Yılanı Öldürseler Yaşar Kemal

Alıntı #1, Sayfa 29: 
Esmeye aşık olmuştu Halil, Esme kendisini istemeyince bir gece onu altı kişiyle babasının evinden zorla kaçırdı. Elini ayağını bağlayıp ırzına geçmek istedi. Esme direndi. Bir hafta sonraydı ki, ona afyonlu şerbet içirip öylesine muradına erdi. (…) Halil onu aldı evine getirdi, bir imam çağırıp hemen onu orada nikahladı. Sonra da daha o gün hükümet nikahıyla da nikahladı. 

Açıklama
Hasan’ın annesi Esme ile babası Halil’in nasıl evlendiğini açıklayan bu alıntı, romanın merkezindeki “namus” meselesinin de aslında ilk bakışta görüldüğü gibi olmadığını ortaya koyar.
 
Esme aslında Halil’i aldatmış değildir, daha önceden de sevdiği Abbas, yalnızca Esme kendisinden alınıp böyle muamele gördüğü için Halil’den intikam almıştır.
 
Ancak nikah bir kere kıyıldıktan sonra, Esme ne olursa olsun Halil’in “namusu” haline gelir. Yaşar Kemal, romanda yalnızca erkek bakış açısından kurgulanan, herhangi bir anlamı olmayan namus yapısını şiddetle eleştirir.
 
Alıntı #2, Sayfa 45: 
Oğlumun öcünü almadan bu dünyadan gidersem, şu kara toprağa gidersem beni toprak kabul eder mi Hasanım, ya ben ne yapayım torunum, babayiğidimin oğlu, analık batın analık… Analık batsın… 

Açıklama
Roman boyunca konuştuğu her an sadece oğlunun intikamını almak için Esme’nin öldürülmesinden bahseden Büyükana, kırk beşinci sayfada düşüncelerini bu şekilde dile getirir. 
 
Alıntı #3, Sayfa 47: 
Baba gayreti gütmeyen, babasının kanını yerde koyan bir insan olacaksa, biz ne yapalım… Babası, kanı yerdeyken bakalım nasıl kara toprakta yatacak, biz ene, bizim kardeşimizse o toprakta kemikleri çatırdayarak çürüyen, mezarında bile rahat yüzü görmeyen, kıyamete kadar ağlayacak kolan, kıyamete kadar mezarı kurumayacak olan, Allahın Peygamberin huzuruna varınca onların yüzüne bakamayacak olan, onun da babasıdır. 

Açıklama
Çevresindekilerin Hasan’ı annesini öldürmeye ikna etmek için kurdukları cümleler, her zaman “Git onu öldür!” şeklinde doğrudan sunulmaz.
 
Burada görülen pasif – agresif tavır, romanın sonuna kadar devam eder. 
 
Alıntı #4, Sayfa 56: 
Sen konuşur muymuşsun Hasan?” diye şaşırd, sevindi, dişsiz ağzı gerildi, çocukadı.
 
“Konuşurum,” dedi Hasan dik. “Adamımı bulursam.”
 

Açıklama
Roman boyunca sessizliği ile ön plana çıkan, anlatıcı tarafından “susmanın ustası” olduğu belirtilen Hasan, annesini öldürmemesini söyleyen iki kişiyle, Lokantacı Kürt Sülo ve burada konuşan Dursun Emmi ile konuşmaktan çekinmez. 
 
Alıntı #5, Sayfa 92: 
Hasan kaçıyor, yılanlar, kırlangıçlar, kartallar, kırmızılar onu kovalıyorlardı. 

Açıklama
Romanın doğaüstü ögelere ve sembollere dayanan anlatı üslubu, özellikle eserin ikinci kısmından sonra iyice önem kazanır. Hasan, annesini öldürmek yönünde üzerinde yaratılan baskıyı ve anlatılan “gerçek dışı” hikayeleri o kadar içselleştirir ki, rüyalarında yılanlar, kırlangıçlar, kartallar ve “kırmızılar”- kanı yerde kaldığı ve öcü alınmadığı için kırmızı yılan olarak hortlayan kişiler tarafından kovalandığını hisseder