Eylembilim Oğuz Atay


Tamamlanmamış olduğu için görece kısa bir kitap olan Eylembilim’de kapsamlı şekilde değerlendirilen tek karakter Server Gözbudak’tır. Roman, üniversitede matematik profesörü olan Server Gözbudak’ın yazdığı hatıralar olarak sunulur.
 
Roman boyunca Server’in karakterini tanımlayan temel unsur; herkes gibi olmama, farklı bir hayat yaşama veya hayatta farklı anlamların peşinde koşma çabasıdır. Romanın başında Server, yıllarca profesör olmak için uğraşmış olmasına karşın, bunun kendisi gibi pek çok insana yapıştırılan bir “etiket” olduğunu düşünür. “İnsan” gibi, “X” gibi genel bir deyim olmaya katlanamayacağını ana karakter, hatıralarını yazmaktaki temel amacının da bütün hayatını “yeni baştan düşünmek” olduğunu ifade eder.[1]
 
Sıradan bir burjuva hayatının rutinlerini ve değerlerini eleştirmek açısından Oğuz Atay’ın daha önceki romanlarında yarattığı karakterleri de hatırlatan Server’in romanda en çok incelenen özelliği yaşadığı ikilemlerdir.
 
Romanda düşündüklerinden, geçmişinden ve yaptıklarından Server’in solcu olduğu anlaşılır.[2] Gençliğinde öğrenci eylemlerine katılmış olan, öldürülen öğrenci konusunda yaşanan olaylar sırasında üniversitedeki işgal eylemine katılan Server, buna karşın sol fikirlere zıt bir hayat yaşamaktadır. Evin taksitleri gibi, mobilya borçları gibi, bir profesör olarak ait olduğu sosyal sınıfın sorunları ile uğraşır. 
 
Server, bir taraftan burjuva yaşam tarzı ve değerleri içinde yaşarken, diğer taraftan sol politik görüşlere sahip olmanın getirdiği “yabancılaşmayı” yaşar. Ancak, bu hayat tarzını oluşturmadan önce, öğrencilik yıllarında yaşadığı yoksul ve yalnız hayatı da özlemediği anlaşılır: Sınıfta eski arkadaşı Murat İkinci’yi gördüğünde, yaşamakta olduğu hayat tarzı nedeniyle suçluluk hissetse de, eve döndüğünde gençliğinde yakalandığı bir hastalığı, soğuk ve içinde böcekler gezen bir evde nasıl yalnız başına yaşamaya çalıştığını hatırlar.


Server Gözbudak'ın roman boyunca yaşadığı ikilemlere bazı örnekler
 
Server, benzer ikilemleri yine Oğuz Atay’ın sık sık değindiği konulardan Doğu – Batı konusunda da yaşar. Bir taraftan, okuldaki profesörlerin, “Tanzimattan (sic) beri ülkemizin mutlu azınlığının tanıdığı bir aydın”[3] bakış açısından savunduğu batı hayranlığını eleştirir[4], ancak diğer taraftan, kendisi de bu hayat tarzı ile yetişmiştir. Romanın ana karakteri, hatıralarını yazarken hayatındaki bu ikilemlerin - veya kendi seçtiği kelime ile - ikircillerin bilincinde olduğunu ifade eder.[5]
 

Romanın ana karakterinde dikkat çeken bir başka nokta, ilgi çekeceğini veya kendisini farklı göstereceğini düşündüğü davranışlarda bulunma eğilimidir. Server, dekanın zorlaması ile gittiği öğrenci forumunda, anlık bir kararla, adeta bir “maceraya sürüklenerek”[6] konuşma yapar ve arkadaşları öldürülen öğrencilerin tam olarak duymak istediklerini söyler. Bundan sonra, kısa süreliğine öğrenciler tarafından omuzlarda taşınan matematik profesörü, konuşması sırasında yaptığı teklifi neredeyse kendisinin bile beklemediğini düşünür.[7]
 
Server’in tam olarak planlamadan, ağırlıklı olarak dikkat çekmek ve takdir kazanmak için yaptığı hissedilen bu davranışlarına çok daha somut bir örnek, gençliğinde katıldığı bir yemekte karşımıza çıkar. O yıllarda genç bir adam olan profesör, Türkiye’de yeteri kadar roman yazılmamasını, ülkedeki intihar oranının düşüklüğü ile bağdaştıran kişilere tepki olarak bazı örnekler verir.
 
Fakat verdiği örnekler dinleyicileri tatmin etmez. Anlattığı intihar vakalarının konu ile ilgisi olmadığını düşünen dinleyiciler, Server’den “önemli bir intihar anlatmasını, göstermesini” ister.
 
Server’in bu “meydan okumaya” cevabı, elindeki içki bardağını kırıp bileklerini kesmeye çalışmak olur. Server, bunu yaptığı sırada oldukça sarhoş olsa da, böyle bir konuşma sırasında, yalnızca bu meydan okuma nedeniyle kendini öldürmeye çalışması, karakterinin tuhaf boyutlarından biri olarak değerlendirilebilir.
 
İntihar, Oğuz Atay’ın özellikle Tutunamayanlar’da detaylı olarak ele aldığı bir konu olduğu ve bu romanın başında Server Gözbudak’ın da hayatını kaybetmiş olduğu ifade edildiği için, romanın ana karakterinin bir noktada kendisini gerçekten öldürmüş olma ihtimali de göz ardı edilemez. Roman tamamlanmadığı için, hem bu konunun, hem de Server’in hayatındaki ikilemlerin, karakterinin tuhaf boyutlarının ve içinde bulunduğu bunalımdan çıkış sürecinin gerçek anlamda değerlendirilmesi mümkün değildir.  
 
[1] s. 18 - 19
[2] s. 26, s. 29, s. 79
[3] s. 31
[4] s. 30 - 31
[5] s. 57
[6] s. 47
[7] s. 48