Metinlerarasılık

Özellikle yirminci yüzyılda üretilen edebiyat eserlerinde büyük önem kazanan, modernizm ve  postmodernizm akımlarının en önemli öğelerinden biri haline gelen “metinlerarasılık” kavramını, “yazılan bir metnin başka metinlerle ilişkisi üzerinden anlaşılması ve yorumlanması” olarak tanımlayabiliriz.
 
Bu korkutucu bir tanım gibi gözükebilir, hatta tanımın kendi başına çok fazla bir şey ifade etmediği bile söylenebilir. “Metinlerarasılık” günümüzde pek çok farklı durumu kapsadığı ve farklı uzmanlar tarafından farklı şekillerde tanımlanabildiği için, kavramı basit bir cümleyle açıklamak neredeyse imkansız hale gelmiştir.
 
Yine de, yalnızca edebiyat eserleri açısından bakarak, bu ifade ile kastedilenin ne olduğunu daha basit açıklamalar ve örnekler ile rahatlıkla gösterebiliriz.
 
Edebiyat kapsamında Metinlerarasılık, yazılan metnin, herhangi bir şekilde, kendisinden önce yazılan metinlerden faydalanmasına verilen bir isimdir. Bu, birden fazla yöntemle ve farklı düzeylerde gerçekleşebilir.
 
Örneğin, James Joyce’un meşhur Ulysses romanının pek çok boyutu, Antik Yunan destanlarından Odysseia’nın modern bir kurgu dünyası içinde yeniden anlatılması olarak yazılmıştır. Bu açıdan, iki metin arasında bir ilişki vardır, ve Ulysses, metinlerarası bir bakış ile incelenebilir.
 
Metinlerarasılık tekniğinden söz edebilmemiz için, metnin baştan sona böyle bir etkileme veya yorumlama olmasına gerek yoktur. Bir roman, daha önce yazılmış bir metinden sadece bir bölümü alıntılayarak, başka bir yazı üzerine fikirler üreterek, veya orada aktarılan düşüncelerle bir “diyaloğa” girerek de bu tekniği kullanılabilir.
 
Bu konuya Türk Edebiyatı’ndan iyi bir örnek, İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası isimli romanıdır. Bu romanın ana karakterlerinden Uzun İhsan Efendi, Rene Descartes’ın Yöntem Üzerine Konuşmalar isimli kitabındaki “Düşünüyorum, öyleyse varım” cümlesinden etkilenir ve bu cümlenin kendisi üzerinde yarattığı etkiler, romanda yaşanan pek çok olayın merkezine yerleştirilir.
 
Metinlerarasılık kavramını ve bu kavramın farklı kullanımlarını daha iyi anlamak için, aşağıdaki tablo faydalı olabilir. En solda, kullanılabilecek yöntemin adını, yanında bu yöntemin bir romanda nasıl karşımıza çıkabileceğini ve en sağda çeşitli örnekler üzerinden olası “düzeyleri” görebilirsiniz.


 
Yöntem Açıklama “Kısa” Kullanım “Detaylı” Kullanım
Gönderme Yazar, daha önceden yazılmış bir metni doğrudan veya üstü kapalı olarak ifade eder. Romanın ana karakteri, okumakta olduğu kitabın adını arkadaşına söyler. Romanın bir bölümü, başka bir eserin ana konusunu hatırlatacak şekilde yazılmıştır.
Alıntı Yazar, daha önceden yazılmış bir metnin hikaye veya düşüncelerini kendi eserinde kullanır. Romanda işlenen cinayet Agatha Christie’nin bir romanındaki hikaye ile karşılaştırılır. Romanda işlenen cinayetin, Agatha Christie’nin bir romanındaki hikayeden ilham alınarak işlendiği anlaşılır. 
Direkt Alıntı Yazar, daha önceden yazılmış bir metnin bir kısmını doğrudan kendi kitabı içinde kullanır.

 
Yazar, başka bir kitabın en önemli cümlesini romanda kullanır. Yukarıda açıkladığımız Puslu Kıtalar Atlası, bunun iyi bir örneği olabilir. Yazar, başka bir metnin uzun bir bölümünü doğrudan hikayesine dahil eder.

 
Yorum / “Diyalog” Yazar, daha önceden yazılmış bir metinde ifade edilen fikirler üzerine yorum yapar, bunlara cevap verir. Başka bir eserde ifade edilen düşünceler, bir karakter tarafından cevaplanır. Örneğin, bir romanda, bir karakter, Descartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" cümlesine neden katılmadığını açıklar.
 
Metnin kendisi doğrudan başka bir esere karşı cevap olarak yazılmıştır.
 
Parodi Yazar, daha önceden yazılmış bir metni gülünçleştirerek yeniden ele alır. Romandaki karakterlerden bir tanesi, Harry Potter kitaplarındaki mantık hatalarını gülerek anlatır.
 
Bütün roman, başka bir eser ile “dalga geçmek” için yazılmıştır. Harry Potter serisinden sonra yazılan Barry Trotter serisi, bunun iyi bir örneği olabilir.
Pastiş Yazar, daha önceden yazılmış bir metni yeniden ele alır. Parodinin aksine, pastişler her zaman asıl metni gülünç hale getirmeye çalışmazlar. Romanın bir bölümü, Shakespeare’in oyunlarından meşhur bir sahneyi yeniden yorumlar.
 
Romanın tamamı Shakespeare’in yazdığı bir oyunu modern bir kurguda roman haline getirme amacıyla yazılmıştır.
İntihal Yazar, daha önceden yazılan bir metni veya bu metindeki fikirleri kendi emeğinin ürünüymüş gibi sunar. Başka bir metinde geçen güzel bir cümle, hiçbir açıklama olmadan, romanın kapanış cümlesi olarak kullanılır. Yazar, başka bir yazarın kaleme aldığı metni kendi eseri gibi gösterir.
 
 
Gönderme kavramı, çeşitli akademisyenler tarafından Metinlerarasılığın bir boyutu olarak görülse de, yukarıda örneği verilen basit durumlar için bu karmaşık kavramı kullanmak gerekli olmayabilir.
 
Bir romanda, başka bir eserin yalnızca adının geçtiği bir durum için “Metinlerarasılık” gibi karmaşık bir kavram kullanmak yerine, basitçe gönderme demek daha mantıklı olacaktır.

Metinlerarasılık tekniğinin ideal bir kullanımı, bu kavramın özgün bir şey üretmek için farklı metinlerden beslenmesi olarak ifade edilebilir. İntihal kavramı, net bir şekilde ifade edecek olursak, bir başkasının emeğini kendi çıkarı için kullanmak anlamına gelir. Bu durum, bazı akademisyenler tarafından metinlerarasılığın bir boyutu olarak görülse de, elbette, söz konusu edebi eserler olunca kullanılması meşru bir “yöntem” olarak değerlendirilmez

 

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı