler ve sözcüklerdir. Bunlar, romanın anlatısı içinde daha derin, daha karmaşık kavramları çağrıştıran birer işarete veya göstergeye dönüşürler.
 
Örneğin, bir çocuğun büyüdüğü yılları anlatan bir romanda, “oyuncak” sembolü kullanılabilir. Çocukluk devam ettiği sürece oyuncak sağlam kalır, bu oyuncağın kırılması çocukluğun bittiğini gösterir.
 
Alegori ise, bir öğeyi veya dil kullanımını betimlemekten ziyade, bir eserin niteliğini belirtir. Bir hikayenin tamamı, benzetme, metafor veya sembol olamaz – ama bir hikayenin tamamı bir alegori, yani “alegorik bir hikaye” olabilir. Bu bağlamda, alegori bir sembol veya mecazın, bir eserin tamamına yayılması şeklinde tanımlanabilir.
 
George Orwell, “Hayvan Çiftliği” romanında insanlara karşı direnerek bir çiftliğin kontrolünü ele geçiren, tüm hayvanlara eşitlik sözü veren, ama daha sonra yozlaşan bir grup domuzu anlatır. Ancak asıl anlatılmaya çalışılan şey, Rusya’daki komünist devrimin nasıl “başarısız” olduğudur.
 
Aşağıdaki şema, bu dört kavramı birlikte değerlendirmeyi sağlayabilir:

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı