Edebiyatta Tesadüfler


Tüm insanlar, günlük hayatlarının belli noktalarında tesadüflerle karşılaşır. Montumuzun cebinden tam o anda ihtiyacımız olduğu kadar para çıkması, yağmurun biz evden çıktığımız saniyede durması gibi hoş tesadüfler; veya bankamatikte sıra bize geldiğinde paranın bitmesi ya da tavlada rakibimizin üst üste dört kez düşeş atması gibi "korkunç" durumlar, neredeyse hepimizin başına gelmiştir. 

Bu nedenle, özellikle de gerçek hayattan fazla uzaklaşmayan edebiyat eserlerini okurken karşımıza çıkan tesadüflere fazla önem vermeyiz. Özellikle olayların akışına başarıyla yedirilen tesadüfler, doğaüstü olaylar olmadıkları için fazla dikkatimizi çekmez. 

Oysa, günlük hayattaki tesadüfler ile, edebiyattaki tesadüfler arasında çok ciddi bir fark bulunur: Günlük hayatta, tesadüfler gerçektir - gerçekleşme olasılığı çok düşük gibi gözüken olaylar, tamamen rastlantısal şekilde başımıza gelir ve bunlar (bir bilgisayar simulasyonunda yaşamadığımızı varsayarsak!) kimsenin planladığı şeyler değildir. Kadere inanan, şans diye bir şeyin varolmadığını düşünen, hayatımızın en ufak detaylara kadar "alın yazımıza göre" ilerlediğini savunan insanlar bile, bizim anlayabildiğimiz herhangi bir gücün hayatımızdaki rastlantılar üzerinde etki sahibi olduğunu iddia etmeyecektir. 

Edebiyattaki tesadüfler ise, ironik bir şekilde, aslında "tesadüf" olmaktan çok uzak olaylardır. Romanlar, hikayeler ve diğer eserler, bir yazar tarafından bilinçli şekilde yazıldığı için, burada sunulan tüm olaylar onların kontrolü altında, onların planlaması dahilinde gelişir. Dolayısıyla, edebiyatta gerçek anlamda "tesadüf" diye bir şey olamaz: Elbette, hikayenin gidişatı içindeki karakterler, tıpkı bizler gibi, kendi gerçekliklerinde "tesadüf" olarak nitelendirilebilecek olaylarla karşılaşabilir, ancak bunların tamamı, bir yazar tarafından son derece bilinçli şekilde kurgulanan ve şansla hiçbir ilgisi olmayan olaylar zincirinin parçalarıdır.
 

Edebiyatta "Tesadüf"

Tüm edebi eserler, bir yazar tarafından, bilinçli olarak kurgulanır. Bu nedenle, edebiyatta "tesadüf" diye bir şey olamaz - bir romanda karakterlerin tesadüf olarak yaşadığı şeylerin hepsi, yazarlar tarafından gayet bilinçli bir şekilde kurgulanmıştır. 
Bu durumda, "edebi tesadüfleri" bir edebiyat kavramı olarak düşünmek, bunları yazarların zaman zaman kullandığı hikaye anlatma ögeleri olarak değerlendirmek mantıklı olabilir. Bir başka deyişle, edebiyatta tesadüfler, yazar için anlattıkları hikayeyi oluşturmanın, ilerletmenin ve geliştirmenin bir yolu olarak düşünülebilir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, tesadüfler gerçek hayatın bir parçası olduğu için, bunların kullanılması edebiyat eserlerinin gücünü genelde zayıflatmaz. Ancak tesadüf kelimesinin sözlük anlamı, tamamen bu rastlantılara dayanan hikayelerin giderek gerçeklikten uzaklaşmasını sağlayabilir. 



