Kurtuluş Savaşı Romanlarına Giriş Niteliğinde Beş Eser


Kurtuluş Savaşı'nın Türkiye tarihinin en önemli olaylarından bir tanesi olduğu tartışılmaz bir gerçek. Bu nedenle, 1919 - 22 yılları arasında gerçekleşen, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan bu mücadele, Türk Edebiyatı'nda da sık sık karşımıza çıkıyor. Kurtuluş Savaşı'na farklı açılardan değinen onlarca roman var: Bu mücadele sırasında farklı bölgelerde geçen romanlar, işgal altındaki İstanbul'dan bakan romanlar, hatta Kurtuluş Savaşı'nı bir hapishaneden takip ettiğimiz eserler... 

Ancak tüm bunlara rağmen, en çok tanınan Kurtuluş Savaşı romanları Ankara'da geçen, Milli Mücadele ruhunu yücelten, savaşa doğrudan veya dolaylı olarak katkı yapan karakterlere yoğunlaşan eserler olmayı sürdürüyor. Edebiyatımızda "Kurtuluş Savaşı Romanları" gibi bir türden bahsetmeyi mümkün kılan bu romanların, çeşitli ilginç özellikleri de yok değil: Kadın karakterleri merkeze çıkartmanın çok yaygın bir tercih olması veya asıl düşmanların savaşılan Yunanlılar'dan çok onlara destek olan, "işbirlikçi" ve "Kuvayı Milliye Düşmanı" Türkler olması, bunların bazı örnekleri.

Bu romanların bazı genel özelliklerini görmek için, Kurtuluş Savaşı Romanı isimli yazımıza göz atabilirsiniz. 

İşte tüm bunları ve daha fazlasını görebilmek için okuyabileceğiniz beş önemli Kurtuluş Savaşı romanı! 
 

1 - Ateşten Gömlek, Halide Edip Adıvar (1922) 


Kurtuluş Savaşı Romanı diye bir türden bahsedip, listeye bu türü ortaya çıkaran eserle başlamadan olmaz. 1922 yılında, Kurtuluş Savaşı devam ederken yayımlanan bu roman, merkeze Ayşe, Peyami ve Binbaşı İhsan karakterlerini merkeze koyuyor. Özellikle Ayşe'nin hemşirelik yapması ile, Halide Edip'in Kurtuluş Savaşı'nda kendi yaşadığı deneyimleri de aktarmasına olanak sağlayan eser, Türk Edebiyatı'nda Kurtuluş Savaşı ile ilgili yayımlanan ilk roman olarak gösteriliyor. 

2 - Vurun Kahpeye, Halide Edip Adıvar (1923)


Halide Edip'in Ateşten Gömlek'ten kısa süre sonra yayımladığı Vurun Kahpeye, Kurtuluş Savaşı'na yoğunlaşan romanların önemli bir özelliğini ortaya koyuyor. Anadolu'da bir kasabada öğretmenlik yapmaya başlayan Aliye, kısa süre sonra Yunan İşgali ile yüzyüze geliyor. Kuvayı Milliye'yi coşkuyla destekleyen, öğrencilerine de bu değerleri aşılamaya çalışan Aliye'nin en büyük düşmanları ise, Yunan askerleri ve subayları değil, kendi kasabasında yalnızca kişisel çıkarlarını düşünen, Yunan ordusu ile işbirliği yapan vatandaşları oluyor. 

3 - Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1932)

Kurtuluş Savaşı'nın önemli bir toplumsal sonucu, İstanbul'da, büyük bir şehirde, batılı bir eğitim alan ve bu hayat tarzında yaşayan pek çok insanın, Milli Mücadele'ye katılmak için Anadolu'ya geçmesi oluyor. Bu dönemde şehirleşmemiş, batılılaşmamış olan Anadolu kasaba ve köylerinde yaşayanlar ile, İstanbul'da büyümüş insanlar arasında büyük bir kültürel kopukluk bulunuyor. 

Yakup Kadri'nin tanınnmış romanlarından Yaban, bu durumu, halk ile "aydın" arasındaki iletişimsizliği ve farklılığı göstermeye çalışan bir eser. Elbette, olayların merkezinde bu iki grubu karşı karşıya getiren olay, Kurtuluş Savaşı yatıyor. 

4 - Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1934)


Yakup Kadri'nin Yaban'dan sonra yazdığı roman, Ankara, üç bölümden oluşuyor: Birinci bölüm Milli Mücadele yıllarında, ikinci bölüm 1930'larda ve son bölüm yazarın hayal ettiği şekilde 1940'larda Ankara'yı konu alıyor. 

Romanın birinci bölümü, tipik bir Kurtuluş Savaşı romanının pek çok özelliğini taşıyor. Ancak özellikle Milli Mücadele ruhunun kısa süre içinde kaybedilmesi, Yakup Kadri'yi çok önemli bir soruyu sormaya itiyor: Savaşı kazandık, ama sonra ne oldu?

Bu farklı yaklaşım, Ankara'yı da klasik Kurtuluş Savaşı romanlarından bir ölçüde ayırıyor, ama bunları oluşturan pek çok tema romanda tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. 

5 - Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman (2005)


Yakup Kadri ve Halide Edip, Kurtuluş Savaşı'nı anlatan "tipik" romanlardan söz ettiğimizde akla gelen iki önemli yazar olsa da, Kurtuluş Savaşı'na bu yaklaşımla bakması için bir romanın onlar tarafından yazılması veya 1920'li, 30'lu yıllarda yazılması gerekmiyor. 

Bunun belki de en büyük örneği, 2005 yılında yayımlanan ve kısa sürede yüzbinlerce satan Şu Çılgın Türkler romanı. Daha önceden Kurtuluş isimli dizinin senaristliğini de yapmış olan Turgut Özakman tarafından yazılan bu eser, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan olayları kurmaca olmayan bir eser ciddiyetinde ele alan bir kitap. Milli Mücadele ruhunun yüceltilmesi, savaşa Ankara'dan yaklaşılması ve pek çok toplumsal konuyu gündeme getirmesi ile, Şu Çılgın Türkler Kurtuluş Savaşı hakkında yazılmış en önemli eserlerden biri olmayı da sürdürüyor. 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Türk Edebiyatı'nda Kurtuluş Savaşı'nı merkeze koyan veya bu savaşla belli ölçüde alakalı olan onlarca roman var. Bu listede sunduklarımız, yalnızca tipik bir Kurtuluş Savaşı anlatısını oluşturan temel özellikleri anlamak için okuyabileceğiniz beş ideal eserden oluşuyor.
 

Bilinç Akışı'nı Anlamanıza Yardımıcı Olabilecek 5 Türk Romanı


Tefrika Yoluyla Yayımlanan Türk Romanları


Sanat İçin Sanat Sloganını Daha İyi Anlamak İçin Okuyabileceğiniz 5 Roman


Toplumcu Gerçekçilik Akımını Anlamak İçin Okuyabileceğiniz 5 Roman