Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi Tanpınar

Alıntı #1, Sayfa 13: 
(…) Bunlar haddizatında belki güzel şeylerdi. Fakat benim İstanbul’umda ne işleri vardı? Biz harbe girmekle hata ettikse, onlar bu muameleyi yaparak bu hatayı devam ettirmeli miydiler? Tarih bir yerde bütün hataların tasfiyesini yapmayacak mıydı? 

Açıklama
Romanın başlarında, İstanbul’daki işgal güçlerinin kendi şarkılarını söylemeleri üzerine kurulan bu cümleler, hem romanın ana karakteri Cemal’in, hem de Tanpınar’ın işgale verdiği tepkiyi ortaya koyar. 
 
Alıntı #2, Sayfa 33: 
Niçin kadere bu kadar bağlı olan insanlar, bir türlü ona razı olmaz? Ertesi sabah bunu Sabiha’ya sorduğum zaman bana,
 
- Hiçbiri kendi hayatını yaşamıyor da onun için,  cevabını verdi.


Açıklama
Sabiha’nın babası Süleyman Bey’in sürekli olarak “kader” kelimesini kullanması üzerine yaşanan bu konuşma, bu cümleleri söylerken henüz çocuk yaşta olan Sabiha’nın karakterini bir ölçüde okuyucuya gösterir. 
 
Alıntı #3, Sayfa 68: 
Fakat Talât Beyin hikayesi malum! Böyle şeylerden fayda çıkmaz. Ömrünü harcarsın! “Mahur Beste” de her zaman yazılmaz! İstersen seni evlendireyim. 

Açıklama
Romanda etrafındaki insanların evliliklerini ayarlamak gibi ilginç bir özellikle karşımıza çıkan Sakine Hanım, ailesinin Mahur Beste’yle özdeşleşen mutsuz aşk ilişkilerini hatırlatarak Cemal’i evlendirmeyi teklif eder. 
 
Alıntı #4, Sayfa 135: 
Asıl sahne orası. Biz burada maalesef sadece seyirciyiz. Sahnenin dışındayız. Fakat bir türlü bunu anlamıyorlar, ikide bir müdahaleye kalkıyorlar. 

Açıklama
İhsan tarafından söylenen bu sözler, romanın başlığını açıklar. İstanbul artık “sahnenin dışı”dır, asıl sahne Milli Mücadele’nin yürütüldüğü Ankara’dır. 
 
Alıntı #5, Sayfa 271-72: 
Ve biz durmadan mazi dediğimiz o acayip şeyi yakıyorduk! Fakat yakmak da bir işe yaramıyordu. Yaktığımız her şey zihnimize acayip bir şekilde takılıyor, isimler birbirini çığırıyor, hayatlar ayrılıyor, hatıralar birbirine ekleniyordu. Boşluk ağzını açmış, biraz evvel aldığını sanki birkaç misliyle üzerimize kusuyordu. 

Açıklama
Romanın “doruk noktalarından” biri olarak tanımlanabilecek anlardan bir tanesi Cemal’in Nasır Paşa’ya tüm belgelerini, resimlerini ve mektuplarını yakmasında yardımcı olduğu sahnelerdir.
 
Burada “yakılmaya çalışılan” bir geçmişin, bir türlü tam olarak unutulmaması, “boşluğun aldıklarını birkaç misliyle” geri vermesi, belli açılardan Türkiye’nin toplumsal koşullarına da uyarlanabilir. Köklerinden ayrılmaya, tamamen yeni bir sayfa açmaya çalışan Türkiye’nin, bu açıdan gerçek anlamda başarılı olması Tanpınar’a göre mümkün değildir – bu, yazarın Huzur ve Mahur Beste gibi romanlarında da görülür.