Toplum için Sanat


 
Sanat eserleri üretmenin ve bu üretilen sanat eserlerini değerlendirmenin pek çok farklı yolu var. Özellikle ülkemizde, edebiyat derslerinin değişmez kavramları olan "toplum için sanat" ve "sanat için sanat," bunlar arasındaki en meşhurları sayılabilir.
 
Bu yazıda, Türk Edebiyatı’nın pek çok döneminde büyük önem sahibi olan bir kavramı, “Toplum için Sanat” kavramını açıklamaya çalışacağız. 
 
Sanat için sanat ve toplum için sanat kavramları ayrı ayrı değerlendirilebilir, ancak bunların birbiriyle ilişkisini görebilmek, ikisini de daha iyi anlamayı sağlayacaktır. Bu nedenle, bu yazıyı “Sanat için Sanat” yazısıyla birlikte okuyabilirsiniz.  

 
Sadece ismine bakarak, “Toplum için Sanat” veya, “Sanat toplum içindir” gibi “sloganların” neyi savunduğunu anlaşılabilir: Bu anlayışa göre, sanat eserleri, topluma faydalı olacak şekilde üretilmeli, toplumsal konular eserlerin merkezine yerleştirilmelidir.
 
Toplum için sanat anlayışının temelinde yatan düşünce, sanat eserleri üreten insanların topluma “ulaşabilen”, geniş kitleler tarafından tanınan kişiler olmasıyla yakından alakalıdır. Sanatçılar, ürettikleri eserlerle pek çok okura, dinleyiciye veya izleyiciye ulaşabildikleri için, bu “güçleri” onlar üzerinde bir “sorumluluk” yaratır. Toplum için sanat yaklaşımına göre, bu sorumluluk, onları toplumsal konuları gündeme getirmeye, ve bir şekilde, topluma faydalı olmaya yönlendirmelidir.


Tanzimat döneminin pek çok yazarı gibi, Ahmet Mithat Efendi de eserlerinde sanatsal kaygılardan çok toplumsal mesajları ön plana çıkarmıştır. 
 
Sanatçılar, toplumsal açıdan değerli eserleri farklı açılardan üretebilir: Toplumdaki bir soruna dikkat çekmek, insanları bu sorunlar hakkında bilinçlendirmek, bunlarla ilgili önemli mesajlar vermek veya insanlara örnek olacak karakterler yaratmak, toplum için sanat anlayışının çeşitli boyutlarını oluşturabilir. Burada önemli olan, üretilen eserlerin bir şekilde topluma faydalı olması, “toplumsal değer” taşımasıdır.
 
Bu duruma Türk Edebiyatı’ndan pek çok örnek verilebilir. Edebiyatımızın önemli bir türü olan “köy romanları,” köylerdeki yaşam koşullarını ve köylülerin günlük hayatlarında yaşadığı zorlukları okuyuculara ulaştırma görevi üstlenir. Tanzimat döneminde yazılan romanların en meşhur özelliklerinden bir tanesi, Osmanlı toplumunu hızla etkisi altına alan Batı kültürünün “yanlış” boyutlarına karşı yapılan uyarılardır. Bu romanlarda sık sık Batı’nın iyi yanlarını almış, fakat kendi kültürünü de kesinlikle kaybetmemiş kahramanlar, örnek kişilikler olarak ön plana çıkarılır.
 
Toplum için sanat kavramını kullanırken mutlaka hatırlanması gereken bir nokta, bu kavramın “topluma faydalı olmak” gibi son derece sübjektif bir düşünce üzerine inşa edildiği gerçeğidir. Farklı görüşleri olan insanlar, toplumun nasıl olması gerektiği ile ilgili farklı fikirlere sahip olabilir – dolayısıyla, “toplum için sanat”ın yalnızca bir şekilde karşımıza çıkabileceği düşünülmemelidir. Çok dindar bir yazar ile, radikal solcu bir yazarın “toplumsal” görüşleri, birbirinden tamamen farklı olacaktır.
 
Buna somut bir örnek vermek için, Nihal Atsız ve Sabahattin Ali’yi kullanabiliriz. Bu yazarların her ikisi de “toplum için sanat” üreten yazarlar olarak tanınır – ancak savundukları görüşler - ve bu doğrultuda, ürettikleri eserler - birbirlerinden tamamen farklıdır.
 
Toplum için sanat, üretilen sanatın arkasındaki sebep olduğu kadar, bir değerlendirme unsuru olarak da kullanılabilir. Bu yaklaşımla, yazılan bir romanı başarılı veya başarısız yapan, bu romanın toplumsal konulara ne derece ve ne kadar başarıyla değindiği sorusudur.
 
Eğer bir roman, toplumsal meseleleri merkeze koyuyor, bunları “topluma faydalı olacak şekilde” işliyorsa, bu roman başarılı bir romandır. Sanatsal açıdan kusursuz olan bir eser ise, toplumsal konular açısından herhangi bir içerik sunmuyorsa, bu yaklaşıma göre iyi bir roman olarak kabul edilemez. 
 
Toplum için sanat anlayışına getirilen eleştiriler, genellikle bu yaklaşımın “mesaj verme” kaygısı üzerine yoğunlaşır. Sanatı farklı değerlendiren kişiler, bu anlayışı benimseyen sanatçıların toplumsal konuları fazla derinlemesine ele aldığına ve mesaj kaygısının zaman zaman sanatsal kalitenin önüne geçtiğine inanırlar. Bu nedenle, toplum için sanat düşüncesiyle üretilen eserlerin, teknik açıdan başarısız olmaya müsait olduğunu düşünürler.
 
Toplum için sanat anlayışı ile ilgili daha net bilgiler almak için bu konudaki videomuza göz atabilir, özellikle bu eleştirilere verilen cevabın bir boyutunu, Sanat için Sanat yazımızda görebilirsiniz.
 

 

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı