Bir Bilim Adamının Romanı Oğuz Atay

Mustafa İnan’ın yakın arkadaşı olan matematikçi Cahit Arf’a göre, Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırma fikri ilk olarak Erdal İnönü tarafından ortaya atılıyor. Mustafa İnan’dan kısa süre sonra fizikçi Cavit Erginsoy’un da hayatını kaybetmesinin ardından, bu iki önemli bilim adamını topluma tanıtmak, gelecek nesillere aktarmak ve Türkiye’de bilimsel düzeyi yükseltmek amacıyla tasarlanan proje, TÜBİTAK tarafından da benimseniyor, fakat uzun süre bu iş için uygun bir yazar bulunamıyor.
 
En sonunda, projeyi Tutunamayanlar ve  Tehlikeli Oyunlar romanlarının yazarı Oğuz Atay üstleniyor. Mustafa İnan’ın ders verdiği İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olan Oğuz Atay’ın bu rolü üstlenmesi, yazılacak roman açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Kendisi de İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olan Atay, Mustafa İnan’ın hayatını anlatabilmek için gerekli olan bilimsel altyapıya en azından bir ölçüde sahip olduğu gibi, öğrencilik yıllarında İnan’dan ders almış olması sebebiyle romana kişisel bir atmosfer de kazandırma imkanı kazanıyor.
 
Oğuz Atay’ın diğer romanlarında olduğu gibi, Bir Bilim Adamının Romanı’nda da modern edebiyatın farklı anlatı teknikleri kullanılıyor. Normalde iki farklı tür olarak görülen biyografi ve romanın birlikte kullanılması, bunların en bariz örneklerinden biri. Oğuz Atay, isimsiz bıraktığı iki karakteri kullanarak Mustafa İnan’ın hayatını anlatacağı kurgusal bir çerçeve yaratıyor ve Mustafa İnan’ın arkadaşlarıyla, öğrencileriyle, öğretmenleriyle ve yakınlarıyla konuşarak topladığı bilgileri bu çerçeve içinde, zaman zaman Mustafa İnan’ın notlarında ve makalelerinde gördüğü fikirlerle, zaman zaman da kendi toplumsal görüşleriyle birlikte okuyucuya sunuyor.