Bunu daha iyi anlamak için, girişteki örnek faydalı olabilir. Tavla oynarken ilk zarın altı altı gelmesi çok da ciddi bir olay değildir. İki kere üst üste altı altı gelmesi bir tesadüftür. Üç kere üst üste altı altı gelmesi büyük bir tesadüf, dört kere üst üste altı altı gelmesi ise neredeyse imkansızdır. Eğer zar atıldıkça altı altı gelmeye devam ederse, bir noktadan sonra bunun artık tesadüfle falan ilgisi kalmadığını, zarların mutlaka hileli olduğunu gönül rahatlığıyla düşünebilirsiniz. 

Edebiyat eserleri de benzer şekilde ele alınabilir. Hikayenin gidişatının bir tesadüfe dayanması, hepimizin günlük hayatında tesadüflerin önemli rol oynaması gibi, normal bir durumdur. Ancak olaylar tamamen tesadüfler üzerinden ilerliyorsa, gerçekleşme olasılığı imkansıza yakın "tesadüfler" yaşanıyorsa, bu bir noktadan sonra yazarın olay örgüsünü başka şekilde ilerletmekte zorlandığını ve gerçeklikten uzaklaşarak, bir anlatı ögesi olarak "edebi tesadüflere" bağlı hale geldiğini gösterir. 

Edebi tesadüflerle zaman zaman kesişen bir başka kavram olarak, Deus Ex Machina kavramı örnek gösterilebilir. Bir noktadan sonra fazla karmaşık hale gelen ve içinden çıkılamayan kurgu ögelerinin, bir anda hikayeye ait olmayan dış bir unsur tarafından çözülmesi, deus ex machina olarak ifade edilir. Böyle bir "çözüm" bölümü yazmanın tipik yöntemlerinden bir tanesi, hikayenin yarattığı düğümleri "abartılı" bir tesadüf ile çözmektir.

Deus Ex Machina yazısında da görebileceğiniz şu örnek, bu durumun ideal bir örneğidir:

Örnek:
 
Ahmet ve Ayşe evlerine gelen haciz memurunu ertesi gün borçlarını ödeyeceklerini söyleyerek ikna ederler. Ancak devlete olan borçları tek maddi sıkıntıları değildir. Önceden kredi aldıkları banka sürekli son ödeme tarihinin geçtiğini hatırlatmaya başlamış, daha da kötüsü, kendilerine borç veren ve karanlık bir adam olan İhsan Bey evlerine tehdit mektupları yollamıştır.

Ahmet ve Ayşe tek çözümün kaçmak olduğuna karar verir, ancak İhsan Bey’in adamları onları bulur ve Ayşe’yi götürür: Ahmet iki gün içinde parayı ödemezse eşi öldürülecektir. Ahmet çaresizlikle bankaya gider, ancak burada yeniden borç para bulmak bir yana, üç gün içinde ödemesini yapmadığı takdirde tutuklanacağını öğrenir. Büyük bir umutsuzluk içinde eve giden Ahmet elini paltosunun cebine attığında bir piyango bileti bulur. Çaresizlikle sayıları kontrol eder ve kazandığını görür! Parasını alıp hem Ayşe’yi kurtarır, hem de bütün borçlarını tek seferde öder.

Edebiyatta tesadüfleri daha iyi anlamak için, Türk Edebiyatı'ndan tanınmış bir roman da örnek olarak kullanılabilir. Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu romanını okumadıysanız ve ileride okumak isteyebileceğinizi düşünüyorsanız, yazının devamını okumamanız daha faydalı olabilir!
Çalıkuşu romanında, hikayenin ilerlemesini sağlayan pek çok olay, gerçekleşme olasılığı çok düşük olan tesadüfler üzerinden ilerler. Bu tesadüflerin sayısı azımsanamayacak boyutta olduğu için, romanın bu tesadüfler tarafından şekillendirildiğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. 

İstanbul'dan Anadolu'ya giden Feride, "B..." şehrinde kendisini bitmek bilmeyen bürokratik sıkıntılar içinde bulur. Ne yaparsa yapsın ciddiye alınmayan, sürekli haksızlığa uğrayan ve hiçbir işi tamamlanmayan Feride, bu karışıklıktan büyük bir tesadüf sayesinde kurtulur: B... şehrindeki yetkililerin, bölge ile ilgili haber yapacağı için heyecanla bekledikleri Fransız gazeteci, Feride'nin İstanbul'daki okul arkadaşlarından birinin kocası çıkar. Bu sayede bir anda önem kazanan Feride'nin tüm sorunları da çözülmüş olur. 

