Dert Dinleme Uzmanı Adalet Ağaoğlu

Zaman ve Mekan
Toplumsal Eleştiriler
Kurgu, Dil ve Anlatı Üslubu
Adalet Ağaoğlu'nun Diğer Romanlarıyla Bağlantılar
2014 yılında yayımlanan Dert Dinleme Uzmanı, romandaki bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla yazıldığı dönemde, yani 2000’li ve 2010’lu yıllarda geçer. Bununla birlikte, Adalet Ağaoğlu’nun neredeyse tüm romanlarında olduğu gibi, bu romanda da zaman tek bir düzlemde ilerlemez: Yazar sık sık geriye dönerek, Dert Dinleme Uzmanı’nın gençlik yıllarından anılar da paylaşır.
 
Dert Dinleme Uzmanı’nın büyük bölümünün 2000’li yıllarda geçtiğini anlamak için, bazı temel kavramlardan yola çıkmak yeterlidir. Örneğin, romanın 67. sayfasında Dert Dinleme Uzmanı dönemin siyasi koşullarından bahsederken, bir grup insanı “Ergenekonsolcular” olarak tanımlar.[1] Ergenekon ifadesinin gündeme bu yıllarda girdiği düşünülürse, romanın da ağırlıklı olarak bu döneme yoğunlaştığı tahmin edilebilir.
 
Dert Dinleme Uzmanı ile ilgili farklı kaynaklarda yer alan temel bilgilerden bir tanesi, bu romanda kişi isimleri yer almadığı gibi, mekan adları da bulunmadığı yönündedir. Bu fikir, romanın arka kapağında da karşımıza çıkar.
 
Gerçekten de, kişi adlarının kullanılmaması kadar ön planda olmasa da, romanda zaman ve mekanın da çoğu zaman belirsiz olduğu ifade edilebilir. Belli noktalarda, Dert Dinleme Uzmanı’nın yaptığı göndermeler bahsedilen mekanın neresi olduğunu anlamayı mümkün kılar.


Romanda adı "Uno Merkezi" olarak geçen Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi, romanda adı verilen ender mekanlardan bir tanesidir. 
 
Örneğin, editör kendisiyle birlikte gelen arkadaşı nedeniyle oldukça sıkıntılı geçen yurt dışı seyahatini anlatırken, gittiği şehrin adını söylemese de, “barok kiliseler”, “Osmanlı’nın burayı işgale kalkışması”[2], “UNO merkezi” ve “Prater denen bölge”[3] gibi ifadelerle bahsettiği yerin Viyana olduğunu açıkça belirtir.
 
Bununla birlikte, romanın büyük bölümünde zaman ve mekan belirsiz bırakılır. Kitapta zaman ve mekan açısından önemli olan, Adalet Ağaoğlu’nun 2000’li – 2010’lu yıllarda Türkiye’de yaşanan hayatı, bu dönemin politik ve toplumsal koşullarını merkeze koymasıdır.
 
[1] s. 67
[2] s. 163
[3] s .157
Adalet Ağaoğlu, Dar Zamanlar serisinin diğer kitaplarında olduğu gibi, Dert Dinleme Uzmanı’nda da Türkiye’nin güncel sorunlarını ve toplumda gördüğü yanlışları kitabın anlatısına dahil eder. Yazar, roman boyunca kültürel, toplumsal ve politik pek çok soruna değinir.
 
Örneğin, kitabın ana karakterinin bir editör olması, Adalet Ağaoğlu’nun son yıllarda edebiyat dünyasında yaşanan pek çok konuyla ilgili eleştiriler yapmasına olanak sağlar. Dert Dinleme Uzmanı, zaman zaman bu eleştirileri doğrudan kendisi yapar. Son yıllarda yazılan edebi eserlerin dil açısından zayıf olması, yanlış yerlerde yanlış kelime ve noktalama işaretlerinin kullanılması, bunun iyi bir örneği olarak gösterilebilir.[1]
 
Romanın ana karakteri, bazı noktalarda ise Adalet Ağaoğlu tarafından dolaylı eleştiriler yapmak için kullanılır. Seksen yaşındaki saygıdeğer yazarın mağdur olduğu çeviri olayı veya Dert Dinleme Uzmanı’nın başarılı bir roman olmamasına rağmen müstakbel eşinin romanını yayınlatmaya karar vermesi, yazarlık ve yayıncılık dünyası ile ilgili eleştiriler olarak gösterilebilir.
 
Ağaoğlu, romanda pek çok politik meseleye de değinir. Dar Zamanlar serisinin ikinci romanı Bir Düğün Gecesi’nde de merkeze konulan askeri darbeler meselesi, özellikle romanın ilk yarısında sık sık gündeme getirilir. Eşinin annesi İnsan Hakları üzerine çalıştığı için bu konudan bahseden Dert Dinleme Uzmanı, bu hakların askeri darbeden askeri darbeye değişmesini, gerektiği anlarda yok sayılmasını eleştirir. 
 
Aynı zamanda, bir askeri darbe fikrini destekleyen kişilerin var olmasına da şiddetle karşı çıkılır:
 
Cumhuriyetimizin sözde laikliğine sımsıkı sarılmış, laikliğimiz elden gidiyor diyerek ordumuza sevdalarını terennüm eden sözde ortanın solu ne demekse kadın profesörden çıkma kadın milletvekil(ler)imiz nerdee (sic), benimki nerde[2]
 
Yine eşinin annesi üzerinden başlayan bir başka eleştirinin ise, toplumda “etiketlerin” önemi olduğu söylenebilir. Roman boyunca kullanılan karakterlerin isimsiz olması, yazarın bu kişilerin unvanları, meslekleri ve aldıkları eğitimi onlara hitap etmek için kullanmasını sağlar. Bu durum da, belli noktalarda bariz şekilde yazarın bunlara atfedilen önemi hicvetmesine olanak tanır. [3]
 
Hiçbir noktada toplumsal konulardan tamamen ayrılmayan romanı bu açıdan eksiksiz bir şekilde özetlemek mümkün olmasa da, yukarıdaki şemadan belli kategoriler altında getirilen eleştirilerin basit bir özetini görebilirsiniz.
 
[1] s. 56
[2] s. 48
[3] s. 76
Yazarın neredeyse tüm romanlarında olduğu gibi, Dert Dinleme Uzmanı’nda da kurgu ve anlatı üslubu açısından oldukça deneysel özellikler karşımıza çıkar. Bu açıdan, romanda anlatılan konu kadar, bu konunun nasıl anlatıldığının da önemli olduğu ifade edilebilir.
 
Romanın temel kurgusu, basit bir üstkurmaca tekniği ile inşa edilir. Kitabın başında ve sonunda yer alan iki kısım, birinci şahıs anlatıcı üzerinden Dert Dinleme Uzmanı’nı okuyucuya tanıtır. Asıl hikaye ise, Dert Dinleme Uzmanı’nın yıllar boyunca yazdığı bir defter olarak sunulur.
 


Romanın temel kurgu yapısı
 
Dert Dinleme Uzmanı tarafından yazılan defter, beş bölümden oluşur. Bu bölümler içinde, Adalet Ağaoğlu geleneksel bir roman yapısından hem kurgu anlamında, hem de dil kullanımı anlamında ayrılan pek çok ögeye yer verir. Roman boyunca karşımıza çıkan hiçbir karakterin isminin verilmemesi, bunun en bariz örneği olarak gösterilebilir. Dert Dinleme Uzmanı boyunca karşımıza pek çok karakter çıksa da, bunlar “Evrensel Kokteylci”, “Pipolu”, “Profesör” gibi unvan veya lakaplarıyla anılır.
 
Bu tercih, roman içinde belli noktalarda farklı kullanımların da karşımıza çıkmasını sağlar. Örneğin, romanının ana karakteri kırk beşinci sayfada karısının kendisiyle tanıştırdığı adamı “iletişimci danışman sıfatındaki kendi gibi gülümseyip duran adam” şeklinde tanımlar.[1]
 
İsim kullanmama tercihinin yanı sıra, romanda zaman ve kurgu yapısı da sıra dışı şekilde ilerler. Zaman ve Mekan sekmesinden okuyabileceğiniz gibi, roman ağırlıklı olarak yazıldığı dönemi yansıtsa da, Adalet Ağaoğlu doğrusal bir zaman yapısı kullanmaz, ana karakteri Dert Dinleme Uzmanı’nın geçmişinden pek çok detayı da okuyucuyla paylaşır.
 
İlk iki bölümde (Rastlantılar ve Çağrışımlar; Çağrışım ve Sezgiler) geçen “çağrışım” kelimesi, bu konuda önemli bir detay olarak gösterilebilir. Romanın ikinci bölümünde bir taksiye binen Dert Dinleme Uzmanı, taksicinin babası hakkında anlattıklarından hareketle, kendi ailesini, ailesinden kendisine kalanları, miras olarak aldığı bir arsada huzurevi kurma çabasını hatırlar.
 
