Karartma Geceleri Rıfat Ilgaz

Karartma Geceleri’ni okurken faydalı olabilecek temel arka plan bilgileri, üç temel bölüm altında değerlendirilebilir. Bunları basit başlıklar halinde, “Türkiye ve II. Dünya Savaşı”, “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Sağ – Sol Çatışması” ve “Rıfat Ilgaz”  olarak sınıflandırabiliriz. Bu konular, birbirinden bağımsız maddeler olmadığı için, ayrı ayrı olarak değil, bir arada değerlendirmek daha mantıklı olabilir.
 
Türkiye ve İkinci Dünya Savaşı
 
Romana ismini veren “Karartma Geceleri”, aslında eserin II. Dünya Savaşı ile bağlantısını da somut bir şekilde ortaya koyar niteliktedir. Türkiye Cumhuriyeti 1939 – 1945 yılları arasında yapılan II. Dünya Savaşı’na katılmaz. Dünyanın büyük bölümü bu dönemde savaş yılları yaşarken, Türkiye savaşın son günlerine kadar tarafsız kalır, Almanya’nın yenilgisi kesinleştikten sonra Mihver Devletleri'ne “formalite gereği” savaş ilan eder.
 
Tabi Türkiye’nin savaşa katılmadığını söylemek ile, Türkiye’nin savaştan etkilenmediğini söylemek, birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Savaş yıllarında ticaret ve ekonominin büyük darbeler alması nedeniyle, ülkede büyük bir yoksulluk başlar. Türkiye bu dönemde başka ülkelerle savaşmaz, ancak açlık, kıtlık ve yokluk gibi unsurlarla savaşmak durumunda kalır.
 
Romanın gidişatı içinde bu durumu ortaya koyan pek çok olay görülebilir. Mustafa Ural, romanın başında karnesini evde bıraktığı için ekmek alamaz. Günümüzde ülkemizin “olmazsa olmazı” olarak gördüğümüz çay konusunda bile kıtlık vardır: Pek çok ev, lokanta ve kahvede çay satılmaz, insanlar daha yaygın olarak bulunduğu için ıhlamur kaynatıp içerler. Çay, ancak özel durumlarda içilen bir lüks haline gelmiştir. Tüm bunlar, romanın İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçmesiyle açıklanabilir.
 
II. Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerindeki bir diğer etkisi, romana da ismini veren karartmalardır. Her ne kadar Türkiye savaşa girmemeyi tercih etmiş olsa da, 1940’lı yılların ilk yarısında ülkenin isteksiz bir şekilde savaşmaya zorlanabileceği korkusu hakimdir.


Yukarıdaki haritada mavi ile işaretlenen bölgelerin, II. Dünya Savaşı'nda Almanya etkisi altında olması, Türkiye'nin savaşa zorlanma korkusunu da daha iyi görmenizi sağlayabilir. 
 
Doğu Avrupa’da Polonya, Avusturya, Romanya ve hatta Bulgaristan ve Yunanistan gibi bölgeleri işgal eden Almanya veya müttefiklerinden birinin, ya da Sovyetler Birliği ve savaşın diğer tarafındaki ülkelerin Türkiye’ye bir hava saldırısı düzenleyebileceği korkusu, ülke genelinde bir “karartma” uygulamasının başlamasına neden olur.
 
İlk olarak sadece tatbikat amacıyla yapılan ve uçaklara hedef olmamak için geceleri her türlü aydınlatma kaynağının kapatılması anlamına gelen bu uygulama, savaşın ilerleyen yıllarında zorunlu ve düzenli bir uygulama haline gelir. Romana ismini veren “Karartma Geceleri”, bu uygulamadan gelir.
 
Sağ – Sol Çatışması
 
Romanın arka planında önemli rol oynayan koşullardan bir tanesi de, 1940’lı yıllarda devam eden sağ – sol çatışmasıdır. Henüz 1970’li yıllardaki gibi, ülkenin her kesimine yayılmış, kaotik bir boyutta olmasa da, bu devrin aydınları arasında siyasi bir mücadele baş gösterir. Bir tarafta, aşırı milliyetçiliği benimseyen “Turancı”, sağcı aydınlar yer alırken, diğer tarafta solcu, sosyalizme yakın kişiler bulunur.
 
Karartma Geceleri’nin ana karakteri Mustafa Ural, yazar tarafından bir şair olarak kurgulandığı için, bu aydınlar arasında yer alan, edebiyat tarihimizin önemli figürlerini tanıyan birisi olarak karşımıza çıkar. Toplumcu şiirleriyle ve solculuğuyla tanınan Nazım Hikmet ve yine politik görüşleri nedeniyle öldürülen Sabahattin Ali gibi yazar ve şairlerin adı sık sık kullanıldığı gibi, bu yazarların politik görüşleri nedeniyle yaşadıkları zorluklar gündeme getirilir. Romanın geçtiği günlerde solculuk bir suç olduğundan, Mustafa Ural’ın bu görüşe yakın şiirler yazması onun başını derde sokan en büyük unsur olarak gösterilir.
 
Rıfat Ilgaz, romanda yalnızca solcu yazarlardan değil, onların karşısında yer alan aşırı milliyetçi Nihal Atsız gibi yazarlardan da bahseder, yer yer onların yazdığı yazılara cevaplar verir. Sabahattin Ali’nin kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle Nihat Atsız’a karşı açtığı dava, romanda da Mustafa Ural tarafından gazetelerden takip edilir.
 
Bu durumun II. Dünya Savaşı ile alakası, aşırı sağcı kesimin savaşta yine aşırı sağcı olan Almanya’yı desteklemesi ile açıklanabilir. 1943 yılının ortalarına doğru, savaşın seyri Almanya’nın aleyhine dönünce, İsmet İnönü bir konuşmasında sağcılık ve ırkçılığın da solculuk gibi bir suç olduğunu ifade eder (s. 254). Bundan sonra aşırı sağcılar aleyhinde alınan kararlar ve onlara karşı yapılan operasyonlar da romanın gidişatında gündeme getirilir.
 
Rıfat Ilgaz
 
Tüm bu açıklananlardan sonra zaten bir ölçüde tahmin edebileceğiniz gibi, arka plan bilgilerinin Rıfat Ilgaz ile alakası da, bu romanın içerdiği otobiyografik unsurlardan kaynaklanır. Kendisi de politik olarak sola yakın bir yazar olan Ilgaz, romanında Mustafa Ural çevresinde geliştirdiği olayların pek çoğunu, bu dönemde bizzat kendisi de yaşamıştır.
 
Normal şartlarda bir romanın yazılmasına doğrudan etki eden koşullar olduğu için, Rıfat Ilgaz ile Mustafa Ural arasındaki benzerlikleri Arka Plan bölümümüzde sunmamız gerekirdi.
 
Ancak, bu durumda yazar ile yarattığı karakter arasındaki benzerlikleri öğrenmek, okuma zevkinizi kaçıracak boyutta olabilir. Romanı zaten okuduysanız veya bu riski göze almak istiyorsanız, Önemli Karakterler bölümümüzde Mustafa Ural sekmesini inceleyebilirsiniz.