Türk ve Dünya Edebiyatından 8 Tamamlanmamış Roman


Tamamlanmamış roman kavramını edebiyatta genellikle çok olumlu bir kavram olarak görmüyoruz. Tamamlanmamış olduğunu bildiğimiz bir romanı okumayı seçtiğimizde, bunu genellikle sevdiğimiz ve diğer bütün eserlerini okuduğumuz yazarlardan son bir şeyler görmek için, "gerçek" romanlarına ek bir eser olarak okuyoruz. Zaten bu tarz romanlar, çoğu zaman yazarların bitmiş eserlerinden tamamen farklı bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. 

Bitmiş, kontrol edilmiş ve bilinçli olarak yayına hazırlanmış romanların; yarım kalmış eserlerden farklı bir şekilde değerlendirilmesi tabi ki çok normal bir durum. Ancak bazı tamamlanmamış romanlar, yine de edebiyat açısından kayda değer eserler olabiliyor. 

Bu listede paylaştığımız sekiz romanla, hem Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarının tamamlanmamış romanlarını, hem de Dünya Edebiyatı'nda yarım kalmalarına rağmen büyük etki sahibi olmuş kitapları göstermeyi amaçlıyoruz.

Listemizdeki kitapları, yayımlanma yıllarına göre, kronolojik olarak listelenmiştir. 

1 - Dava (Franz Kafka) 

Franz Kafka'nın Dava romanı, evrensel olarak Batı Edebiyatı'nın önemli bir klasiği olarak kabul ediliyor. Kendisini anlamsız, saçma ve aniden gelişen bir dava içinde bulan Josef K.'nın yaşadıklarını anlatan eser, bu açıdan edebiyatın en meşhur tamamlanmamış romanlarından bir tanesi. 

Dava aynı zamanda tamamlanmamış romanların yalnızca olay örgüsünün yarıda kesildiği eserler olmadığını göstermek açısından da ideal bir kitap. Kafka, bu romanı yazmaya başladığında kitabın ilk ve son bölümlerini bir arada yazıyor ve daha sonra arada yaşananları eklemeye koyuluyor. Ama, daha sonraki romanlarında da olduğu gibi, bu romanını da tamamen bitiremiyor. 

Dolayısıyla, ortaya ilginç bir hikaye çıkıyor. Romanın başında ve sonunda tutarsız veya eksik olan herhangi bir şey yok. Ama ortasında eksik kalan pek çok nokta bulunuyor.  

2 - Şato (Franz Kafka)


Franz Kafka'nın Dava'dan bir yıl sonra, 1926'da yayımlanan romanı Şato da bir başka tamamlanmamış eser. Tıpkı Dava gibi, Batı Edebiyatının önemli eserlerinden biri olarak görülen Şato,  Dava'ya göre daha "normal" bir şekilde yarım kalıyor. İsmi yalnızca K. olarak verilen ana karakterin bir kasabaya gelişi ile başlayan roman, onun bu kasabayı yöneten Şato ile çözülemeyen bürokratik bir süreç içinde kaybolmasını konu alıyor.

Ancak roman, gerçek anlamda bir sona ulaşmadan tamamlanıyor.  

3 - Amerika (Franz Kafka)
 

Evet, doğru tahmin ettiniz. Listemizin temel amaçlarından bir tanesi, tarihin en meşhur yazarlarından Franz Kafka'nın hiçbir romanının gerçek anlamda tamamlanmamış olduğunu göstermek. Hayatı boyunca yazı yazan Franz Kafka, ölüm döşeğinde tüm yazdıklarını yakın arkadaşı Max Brod'a emanet ediyor ve ondan bunları okumadan yakmasını rica ediyor. 

Ancak Brod, arkadaşının bu son isteğine karşı çıkarak onun tüm yazdıklarını yayımlamayı tercih ediyor. Arkadaşınıza verdiğiniz son sözü tutamamak açısından talihsiz, edebiyat açısından talihli bir tercih. 

Kafka'nın 1927 yılında yayımlanan Amerika romanı da, tamamlanmamış bir başka eser. 

4 - Mahur Beste (Ahmet Hamdi Tanpınar) 

Tamamlanmamış roman dendiğinde, çoğu zaman akla basit ve karamsar bir senaryo geliyor. Yazar romanı yazmaya başlıyor, birkaç bölüm yazıyor ve daha sonra kitabını tamamlayamadan hayatını kaybediyor. Bu durum, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mahur Beste romanı için geçerli değil.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın en meşhur karakterlerinden Behçet Bey'i merkeze koyarak başlıyor. Ancak roman kısa süre içinde farklı hayatlara, farklı dönemlere gidiyor ve başladığı noktadan çok uzak bir yerde, Behçet Bey'in hikayesi ile ilgili pek çok detaya sıra gelmeden tamamlanıyor. Öyle ki, romanın güncel baskılarının sonunda Ahmet Hamdi Tanpınar'ın karakteri Behçet Bey'e yazdığı ve romanını neden tamamlamayacağını açıkladığı bir mektup bile bulunuyor. 

Neyse ki, Behçet Bey'in ailesinin hikayesi ve bu karakterin hayatı hakkında çeşitli detaylar, Tanpınar'ın sonraki iki romanı Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de de ele alınıyor. 

5 - Silmarillion (J. R. R. Tolkien)

Tolkien'in meşhur Yüzüklerin Efendisi kitaplarının belki de en etkileyici boyutu yaratılan dünyanın derinliği ve kapsamı. Yüzüklerin Efendisi'ni okurken karakterler arasındaki konuşmalarda, söylenen şarkılarda, okunan şiirlerde, sanki binlerce yıldır varolan, gerçek bir dünyanın hikayelerini, mitlerini ve efsanelerini dinliyor; yüzyıllardır devam eden hikayenin bir parçasını okuyormuş gibi hissediyorsunuz. 

Tolkien'in böyle destansı bir atmosfer yaratabilmesinin temel sebebi, aslında gerçekten de yüzyıllar boyunca varolan bir dünya hayal etmesinden kaynaklanıyor. Yazar, hayatı boyunca Yüzüklerin Efendisi'ne de sahne olan "Orta Dünya" hakkında onlarca metin kaleme alıyor. Bu fantastik dünyanın oluşumunu, doğaüstü varlıklarını, ilk dönemlerini ve efsanevi hikayelerini hayatı boyunca tekrar tekrar yazıyor, ancak bıunları son bir hale ulaştırıp yayımlayamadan hayatını kaybediyor. 

Teknik bir detayı gözden kaçırmayalım: Yazarın oğlu Christopher Tolkien tarafından bir araya getirilen Silmarillion, gerçek anlamda bir "roman" değil. Ancak eserin fantastik edebiyat türü üzerinde yarattığı etki, "tamamlanmamış" edebiyat eserlerinin bile ne kadar güçlü olabileceğini gösteren bir detay. 

6 - Aydaki Kadın (Ahmet Hamdi Tanpınar) 


Yukarıda bütün yarım kalan romanların yazarların hayatını kaybetmesi ile alakalı olmadığını söylemiş ve Tanpınar'ın tamamlamamayı tercih ettiği Mahur Beste romanının bu konuda iyi bir örnek olduğunu ifade etmiştik. 

Ancak yazarın, hayatını kaybetmediği için tamamlayamadığı bir roman da var. Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden sonra yazmaya başladığı Aydaki Kadın, günümüzde yazıldığı kadarıyla okunulabilecek şekilde piyasada bulunuyor. 

7 - Eylembilim (Oğuz Atay)


Tıpkı Ahmet Hamdi Tanpınar gibi, edebiyatımızın en önemli isimlerinden bir başkasının, Oğuz Atay'ın da hayatını kaybettiği sırada üzerinde çalıştığı bir roman bulunuyor. Eylembilim isimli bu yarım kalmış çalışmanın yayımlanma hikayesi de son derece ilginç.

Eylembilim'in tamamlanan kısımları, ilk olarak yazarın kendi günlüğü olan "Günlük" kitabından yayımlanıyor. Ancak daha sonra, romanın kayda değer bir bölümü isimsiz birisi tarafından Atay'ın ailesine gönderiliyor. 

Romana neredeyse seksen sayfalık bir bölüm daha eklenince, Eylembilim günümüzde de bulabileceğiniz haliyle, kendi içinde bir kitap olarak yayımlanıyor. 

8 - Canistan (Yusuf Atılgan)

Listemizdeki son kitap, yine Türk Edebiyatının önemli isimlerinden birisi olan Yusuf Atılgan'ın Canistan isimli romanı.

Yusuf Atılgan Türk Edebiyatı açısından kayda değer bir yazar. Yalnızca Aylak Adam ve Anayurt Oteli isimli görece kısa iki roman yazmış olmasına rağmen son derece önemli bir yazar olarak görülen Atılgan, bu iki romanda son derece bireysel konuları, modern bir toplum içinde yaşayan karakterleri konu alıyor. 

Tamamlanmamış bir roman olmanın haricinde, Canistan'ın yazarın eserleri içindeki istisnai bir durumu da var. İstanbul'da geçen Aylak Adam ve Manisa'da geçen Anayurt Oteli'nden sonra, köy hayatını bütün çıplaklığıyla gösteren Canistan, Yusuf Atılgan'ın genel olarak tercih ettiği mekanların da oldukça dışında bir örnek olarak dikkat çekiyor.

Bilinç Akışı'nı Anlamanıza Yardımıcı Olabilecek 5 Türk Romanı


Tefrika Yoluyla Yayımlanan Türk Romanları


Sanat İçin Sanat Sloganını Daha İyi Anlamak İçin Okuyabileceğiniz 5 Roman


Toplumcu Gerçekçilik Akımını Anlamak İçin Okuyabileceğiniz 5 Roman