Bir Düğün Gecesi Adalet Ağaoğlu

Alıntı #1
“İntihar etmeyeceksek içelim bari!”

Açıklama
Romanın pek çok noktasında karşımıza çıkan bu söz, Tezel’in sloganı olarak tanımlanabilir. Romanın ana karakterlerinden biri olan Tezel, yaşadığı bir olay sonrasında tüm siyasi görüşlerini bırakmış, hayatla ilgili ciddi, uğraş veya derin düşünce gerektiren her şeyden vazgeçmiştir.
 
Bu cümle, Tezel’in hayata yaklaşımını ifade eder: Ölmüyor ve yaşamaya devam ediliyorsa, bunu sarhoş olarak yapmak, yani en basit ve eğlenceli şekilde yaşamak gerekir.
 
Tezel’in karakteri ve bu cümlenin söylenme sebepleri hakkında daha fazla bilgi için, Önemli Karakterler bölümünden Tezel’e göz atabilirsiniz.
 
Alıntı #2, Sayfa 37 - 38: 
Defolsunlar başımdan! İnsan yüceymiş, insan direnirmiş, insan yönetirmiş… Gördük. Para yönetir, silah yönetir, yönetir tomsonların ucu. Sen orda saf saf insanlığı yönetiyorum güzellikle, barışla, sevgiyle derken, başkaları üstüne bir fiske şeltoks sıkıyor, işin tamam! 

Açıklama
Yine Tezel tarafından söylenen bu cümleler, onun hayata aşırı karamsar ve aşırı gerçekçi tutumunu da gösterir. “Romantik” görüşlerin savunduğu insanın yüceliği ve barışseverliği gibi fikirlere gülüp geçen Tezel, ablası Aysel başta olmak üzere, insanların hala bunlara “inanabilmesini”, hala bu konularla ilgili konuşabilmesini öfkeyle karşılar. 
 
Alıntı #3, Sayfa 199: 
Şimdi yoksul kızlar için altı arabalı, altın çakmaklı delikanlılar gözde ve genlikle altı arabalı, altın çakmaklı kızlar için yoksul, devrimci gençler.

Açıklama
Ali Usta tarafından, Yıldız ile ilişkisi nedeniyle kendisine danışmaya gelen Tuncer’e söylenen bu sözler, 1970’lerde gençler arasındaki ilişkilere ironik bir şekilde yaklaşır. Romanda bu durum, Tuncer – Yıldız ilişkisinde olduğu gibi, “altı arabalı, altın çakmaklı” olarak tanımlanabilecek Ayşen’in kendine seçtiği arkadaş çevresinde de görülebilir.
 
Alıntı #4, Sayfa 289: 
Ne için? Para, para, para. Mal, mal, mal. Mülk mülk mülk. Sanayi? Memlekete yatırım? Yok. Anneannemle bir olup büyükbabamın koca sekiz yılda bir apartman bile dikememiş olmasına hayıflanıp durdunuz. Babamın, kendi öz babanla alay etmesine bile göz yumdun. Şimdi de benden saygı mı bekliyorsunuz? Sevgi mi bekliyorsunuz? Yok. Sevgi denilen şey hiç uğramadı ki bizim çatımızın altına. 

Açıklama
Ayşen’in ailesine getirdiği bu eleştiriler, onun anne – babasından kopukluğunun sebepleri olarak okunabilir. Sevgisiz bir ortam içinde büyüyen Ayşen, bir anlamda çevresindeki insanlardan öç alırcasına, yine sevgisiz bir evlilik yapmak üzeredir.
 
Bu alıntı, aynı zamanda romanı edebi açıdan incelerken de kayda değer olabilir. Ayşen’in aslında kendi içinden geçen bu cümleleri, sanki ailesine söylüyormuş gibi, onlara hitap ederek kurması, kitapta sık sık karşımıza çıkan bir anlatı üslubudur.
 
Alıntı #5, Sayfa 321: 
Kime söylesem, benim o koğuştaki yirmi günümün, ömrümün en özgür yirmi günü olduğuna inanmaz. 

Açıklama
Romana adını veren düğündeki gelin, Ayşen, politik görüşleri nedeniyle yirmi gün tutuklu kalır.
 
Ancak zengin ailesiyle sürekli çatışma içinde bulunan, onların yanında kendisini mutlu hissetmeyen Ayşen, devrimci arkadaşları tarafından da varlıklı bir ailenin kızı olduğu için dışlanmaktadır.
 
Bu durum, ironik bir şekilde, onun hapiste, yani en az özgür olması gereken yerde, hayatının en özgür günlerini yaşamasını sağlar.