Romanın ilerleyen bölümlerinde İzmir'e giden Feride, burada zengin bir ailenin kızlarına özel ders vermeye başlar. Bir gün, fotoğraf albümlerine bakarken, ailenin bir akrabasının evlendiği kişiyi görünce büyük şok yaşar: Bu kendisinin eski nişanlısı, İstanbul'dan ayrılıp Anadolu'ya gitmesinin sebebi Kamran'dan başkası değildir.

İzmir'den ayrılan Feride, Kuşadası'nda bir okulda çalışmaya başlar. Ancak, patlak veren savaş nedeniyle okul boşaltılır ve bir hastane olarak kullanılmaya başlanır. Burada hastalara yardımcı olan, hemşirelik yapan Feride, eski okuluna başhekim olarak gelen kişiyi görünce yine büyük bir şaşkınlık yaşar. B...'de yaşadığı bürokratik sıkıntılar sırasında, kısa bir dönem Zeyniler Köyü'nde öğretmenlik yapan Feride, burada Doktor Hayrullah ile tanışmıştır. 

Kuşadası'na başhekim olarak gelen kişi de, elbette, Doktor Hayrullah'ın ta kendisidir. Doktor Hayrullah, romanın ilerleyen bölümlerinde Feride'ye ciddi anlamda yardımcı olur, ve hikayenin mutlu son ile bitmesinin en önemli sebeplerinden biri haline gelir. 

Türkiye'nin en tanınmış edebiyat eleştirmenlerinden Fethi Naci'nin, bu durumu nasıl ele aldığını görmek, tesadüfleri bu kadar ön plana çıkartmanın edebiyatta neden "istenmeyen" bir durum olduğunu da gösterebilir. Çalıkuşu'nu "bir "rastlantılar" romanı" olarak tanımlayan Fethi Naci,romanın çok okunmasını Reşat Nuri'nin sayfalar arasına bol miktarda yerleştirdiği "göz yaşartıcı bombacıklara" (yani, aşırı duygusal sahnelere) ve "alabildiğine rastlantıya" bağlar.Eleştirmene göre, "Reşat Nuri, "okuru gönlünce yönlendirebilmek için" durmadan rastlantılara başvurur".3

Edebi tesadüfler, edebiyata konu olabilecek olaylarla; günlük sıradan olayları birbirinden ayıracak kadar önemli olabilir. Gerçek hayatta evinizi soyan hırsız, muhtemelen sizin hiç tanımadığınız, sizden tamamen alakasız birisidir. Evinizi soyan kişinin, yıllar önce kaybolan kardeşiniz olma ihtimali ise, romanlara konu olmaya layık bir senaryo olacaktır.

Ancak, yukarıdaki açıklamalarda da görüldüğü gibi, bir edebi eserin tamamen tesadüfler üzerinden ilerlemesi, kurguyu bir noktadan sonra gerçeklikten tamamen uzaklaştırabilir. Bu nedenle, edebi tesadüfleri değerlendirirken dikkatli olmak; bunların ne derece doğal olaylar, ne derece yazarlar tarafından kullanılan "kısayollar" olduğunu anlamaya çalışmak eserlerin doğasını da daha iyi anlamayı sağlayabilir.
 
Kaynaklar


Naci, Fethi. Yüz Yılın 100 Türk Romanı. İş Bankası Yayınları, 2. Baskı. s. 105
Naci, Fethi. Yüz Yılın 100 Türk Romanı. İş Bankası Yayınları, 2. Baskı. s. 111
Naci, Fethi. Yüz Yılın 100 Türk Romanı. İş Bankası Yayınları, 2. Baskı. s. 111

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı