Kedi Mektupları Oya Baydar

Alıntı #1, Sayfa 28: 
Hep bir şeyler hayal ediyorlar, bir şeyler yapmak istiyorlar. Hiç ulaşamayacakları hedeflere yöneliyor, o hedefleri kaybettikleri zaman yıkılıyorlar. Kurtarıcılık peşindeler. Dünyayı, insanları, hatta kedileri kurtarma peşinde. Oysa kimseyi kurtarabildikleri yok. Hatta kendilerini bile. 

Açıklama
Kedi Mektupları’nın en karakteristik özelliği, ana karakterler olarak kedileri kullanmasıdır. Oya Baydar, bu yapı sayesinde bütün insanlığa farklı bir bakış açısından yaklaşır.
 
Romanın kurgusu içinde kedilerin sahiplerinin “anlamsız” hareketlerini değerlendirme çabası olarak sunulan cümleler, yazarın insan doğası hakkında yaptığı yorumlar olarak da okunabilir. 
 
Alıntı #2, Sayfa 59: 
Kedilerle insanlar arasındaki en büyük fark bu işte: Biz yaşıyoruz, onlar hayatlarıyla dövüşüyor. 

Açıklama
Birinci alıntıda ifade edilen düşünceyle de bağlantılı olan bu cümle, romanın kedilerle insanlar arasında kurduğu karşıtlığı da gözler önüne serer. Romandaki kediler insanlara göre daha az akıllı canlılar değildir. İnsanlara özgü bazı şeyleri, örneğin siyaseti ve politik görüşleri tam olarak anlamasalar da, hayatı genel olarak en az onlar kadar iyi anlarlar.
 
Oya Baydar, belli açılardan kedilerin hayat tarzını insanlara göre daha olumlu bir şekilde resmeder. İnsanlar, sürekli olarak kendilerine yeni sıkıntılar yaratıp, hayatı daha karmaşık hale getirirken, kediler onu olduğu gibi kabul edip, yaşamlarından keyif almaya bakarlar. 
 
Alıntı #3, Sayfa 71: 
Şimdi, sadece yıkılan kâbeler, yerlerde sürünen bayraklar, parçalanan heykeller, kararan kentler var. Uğruna dövüşülecek, ölünecek hiçbir şey kalmadı. 

Açıklama
Kedi Mektupları’nın en önemli teması, hayatlarını adadıkları siyasi görüşün yenildiği gerçeği ile yüzleşmeye çalışan insanların psikolojileridir. 71. sayfadaki bu alıntı, romandaki bu temayı en net özetleyen noktalardan bir tanesidir.
 
Alıntı #4, Sayfa 87: 
Nina, hanımının Felix’i neden bu kadar sevdiğini, neden unutamadığını anladı birden. Özledikleri, çok mutlu oldukları, ama bir daha hiç dönemeyecekleri bir yerin, bir zamanın, bir dünyanın adıydı Felix. Yalnızca bir kedi değil, çok değer verip de kaybettikleri bir şeydi. (…)
 
“Her şeyi zorlaştırıyorlar kendi kendilerine. Hayatı olduğu gibi, neyse öyle yaşamayı beceremiyorlar. Çok soru soruyorlar, çok acı çekiyorlar.” 


Açıklama
87. sayfadaki bu alıntı, Kedi Mektupları’ndaki birkaç önemli noktayı bir arada gözler önüne serer.
 
Nina, kurduğu bu cümlelerle hem sahiplerinin daha önceki kedileri Felix’in hayatta olduğu dönemdeki psikolojilerini irdeler, hem de insan doğasının insanları mutsuz eden boyutlarından bir tanesini ortaya koyar. Alıntının ikinci kısmı, Alıntı #2’de ifade edilen düşüncenin bir başka boyutu olarak da okunabilir. 
 
Alıntı #5, Sayfa 188: 
Şu insanları anlamak olanaksız. Kağıtlara bakıp üzülüyor, kağıtlara bakıp seviniyorlar. Hayatta değil de kağıtlarda yaşıyorlar sanki. 

Açıklama
Bu cümleler, romandaki ana karakterlerden bir tanesi olan Gece tarafından kurulur. Sahibi Türkiye’ye dönüşünü mümkün kılan kağıtları aldığında, ülkesine dönebileceği için büyük bir mutluluk yaşar.
 
Gece, insanların hayatı kendi gerçekliği içinde değil, kağıtların kendilerine ifade ettiği şekilde yaşamasını bu cümlelerle eleştirir. 
 
Alıntı #6, Sayfa 237: 
Sahiplerimizin sırrı, boyun eğmek istememeleriydi. Birileri, insanlar dünyasında birileri, herkes kendilerine boyun eğsin, her şey onların koydukları kurallara uysun, onların istediği gibi düşünüp davransın istiyor. Bizim sahiplerimiz onlara boyun eğmedikleri, karşı çıktıkları için başları hep belaya giriyor.

Açıklama
Özellikle romanın ikinci yarısında, birbirleriyle mektuplaşan kedilerin önemli bir amacı, sahiplerinin tam olarak anlayamadıkları “sırlarını” bir açıklığa kavuşturmak olur.
 
Bu sırrı bir ölçüde açıklayabilen tek kedi, Kısmet olur: Kısmet, komünist oldukları için başları sürekli derde giren sahiplerinin fikirlerini bu cümlelerle ifade eder.