Zavallı Çocuk Namık Kemal

Oyundaki Karakterler Hakkında Bir Not
Şefika
Ata
Halil Bey
Tahire Hanım
Pek çok Tanzimat eserinde olduğu gibi, Zavallı Çocuk'da da karakterlerin modern edebiyat karakterleri olduğunu söylemek zordur. Namık Kemal, çok boyutlu, gerçekçi karakterler yaratmak yerine, mesajını vermeyi kolaylaştıracak, yalnızca bu mesaj etrafında varolan karakterler kullanır. Bir başka deyişle, karakterler gerçek insanları yansıtmaktan çok, kurgu içindeki görevlerini yerine getirmekle yetinir. 

Ahmet Hamdi Tanpınar, bu durumu şu şekilde analiz eder: 

Bu basit vak'a oldukça düzgün bir dille - fakat hiçbir gelişmeye imkan vermeyen bir çerçeve içinde - yazılmıştır. Ne Şefika'nın, ne Ata'nın, ne de anne ve babasının vak'a dışında bir hayatları olduğunu tasavvur güçtür. Şahıslar davanın ispatı için yaratılmışlardır.1

Bu nedenle, hem Zavallı Çocuk'u okurken, hem de buradaki karakter çözümlemelerini incelerken, eserdeki karakterlerin modern edebiyat eserlerinde görmeye alışık olduğumuz karakterlere göre biraz daha "tek boyutlu" olabileceğini hatırlamak faydalı olabilir. 

 
1 Tanpınar, Ahmet Hamdi. XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Yapı Kredi Yayınları, 8. Baskı (2010) s. 347
Oyunun başlığı olan "Zavallı Çocuk" ifadesi kendisini kastettiği için, oyunun ana karakterinin Şefika olduğu rahatlıkla söylenebilir. 

Oyun başladığında henüz on dört yaşında olan Şefika, oyun boyunca birlikte büyüdüğü Ata'ya karşı duyduğu aşkla varolur. Henüz yeni yeni öğrendiği bu duyguyu anlamaya çalışan ve Ata'nın da kendisini sevdiğini öğrenen Şefika, oyunun başında yalnızca bu duygu ile sunulur. 

Ancak Namık Kemal, Şefika'yı aynı zamanda ailesine bağlı, ailesinin sözünden çıkmayan, utangaç ve itaatkar bir kız olarak kurgular. Bu nedenle, ailesini maddi sıkıntılardan kurtarmak için Paşa ile evlenmesi gündeme geldiğinde, Şefika Ata'ya karşı olan hislerini bile bir kenara bırakır.

Ailesinin sözünden çıkmaması ve her koşulda onların dediğini yapması, Şefika'yı Tanzimat Edebiyatı'nın "tamamen iyi" karakterlerinden bir tanesi haline getirir. Okuyucu veya izleyici, Şefika'nın Ata'ya karşı duyduğu aşkın gerçek bir aşk olduğunu bildiğinden, onun bu konuda ailesine karşı çıkmasını, Ata ile birlikte olabilmek için mücadele etmesini de anlayışla karşılayacaktır - fakat Namık Kemal karakterine böyle bir boyut katmaz. Şefika, ailesinin isteklerine hiçbir koşulda karşı çıkmayan, onların maddi durumunu düzeltebilmek için kendisini seve seve feda eden bir karakter olarak yazılmıştır.

Analiz bölümünden daha detaylı okuyabileceğiniz gibi, Şefika kendisini bu evlilik için feda etmeye hazır olsa da, bedeni bu fedakarlığa dayanamaz. Paşa ile evlenmek zorunda kalan Şefika, üzüntüsünden verem olur ve oyunun sonunda hayatını kaybeder. Bu şekilde, Şefika Namık Kemal'in vermek istediği toplumsal mesajın güçlü bir sembolü haline gelir. 
Şefika'ya aşık olan Ata, oyunun önemli karakterlerinden bir tanesidir. Ancak merkezdeki aşk ilişkisinin iki parçasından bir tanesi olmasına karşın, Ata'nın karakteri hiçbir noktada kurgunun gerektirdiği sınırların ötesine geçmez. Bir başka deyişle, Namık Kemal Ata'yı gerçek bir insan olarak kurgulamak yerine, kurgudaki çarkların dönmesini sağlayan edebi bir araç olarak kullanır. 

Ata'nın Şefika'yla yaşadığı ilişki, oyunun merkezinde yer alır. Bunun dışında, Ata'nın karakterinin tüm boyutları oyunun gerektirdiği şekilde planlanır. Bu durum, aşağıdaki şemadan da rahatlıkla görülebilir.
Oyunun sonunda, Ata da tıpkı Şefika gibi hayatını kaybeder. Onun tıp konusunda geleceği çok parlak bir genç olması ve ailenin maddi çıkar amacıyla yapılan bir evlilik konusundaki ısrarı nedeniyle hayatını kaybetmesi, Namık Kemal'in toplumsal mesajını da güçlendirir. 
Şefika'nın babası Halil Bey, Zavallı Çocuk'daki ilginç karakterlerden bir tanesi olarak tanımlanabilir. 

Her ne kadar Zavallı Çocuk'un konusu Şefika'nın ailesi tarafından zorla paşayla evlendirilmesi üzerine kurulsa da, Halil Bey bu zorlamanın içinde yer almaz, hatta kızının kendisinden yaşça çok büyük olan paşayla evlendirilmesine doğrudan karşı çıkar. Oyunun ikinci perdesinde, kızının Ata'ya karşı bir şeyler hissettiğini bile sezer, ancak bu Şefika bunu reddedince işleri oluruna bırakır. 

Bu açıdan Halil Bey, kızının iyiliğini düşünen, onun mutlu olmasını elde edeceği maddi rahatlığa tercih eden, "olumlu" bir karakter olarak karşımıza çıkar. Halil Bey'in bu "olumlu" yapısı, eşi Tahire Hanım'ı da oyunun "olumsuz" karakteri haline getirir. 
Halil Bey'in karısı ve Şefika'nın annesi olan Tahire Hanım, oyunun "olumsuz" karakteridir. Kızını istemediği halde paşayla evlenmeye zorlayan Tahire Hanım, yalnızca bu sebeple değil, oyunun genelinde "kötü", Namık Kemal'in düşüncelerinin tam tersini ifade eden bir karakter olarak kullanılır. Ancak oyunun son perdesinde yaşananlar, Tahire Hanım'ın tamamen kötü bir insan olmadığını da gösterir niteliktedir. 

Tahire Hanım oyuna ikinci perdede, kızının paşayla evlenmesi konusuyla dahil olur. Halil Bey bu konuda kararsızlık yaşarken, Tahire Hanım Şefika'nın mutlaka evlendirilmesi gerektiğini savunur. Şefika'nın evlenmek isteyeceği kişiyi kendi seçmesi, evliliğin anne baba tarafından ayarlanmaması gibi fikirler, Tahire Hanım için söz konusu bile olamaz.

TAHİRE HANIM: Allah, Allah! O yaşta çocuk sevdayı ne bilecek? Zahir on dört yaşında masumları bırakalım, istedikleri gibi evlensinler, istedikleri adama varsınlar, öyle mi? Sonra dünyada annenin, babanın ne lüzumu kalır? Şimdi Şefika mesela kasabın çırağını seviyorum derse kolundan tutalım da koynuna mı atıverelim? 1

Üstelik Tahire Hanım sadece evlilik konusu ile sınırlı kalmaz, dönemin her türlü "modern" fikrine karşı çıkar. Bir doktor olmak için eğitim alan Ata'nın "emeğiyle" kazanacağı parayı açıkça reddeden Tahire Hanım, paşanın "hazır" servetini açık bir şekilde tercih eder: 

TAHİRE HANIM: Allah esirgesin, hastalardır. Para alıp da can besleyecek değil mi?
 
HALİL BEY: Hastayı hasta edip de parasını almayacak, iyi etmeğe çalışacak da alacak.

TAHİRE HANIM: İyi olmayanlardan almaz mı?

HALİL BEY: Alırsa emeğinin mukabili alır.

TAHİRE HANIM: Ben öyle emekle kazanılan parayı istemem.

HALİL BEY: Ya nasıl para istersin? Mutlaka devlet hazinesinden, fukara çıkınından gelmeli öyle mi? 2


Oyunun sonundaki duruma yol açması ile birlikte bütün bunlar, Tahire Hanım'ı tek boyutlu bir "kötü karakter" olarak görmeyi oldukça kolay hale getirir. Bununla birlikte, oyunun sonu geldiğinde, Tahire Hanım'ın gerçekten kötü bir insan olduğunu söylemek de mümkün değildir. 

Bütün bunları inanarak savunmuş olan Tahire Hanım, dolaylı olarak kızının başına gelenlerin de sorumlusu olarak gösterilebilir. Fakat oyunun sonunda Tahire Hanım da yaptığının yanlış bir şey olduğunu anlar. Yaşananlardan dolayı pişmanlık duyması, hatta kızını paşaya verme sebebi olan parayı bile umursamaması, onun bir insan olarak kötü olmadığını, yalnızca yanlış şeylere inandığını ve bunun bedelini ödediğini gösterir. Üstelik bu pişmanlık yalnızca Şefika ve Ata'nın ölümüyle değil, Şefika'nın ölümü henüz söz konusu değilken de gündeme gelir: 
 

ŞEFİKA: Ah! Anneciğim. Nedir o elinizdeki kağıt? Sarrafın senedi mi geldi? Elhamdülillah! Bari çektiğim eziyetler bütün bütün boşuna gitmedi. Senedi paşa mı göndermiş? İnsaniyetliymiş. Allah ne muradı varsa versin. Bana bu halimde büyük teselli oldu.

TAHİRE HANIM: Kızım! Kurban olayım öyle şeyler düşünme! Annene merhamet  et. Hay Allah canımı alsın.3

 
Dipnotlar

1 Zavallı Çocuk, s. 15

Zavallı Çocuk, s. 16

3 Zavallı Çocuk, s. 28