Kuşlar da Gitti Yaşar Kemal

Başlığından da anlaşılabileceği gibi, kuşlar Yaşar Kemal’in bu romanında önemli yer tutar. İstanbul’da kuşlar etrafında gelişen gelenekleri biraz daha yakından tanımak, bu romandaki konuyu daha iyi anlamayı sağlayabilir.
 
Günümüzdeki şehirleşme sürecinden önce, hatta bugün bile pek çok kuş türünün rahatlıkla görülebildiği İstanbul, tarih boyunca “kuşçuluk” adı verilen bir mesleğe ve hobiye de ev sahipliği yapmıştır. Kuşları beslemek, seslerini dinlemek ve onları yetiştirmek üzerine kurulan bu ilgi alanı, pek çok meraklısı, hatta “uzmanı” olan bir uğraştır.
 
Günümüzde eskisi kadar yaygın olarak devam etmese de, özellikle genç okurlar birkaç sene önce YouTube’da fenomen haline gelen şu videoyu hatırlayabilir:
 
 
Çoğu platformda ne dediği anlaşılmayan komik bir adam olarak paylaşılan bu kişi, daha sonra yaygın olarak anlaşıldığı gibi, aslında kuşların ötüş şekilleriyle ilgili yorumlar yapmaktadır.
 
Kuşlar da Gitti romanının merkezindeki konu ise, kısaca “azat buzat” olarak tanımlanan ayrı bir gelenektir. Yaşar Kemal’in romanın 53. sayfasında Bizans, hatta Roma döneminde başladığını ve romanın geçtiği günlere kadar devam ettiğini yazdığı bu gelenek şu şekilde ilerler:
 
1 – Kuş avcıları, şehrin ormanlık bölgelerinde ağlarla kuş yakalar ve bunları kafeslere koyar.
 
2 – Daha sonra kafeslerle şehir merkezlerine, cami, kilise, sinagog gibi kamusal alanlara inerek bunları insanlara satmaya çalışır.
 
3- Amaç, kuşlara acıyan insanların, sevap için aldıkları kuşları serbest bırakmasıdır.
 
4 – Yaygın inanış, serbest bırakılan kuşların, kendisini kafesten kurtaran kişiyi cennet kapısında bekleyeceği yönündedir.
 
5 – Bu nedenle, kuş serbest bırakılırken “Azat buzat beni cennet kapısında gözet” şeklinde bir “dua” okunur. Geleneğe adını veren de bu kısa dua cümlesidir.
 
Yaşar Kemal’in eserinde konu aldığı kimsesiz çocuklar da, geleneğin günlük hayatta varlığını sürdürdüğü son günlerde bu mesleği icra etmeye çalışmaktadır. Günümüzde tarihe karışmış olsa da, Sevda Kuşun Kanadında isimli dizinin, sekizinci bölümündeki şu sahne, bu geleneğin nasıl bir şey olduğunu daha iyi görmenizi sağlayabilir: