Türk Edebiyatı'nda Çukurova


Romanın tarihsel gelişim süreci ile ilgili söylenebilecek en temel bilgi, bu türün “şehirli” bir tür olduğu gerçeğidir. Klasik Batı romanları, çoğu zaman şehirleri ve şehirli insanları konu alır. Türk Edebiyatı’nın ilk romanları da buna bir istisna teşkil etmez. Nabizade Nazım’ın Karabibik örneğine karşın, gerçek anlamda “şehirden” uzak yerlerde geçen romanlar, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun konu alınmasına kadar Türk romanında görülmez.
 
Bu nedenle, Türk romanının en popüler “mekanının”, İstanbul ve daha sonra Ankara gibi şehirler olması şaşırtıcı değildir. Yazarların pek çoğu bu şehirlerde doğup büyüdüğü, ya da en azından buralarda eğitim aldığı için, edebiyat uzun süre büyük şehirlerin dışına çıkmaz.  
 
Ancak ilerleyen yıllarda, özellikle 1950 ve 60’larda ciddi bir ivme ile köylerde, kasabalarda, taşrada geçen eserler de kaleme alınmaya başlanır.  Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgiler almak için, Çukurova’da geçen edebiyat eserlerini de kapsayan köy romanı türü ile ilgili yazımıza göz atabilirsiniz:
 
Köy Romanı
 
Türkiye’nin güneyinde bulunan ve ülkenin en verimli tarım alanlarına sahip olan Çukurova bölgesi, bu anlamda Türk Edebiyatı’nda özel bir yere sahiptir.
 


Türkiye haritasında Çukurova'nın konumu
 
Binlerce tarım işçisine iş imkanı sağlayan, tarım sayesinde zenginleşen insanlara ev sahipliği yapan ve Adana ile Mersin gibi iki önemli şehir merkezini de kapsayan Çukurova bölgesi, bu koşullar nedeniyle edebiyat için “ideal” bir bölge haline gelir.
 
Özellikle toplum için sanat görüşünü benimseyen yazarların, bu bölgede çalışan tarım işçilerinin gözünden anlattıkları hikayeler, bu yıllarda giderek popülerleşir. Çukurova bölgesinde yaşayan ve çalışan insanların çektiği sıkıntılar, pek çok romana ilham verir. Bu sıkıntılara verilebilecek iyi örnekler, doğa koşulları; özellikle sıcak, sivrisinek, sıtma, yağmur gibi ögeler ve ağır çalışma koşulları, yoksulluk, sosyal eşitsizlik gibi insana dayalı unsurlar olarak ikiye ayrılabilir.
 
Bu koşulların ötesinde, Türk Edebiyatı’nda Çukurova’yı “özel” bir yere taşıyanın, eserlerinde bu bölgeyi çok sık ele alan iki yazar olduğu söylenebilir. Türk Edebiyatı’nın en büyük romancılarından Yaşar Kemal ile Orhan Kemal, bu bölgede yaşamış ve bu bölgeyi iyi tanıyan yazarlardır. Özellikle ismi Çukurova ile özdeşleşmiş olan Yaşar Kemal’in, son derece üretken bir yazar olması, Çukurova’yı Türk Edebiyatı’nın temel “mekan”larından biri haline getirir.
 
Orhan Kemal’in Eskici ve Oğulları (Eskici Dükkanı), Murtaza ve Bereketli Topraklar Üzerinde gibi romanları bu bölgede geçer. Yaşar Kemal’in ve Türk Edebiyatı’nın en meşhur romanlarından biri olan İnce Memed’in yanı sıra, Teneke, Hüyükteki Nar Ağacı, Yılanı Öldürseler ve Ortadirek gibi eserleri de Çukurova’yı konu alır.
 


Çukurova'nın en önemli tarım ürünlerinden bir tanesi, pamuk

Bu yazıda, yalnızca Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’den örnek vermemiz elbette yanıltıcı olmamalıdır. Bu kısa yazının tek amacı, özellikle Çukurova’da geçen romanları ele alırken, bu bölgenin Türk Edebiyatı’nda son derece önemli bir mekan olduğunu gösterebilmek ve burada geçen romanların birbirine bağlanması için bir zemin oluşturmaktır.
 
“Türk Edebiyatı’nda Çukurova” gibi bir başlık, burada birkaç cümleyle değerlendirilebilecek bir konu olmanın çok ötesindedir. Üzerine doktora tezi bile yazılabilecek kadar geniş bir konu olmasına rağmen, Çukurova’nın Türk Edebiyatı’nda önemli ve sık sık kullanılan bir öge olduğunu görmek, burada geçen romanların birbirleriyle karşılaştırılabilmesi ve daha iyi anlaşılabilmesi için sağlam bir temel hazırlamayı mümkün kılabilir.
 
Bu konuda daha detaylı listeler ve Çukurova’yı konu alan romanların detaylı incelemeleri için, sitemizin üst tarafında yer alan arama özelliğini kullanabilirsiniz.

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı