Anayurt Oteli Yusuf Atılgan

Anayurt Oteli’ni okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız aşağıdaki alıntılar bu romanla ilgili okuma zevkinizi kaçıracak bilgiler içeriyor olabilir!
 
Alıntı #1, Sayfa 13 - 14: 
Bu doğumda gerçekten sabırsızlık diye birşey (sic) varsa sabırsızlık edenin ana karnındaki dölüt olduğu düşünüleceği gibi anası olduğu da düşünülebilir. İkinci olasılık daha akla yakındır. Ana karnındaki dölütten doğmuş – büyümüş bir insan davranışı beklemek saçmadır; ama ilerlemiş yaşta, kırk dört yaşında gebe kalan bir kadın böyle bir sabırsızlığa kapılabilir; üstelik bu kadın bundan önce biri iki, biri iki buçuk, biri üç aylık üç çocuk düşürmüşse. Gene de, haksız da olsa , bu suçlamalar Zebercet’i olumlu yönde etkiledi: Büyüdükçe sabırlı, ağırbaşlı bir insan oldu.

Açıklama
Zebercet’in henüz yedi aylıkken doğmasını konu alan bu kısa pasaj, roman içindeki anlatıya bir örnek teşkil ettiği gibi, Yusuf Atılgan’ın eserin karanlık atmosferi içinde mizahi unsurları nasıl kullandığının da iyi bir örneğidir. Romanın başından sonuna kadar devam eden karanlık, rahatsız edici atmosfere karşın, yazar belli noktalarda bu tarz yorumlarla eserin gidişatını daha esprili bir hale de getirir. 
 
Alıntı #2, Sayfa 68: 
 - Günlük fişlere yazmıştım ben.
 - Ne fişleri?
 - Polis fişleri, karakola göndermiştim.
 - Ha, şunlar. Karakolda biryere (sic) atarlar onlar; kimse bakmaz.

Şaşılacak şeydi yıllardır gerek babasının gerekse onun önemle, aksatmadan her hafta polise gönderdikleri kağıtların orada biryerlere (sic) atılması.


Açıklama
Romanın ilk sayfalarında, Zebercet’i en çok meşgul eden konulardan bir tanesi, polise otelde kalanların isimlerini ve kimlik bilgilerini aktardığı fişlerdir. Özellikle otele müşteri almayı bıraktıktan sonra büyük bir dikkatle “sahtelerini” hazırladığı bu fişler, Zebercet’e hayatta kendisini önemli hissettiren en önemli unsurlardan bir tanesidir. Yıllarca emek harcayarak günü gününe polise ulaştırdığı bu fişlerin, onlar tarafından hiç ciddiye alınmadığını görmek, Zebercet’in yaşadığı hayatın anlamsızlığını görmesi konusunda önemli bir mihenk taşı olarak gösterilebilir.
 
Alıntı #3, Sayfa 93: 
(…)
Afrika’da bir köye mi
öyle sanıyorum
çok ağırsınız inin karnımdan lütfen
evet gidiyorum kaçmam gerek siz
ben kaçamam bağlıyım burada ölülere konağa


Açıklama 
Zebercet’in sarhoş olduktan sonra, “yarı-uyanık” bir şekilde aklından geçenler, onun yaşamını da gözler önüne serer. İçinde bulunduğu konağa bağlı olan Zebercet, buradan çıkıp mutlu olabileceği bir yaşam tasavvur edemez. 
 
Alıntı #4, Sayfa 99: 
Karanlıktı; sokak lambalarını söndürmezlerdi daha. Hasta uyumuştu belki; ya da ölmüştü. “Ne ölüyüm ne sağım.”
 
Alıntı #5, Sayfa 105: 
Yorumlar, nedenler önemsizdi; kesin değildi. Önemli olan insanın edimleriydi. Değişmez tek bir kesinlik vardı insan için: Ölüm.
 
Alıntı #6, Sayfa 108: 
Gözleri, ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. Ne oldu? Yapmayı unuttuğu bir şeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak?

Açıklama
Bu cümleler, romanın son sayfasında, Zebercet kendini astıktan sonra ani bir refleksle ipi yakalamaya çalışmasını anlatır.
  
canlı bahis siteleri rulet siteleri bahis siteleri yeni giris casino siteleri bahis siteleri free spin veren siteler casino siteleri deneme bonusu bahis siteleri canlı casino siteleri slot siteleri grandpashabet betwoon betwild pashagaming tipobet hızlıbahis cratosroyalbet betwoon kumar siteleri bahis siteleri bet siteleri