Olay Öyküsü ve Durum Öyküsü

Edebiyat ile ilgili yazılar okuduğunuzda mutlaka karşınıza çıkacak iki kavram, “olay öyküsü” ve “durum öyküsü” kavramlarıdır. Bunlar, yazılan hikayeleri çok genel iki kategoriye ayırarak değerlendirmeyi mümkün kılar.


Çeşitli kaynaklarda, olay öyküleri ile tanınan Fransız yazar Maupassant’ın isminin de bu tarz hikayeleri tanımlamak için kullanıldığını görebilirsiniz.
 
Olay Öyküsü (Maupassant Tarzı Öykü)
 
Olay Öyküsü, isminden de anlaşılacağı gibi, merkezine bir veya birden fazla olayı koyan ve bu olayları anlatan öykülere verdiğimiz isimdir. Bu tarz hikayelerde merkeze konulan unsur ilgi çekici olaylardır. Romanın kahramanları, kurgusu, mekanı ve zamanı, bu olayların anlatılabilmesini mümkün kılacak şeklide oluşturulur ve hiçbir şey anlatılan olayın önüne geçmez.
 
Bu tarz öyküler, genellikle serim – düğüm – çözüm yapısıyla ilerler ve okuyucunun eserin sonu ile ilgili meraklanmasını sağlamaya çalışırlar.

 
 


Çeşitli kaynaklarda, "durum öyküsü" kavramının ünlü Rus hikaye yazarı Anton Çehov’un ismiyle anıldığını da görebilirsiniz.
 
Durum Öyküsü (Çehov Tarzı Öykü)
 
Olay öykülerinin aksine “Durum Öyküleri”, merkezlerine bir “olay” koymazlar. Bu romanlarda da olaylar konu alınabilmekle birlikte, asıl ağırlık karakterler arasındaki diyaloglar, karakterlerin hissettikleri, düşündükleri ve verdikleri tepkiler üzerindedir.
 
Yazarlar, böyle öyküleri kullanarak belli bir “durum” anlatmaya çalışırlar. Maksat okuyucuyu heyecanlandırarak onun hikayenin sonunu merak etmesini sağlamak değil, konu alınan durumu detaylı bir şekilde paylaşarak onun hislerine hitap etmektir. Bu bağlamda, durum öyküleri genellikle “serim – düğüm – çözüm” gibi bir mantıkla rahat bir şekilde ele alınamaz ve sonları da çoğu zaman olay öykülerinin finalleri kadar fazla şey ifade etmez: Çoğu zaman, durum öykülerinin sonları belli açılardan ucu açık bırakılır.
 
Durum Öyküsü ve Olay Öyküsü, belli edebi hikayeleri daha iyi sınıflandırmak amacıyla yaratılmış iki kavramdır. Ancak bir öykünün illa durum veya olay öyküsü şeklinde sınıflandırılması gibi bir zorunluluk yoktur. “Dünyadaki öykülerin yarısı durum öyküsü, yarısı olay öyküsüdür!” gibi bir şey söylemek kesinlikle mümkün değildir.


Her iki türün de özelliklerini taşıyan eserler olacağı gibi, bu kategorilerden ikisine de uymayan eserler de rahatlıkla bulabilirsiniz.

 

Durum Öyküsü ve Olay Öyküsü, genellikle kısa hikaye için kullanılsa da, benzer bir mantığı romanlara da uyarlayabiliriz.
 

 
Bir eserin olay öyküsü mü, yoksa durum öyküsü mü olduğunu anlamanın en iyi yollarından bir tanesi, bu hikayeyi özetlemeye çalışmaktır. Eğer hikayede yaşanan olayları rahatlıkla özetleyebiliyorsanız, bu bir olay öyküsüdür. Eğer özetlemeye çalıştığınızda bir karakterin düşündükleri, hissettikleri, bir olaya karşı verdiği tepkiler işinizi zorlaştırıyorsa, bu muhtemelen bir durum öyküsüdür.
 
 

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı