Ucu Açık Son

Özellikle geleneksel edebiyat eserlerinin takip ettiği olay örgüsü mantığı nedeniyle, roman ve hikayelerde, bahsedilen tüm konuların mantıklı bir sona ulaştırılması beklenir. Ancak özellikle modern edebiyat eserlerinde, durum her zaman böyle değildir. Okuyucunun hikayenin “sonu” ile ilgili her şeyi öğrenemediği bu eserlerde, “ucu açık” sonlar da görülebilir.
 
Bu yazıya devam etmeden, olay örgüsü yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.
 
Bilhassa “olay örgüsünün” en önemli unsur olmadığı romanlarda, yazarlar hikayelerinin ucunu açık bırakmayı seçebilirler. Bu teknik, birkaç farklı açıdan kullanılabilir.
 
En “bariz” kullanım, olay akışının “son” olarak nitelendirilemeyecek bir noktada kesilmesidir. Kahramanlar roman boyunca katilin kim olduğunu anlamaya çalışır, kimliğini bulur, onu kovalar, ve bir gemide sıkıştırır. Romanı bu noktada bitirmek, gemide kahramanlar ile katilin arasında yaşananları okuyucunun hayal gücüne bırakacaktır.
 
Yazarın sonunda ne olduğunu tam olarak açıklamadığı Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı, ucu açık sonlu romanlara iyi bir örnek olarak verilebilir. 

Bir başka ucu açık son kullanımı, olay örgüsünün bir sona ulaştırılması, ancak roman içindeki merak uyandırıcı unsurlardan bir veya birkaç tanesinin ulaştırılmaması ile gerçekleşebilir.
 
Ahmet ve Ayşe katili gemide sıkıştırır ve onun tutuklanmasını sağlar. Ancak roman boyunca aralarında bir aşk olan bu iki kahramanın ilişkisi giderek gerilmiştir. Yazar, katilin yakalandığını okuyucuya göstererek olayları sonuçlandırır, ancak Ahmet ile Ayşe’nin ilişkisinin geleceği soru işareti olarak bırakılır.
 
Bu teknik, yazarlar tarafından farklı şekillerde kullanılabileceği gibi, farklı amaçlarla da kullanılabilir.
 
Amacı bir “olay” anlatmak olmayan yazarlar, okuyucuya asıl ulaştırmaya çalıştıkları şeyi, örneğin bir karakteri, iki karakter arasındaki bir ilişkiyi, veya bir düşünceyi ulaştırdıklarını hissettikleri noktada olay örgüsünü kesip hikayelerini bitirebilirler.
 
Veya, asıl amaçları okuyucuların kafasını karıştırmak olan, yazdıkları hikaye veya roman boyunca okuyucuların beklentileriyle oynayan yazarlar, sonuçta da benzer bir yöntem kullanıp, hikayenin finalini okuyucunun kendi çıkarımlarıyla oluşturmasını sağlamak isteyebilirler.
 
Bir başka kullanım, olay örgüsünün sonucunun tam olarak belli olmadığı noktalarda, yani yazarların finalleri okuyucunun hayal gücüne bırakmak istedikleri noktalarda gerçekleşebilir. Tabi tüm bunlara rağmen, bir yazarın romanını bitirmemeyi tercih etmesinin yüzlerce sebebi, ve bunu başarmasının yüzlerce farklı yöntemi olabileceği unutulmamalıdır.
 
Ne gibi durumlarda ucu açık sonlardan bahsedebildiğimizi anlamak, nelerin “ucu açık son” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de görmemizi sağlar. Bir romanı, sonunu açık bırakarak bitirmek bir yazarın bilinçli olarak yaptığı bir tercihtir.
 
Bu nedenle, yazarın üzerinde çalışmayı bıraktığı, veya örneğin,  bitiremeden hayatını kaybettiği eserler için “ucu açık son” kavramını kullanmak doğru olmayacaktır. Bunlar, bir şekilde yarım kalmış veya tamamlanmamış romanlardır – hikayenin sonunda ne olduğunu okuyucuya söylememek yazarın bilinçli tercihi olmadığı için, bu eserleri kavramın dışında tutmak gerekir.
 
Aynı şekilde, heyecanlı bir noktada bilinçli olarak bitirilip, devamı “serinin” bir başka kitabına bırakılan eserler için de “ucu açık son” kavramı kullanılmamalıdır. Romanda bir kısmı anlatılan hikaye, daha sonraki kitaplarda tamamlanacağı için ortada aslında “ucu açık” bir şey kalmayacaktır – bu, yazarın sayfa sayısını fazla uzatmayarak okunabilir eserler yazmak, veya maddi kazanç sağlamak için başvurduğu bir yöntemdir.
 
Bu durumla ilgili bilgi almak için cliffhanger yazımıza göz atabilirsiniz.
 

 

Tamamlanmamış Roman


Mesire Yerleri


Önseme (Foreshadowing) Nedir?


Klasik Roman Yapısı