Doğrusal Zaman ve Farklı Zaman Kullanma Yöntemleri

        

Doğrusal Zaman, edebiyat açısından ironik bir kavram olarak tanımlanabilir, çünkü bu kavrama genellikle zamanı doğrusal bir şekilde kullanmayan eserleri incelerken ihtiyaç duyarız. Bu nedenle, “doğrusal zaman”dan bahsederken, yalnızca bu kavramın ne ifade ettiğini açıklamak yeterli olmayacaktır: Aynı zamanda bunun alternatiflerinin ne olduğu da bir ölçüde irdelenmelidir.
 
Özellikle geleneksel edebiyat eserlerinde veya “serim – düğüm – çözüm” yapısını takip eden hikaye ve romanlarda, zaman genellikle kronolojik bir şekilde ilerler. Anlatı, tarih ve saat açısından ilk gerçekleşen olay ile başlar ve son gerçekleşen olay ile sonuçlanır. Siz sayfaları çevirdikçe, zaman da düz bir doğru gibi, ileriye doğru akar.
 
Aşağıdaki olaylar zincirini görsel bir şekilde yeniden düşünerek, bu kullanıma neden doğrusal zaman dendiğini de rahatlıkla anlayabilirsiniz.
 

Doğrusal Zaman yerine “çizgisel zaman” veya “lineer zaman” kavramlarının kullanıldığını görebilirsiniz.



 

09.00: İstiklal Caddesi’ndeki bir binanın çatısındaki restorasyon çalışmasında işbaşı yapılır. İnşaatın son günü olduğu için işçiler gergindir.
10.00: Ahmet evinden çıkar
10.10: Ayşe evinden çıkar ve işe gider
11.10: Ahmet tramvaya biner.
11.35: Ahmet tramvaydan iner, yürümeye başlar.
11.55: Ahmet İstiklal Caddesi’ne ulaşır, yürümeye devam eder.
12.00: Ayşe öğle yemeği için İstiklal Caddesi’ndeki ofisinden çıkar.
12.00: Restorasyonu tamamlayamamaktan çekinen işçiler, öğle arası vermeden, restorasyon çalışmasına devam ederler.
12.05: Ayşe, ofisinin kapısından birkaç adım ileride Ahmet’e çarpar.
12.06: Ahmet, çarpışma nedeniyle bir an için duraksar, Ayşe ile karşılıklı olarak birbirlerinden özür dilerler.
12.07: Ayşe ile Ahmet ayrılır, Ahmet yoluna devam eder
12.08: Resotrasyon çalışması yapılan binanın çatısından düşen tuğla, tam o anda alttan geçmekte olan Ahmet’in kafasına düşer.
12.15: Ahmet hayatını kaybeder.

Bu zaman kullanımı, bizim için “doğal” ve “mantıklı” gözükse de, tüm edebiyat eserleri bu zaman yapısını kullanmaz. Yazının başında değindiğimiz tuhaf durum da bu noktada ortaya çıkar: Bir eserde doğrusal zaman kullanılıyorsa, çoğu zaman bunu özellikle ifade etmeye ihtiyaç duymayız. Ancak doğrusal zaman kullanılmıyorsa, bu durumu belirtmek son derece önemli bir hale gelir.
 
Peki, doğrusal zaman kullanmayan eserler anlattıkları hikayeyi okuyucuya nasıl sunarlar? Bu, teorik bir yazı üzerinden sorulduğunda biraz kafa karıştırıcı olabilir, ancak günümüzde hem roman ve hikayelerde, hem de dizi ve filmlerde “doğrusal olmayan” anlatı yöntemleri çok sık kullanılmaktadır.
 
Yine yukarıdaki Ahmet – Ayşe – Tuğla kronolojisini kullanarak, buna çeşitli örnekler verebiliriz.

 
Hikaye Ortadan Başlar
 
Bazı hikayelerde, yaşanan olaylar “serim – düğüm – çözüm” yapısıyla ve kronolojik olarak ilerlemez, olayların ortasında belirlenen bir noktadan okuyucuya sunulur. Ele aldığımız durumda, hikayenin saat dokuzdaki olaylarla değil, Ahmet’in tramvaydan indiği sahneyle başlaması, verilebilecek iyi bir örnektir.
 
Hikaye Ortadan Başlar, “Flashback” ve “Flashforward” teknikleri kullanılır.
 
Bazı durumlarda, hikayeyi ortadan başlatma mantığı korunur, ancak yazar daha önceden yaşanan olayları da okuyucuya ulaştırmak ister. Yukarıdaki kronolojinin trajik boyutlarından bir tanesi, Ahmet’in Ayşe ile çarpışmasıdır – eğer bu iki karakter çarpışmasa ve birbirlerinden özür dilemek için bir süre sohbet etmese, Ahmet yoluna devam edecek ve tuğla yere düştüğünde o noktada bulunmayacaktır.
 
Ancak bu durumu daha da kötü hale getiren, Ahmet’in oradan iş teslim gününde geçmesi ve işçilerin öğle arası vermeme kararıdır. Normal bir günde olacağı gibi, işçiler saat on ikide öğle arası verse, Ahmet yine bu kazaya karışmayacaktır.
 
Dolayısıyla, yazar işin bu ikinci boyutunu da okuyuculara sunmak isteyebilir. Ahmet’in tramvaydan inme sahnesiyle başlayan hikaye, bir “flashback” sahnesiyle saat dokuza gider ve işçilerin son gün gerginliğini, öğle arası vermeme kararını aktarır.
 
Flashback, yani olayları bölüp geçmişten bir kesit sunmak ve Flashforward, yani olayları bölüp gelecekten bir kesit sunmak, zaman açısından doğrusal olmayan anlatılarda en sık kullanılan yöntemler arasındadır.
 
Hikaye “Zaman” üzerinden değil, “Bakış Açıları” üzerinden ilerler
 
Yine sık kullanılan bir özellik, anlatının “ilerletici” unsuru olarak zaman yerine farklı bakış açılarını kullanmaktır. Böyle bir durumda, olaylar yaşandıkları zaman üzerinden değil, bu olayları yaşayan karakterler üzerinden ilerler. Örneğin, ilk bölümde Ayşe’nin saat dokuzdan on ikiye kadar yaşadıkları, ikinci bölümde işçilerin saat dokuzdan on ikiye kadar yaşadıkları, son bölümde ise Ahmet’in saat dokuzdan on ikiye kadar yaşadıkları anlatılır.
 
Böylece, yazar üç farklı noktada aynı zamanı farklı bakış açıları ile ele almış olur. Bu durumda da zamanın doğrusal olduğunu söylemek mümkün değildir, çünkü yazar tek bir zaman akışını takip etmek yerine, aynı noktaya tekrar tekrar dönüp hikayesini bu bakış açıları üzerinden kurgulamıştır.
 
“Dairesel Zaman” Kullanılır
 
Özellikle modern edebiyat eserlerinde kullanılan bir zaman mantığı da, hikayeyi “doğrusal” değil, “dairesel” bir şekilde ele almaktır. Burada hikaye, düz bir çizgi gibi ilerlemez, dönüp dolaşıp başladığı noktada sona erer.
 
Yukarıdaki kronoloji çerçevesinde bunun en mantıklı kullanımlarından bir tanesi, hikayeyi düşen bir tuğla ile başlatmak olacaktır. İnşaat işçilerinin tuğlayı çatıdan düşürmesiyle başlayan hikaye bakış açısı değiştirir, Ahmet’in evden çıkmasını, tramvaya binmesini, İstiklal Caddesi’ne çıkmasını, Ayşe ile çarpışmasını anlatır ve başta düşürülen tuğlanın kafasına isabet etmesiyle sona erer.
 
Böyle bir durumda, hikaye başladığı gibi, düşen bir tuğlayla sona ermiş, yani dairesel bir anlatı mantığı kullanılmış olacaktır.
 
İnsan Hafızası Taklit Edilmeye Çalışılır
 
Özellikle hafıza, anı ve insan beyninin çalışma mantığı gibi kavramlara önem veren eserlerde, yazarlar olayları bir insanın hatırladıklarına dayandırarak yazabilir. Hafızalarımız; edebiyatta zaman zaman görülebildiği gibi, kusursuz şeyler değildir. Bazı olayları “yanlış” hatırlarız, hatırladıklarımızı farklı şekilde yorumlarız, bizi üzen hatıraları hafızamızın derinlerine gömmeye çalışırız.
 
Benzer bir hafıza mantığı, edebiyat eserlerinde “doğrusal zaman” dışında bir zaman kullanımı için ele alınabilir. Yukarıdaki örnekten gidecek olursak, her şey bize Ayşe’nin bakış açısıyla anlatılabilir ve bir insanın ölümüne sebep olduğunu düşünen Ayşe, bazı detayları yanlış hatırlayabilir. Veya, Ayşe olayların nasıl geliştiğini beş bölümde anlatıp, altıncı bölümde restorasyon çalışmasındaki işçilerin neden ara vermediğini bir anda, “sonradan” hatırlayabilir ve hikayede de bu bilgi bize bu şekilde, “sonradan” sunulabilir.
 
Farklı Bir Zaman Mantığı Tercih Edilir
 
Yukarıdaki örnekler, yalnızca zamanın doğrusal bir şekilde ele alınmadan nasıl kullanılabileceğini göstermek için yazılmıştır. Farklı zaman kullanımları denemek, modern ve postmodern edebiyatın en önemli arayışları arasında yer aldığı için, bu olası yöntemlerin tamamını kısa bir yazıyla özetlemek mümkün değildir.
 
Ancak, doğrusal zaman şemasını ve bu farklı olasılıkları bilmek, edebiyatta zaman ile neler yapılabileceğini de daha iyi hayal edebilmenizi sağlayacaktır. Bu bilgiye gerçek anlamda hakim olmak için tek yapabileceğiniz şey, mümkün olduğu kadar fazla edebi eser okumaktır.

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı