Cemile Orhan Kemal

Alıntı #1, Sayfa 11: 
“Katibi değil mi? Otuz kağıt aylıknan avrat mı sevilir? Bana varsın, gözümün yağını yesin! Boynunu boğazını beşibirliknen, kollarını altın burmaynan doldurim! 

Açıklama
Romanın hemen başında yer alan bu cümle, hem Deveci Çopur Halil’in Cemile’yle evlenme isteğini, hem Orhan Kemal’in roman boyunca kullandığı “şiveyi yansıtan” dili, hem de Deveci Halil gibi insanlar için paranın ifade ettiği şeyi gösterir.
 
“Otuz kağıt aylıknan avrat mı sevilir?” cümlesi romanın geri kalanında da Halil’in ağzından düşmeyen bir laf olarak kalacaktır.
 
Alıntı #2, Sayfa 29: 
Kolaya zımpara tozunu usta beyin adamları atıyor. Malum a, zımpara tozu aşındırıcıdır. Tel gücüler aşınıyor, aşınan tel gücüler de iplikleri zedeleyip koparıyor. 

Açıklama
İzmirli Nusret tarafından söylenen bu cümleler, romanda fabrika içinde yaşanan tuhaf durumun da gerçek yüzünü ortaya koyar. Özet bölümündeki şemadan da görebileceğiniz gibi, İtalyan mühendisin fabrikadaki bu aksaklıkla hiçbir ilgisi yoktur. Üretimi düşüren, İtalyan’ı göndermek için bu sabotaja başvuran usta ve adamlarıdır.
 
Alıntı #3 - 4, Sayfa 77, 78: 
Korkuyorum İzzet, fabrikadan korkuyorum! Çocuklarımı günün birinde fabrikaya yem edeceğim gibi geliyor. Korkuyorum!

Toprağımı kendim sürer, kendim eker, kendim biçerim. Ne bulduk bu fabrikalarda? Ha? Sen ne buldun? Senelerden beri çalışırsın, işte tuttukları gibi attılar. Karın verem, oğlun tren altında kesildi. Neden? Hep fabrika yüzünden. 


Açıklama
Cemile ve Sadri’nin babası Malik tarafından söylenen bu iki cümle, onun fabrikaya karşıtlığını, köye giderek çocuklarını bu hayattan kurtarma isteğini gösterir. Yaşı altmışı aşan Malik’in tek hayali, şehirden uzaklaşıp gençliğindeki gibi doğal bir hayata geri dönebilmektir. 
 
Alıntı #5, Sayfa 129: 
“Aaah ah! Yüreğimden kanlar gidiyor kanlar… Öyle bir babanın evladı…” 

Açıklama
Roman boyunca Cemile ile Necati’nin evlenmesine engel olabilecek pek çok unsur karşımıza çıkar.
 
Bunlardan bir tanesi de, torununun fabrikada çalışan bir işçi ile evlenmesini kendisine yediremeyen babaannedir. Necati’nin babaannesi, torunu için Cemile’yi istemeye gittiğinde bu cümleleri kurar, ama yine de evliliğe engel olamaz. Babaannenin bu cümleleri, aynı zamanda Orhan Kemal'in önemli toplumsal eleştirileri arasında da yer alır: Yalnızca bir fabrika işçisi olduğu için, Necati'nin Cemile gibi iyi niyetli, dürüst ve kendisini seven biriyle evlenmesi babaannesinin "yüreğinden kanlar gittiğini" hissetmesine sebep olmaktadır.