Hay allah (sic), ilkokul öğretmenliğinden kovulma taksicim benim, senin yatalak baban hakkında döktüğün dertler, bir bilebilsen beni nereleeeree nereeleeere (sic) alıp götürdü, bu çağrışım izinde yürüye yürüye.[2]
 
Bu çağrışımlar, aynı zamanda romandaki bazı ögelerin de daha iyi anlaşılmasını sağlar. İlk olarak romanın 41. sayfasında gündeme gelen “mirasyedilik” meselesi ve bunun romanın ana karakteri için ne ifade ettiği, ancak ilerleyen bölümlerde karşımıza çıkınca anlaşılır.
 
Kurgu konusunda deneysel yöntemler kullandığı gibi, Adalet Ağaoğlu pek çok noktada dil konusunda da farklı yöntemler tercih eder. Çağrışım konusundaki alıntıdan da görebileceğiniz gibi, yazar belli noktalarda kelimeleri bilinçli olarak yanlış yazar. Bunun örnekleri, roman boyunca pek çok noktada görülebilir.[3]
 
 
Benzer bir durum, kullanılan noktalama işaretleri için de geçerlidir. Özellikle Dert Dinleme Uzmanı’nın kaleminden sunulan bölümlerde, pek çok noktada onlarca “nokta” işareti bir arada kullanılır, yazar üç nokta ile bitmesi beklenebilecek cümleleri çok daha fazla nokta kullanarak bitirir. Aşağıdaki alıntıda görebileceğiniz gibi, bazı cümlelerde noktalama işaretleri doğrudan anlatının bir parçası olarak karşımıza çıkar:
 
(...) Gençlik işte, o zamanlar insan herşeyin (sic) hep daha iyi ve daha güzel olacağını sanıyor, bundan şahsen kendisinin de sorumlu olduğunu düşünüyor da, ama şu şöyleyken böyle, bu öyleyken şöyle oluşverişlerini yaşaya yaşaya o lekesiz, temiz, saf inanış ve düşünceler solup sörpüyebiliyor, daha dikkatli, daha kuşkucu, hatta daha bencil olunabiliyor; ne yazık..." Trajikomik bir suskunluk: İçin için ?!?!?!lar ve işte karşıdan kazanova edalı bir laf: "Bu değişim seni resmen daha anlamlı, çok daha çekici bir kadın yapmış, (bir ân) evli misin?[4]
 
Tüm bunların ötesinde, romanın dil kullanımı açısından belki de en ilginç boyutu, Adalet Ağaoğlu’nun anlatıyı oluştururken kullandığı fiil kalıbıdır. Romanlarda karşımıza çıkmasına alışık olduğumuz –di’li geçmiş zaman veya şimdiki zaman kalıplarının yerine, Adalet Ağaoğlu ağırlıklı olarak “-mekte / - makta” ve “mıştır, miştir” kalıplarını tercih eder:
 
Hakim Bey’in yerine, tam da yeşilliklerin en bl olduğu oralara yatalak yaşlılar için bir yer, bir huzurevi kuruluyormuş tek oğulları tarafından,” haberi yaygınlaşmakta. Bitişik köylerden biszi sevenler hele, pek çoklar. Kiminin anaları, kiminin beybabaları, hanımnineleri yatalak. İlçedeki tek hastanede ise onlara yer yok. Bunu da zaten bilmektesin. Yine de onları oraya getirip götürmekteler, şehirler de pek ırak, hele çabuk olunsun, taksicinin haline dönmesin bu hayatlar ve mematlar diye düşünmektesin… Bu artık sende fikri sabit hale gelmiştir. Ve elbette inşaat sırasında ilçedeki yoksulların, çevre köylülerin dertlerini dinleye dinleye büyükbabanın Huzurevi’nin gereğine büsbütün inanır olmuşsun.[5]
 


Kullanılan farklı "nokta" yapılarının roman içindeki görüntülerine örnekler
 
Sonuç olarak, Dert Dinleme Uzmanı’nın Adalet Ağaoğlu’nun pek çok romanı gibi bir olayı anlatmaktan çok, bir insanı farklı şekillerde okuyucuya tanıtmayı amaçladığı söylenebilir. Yazar, bunun için hem kurgu açısından, hem de dil açısından sıra dışı teknikler kullanır
 
[1] s. 45
[2] s. 136
[3] Örneğin, s. 16
[4] s. 88
[5] s. 116 - Vurgular bize ait

Adalet Ağaoğlu’nun en tanınmış eserlerinden Dar Zamanlar serisinin dördüncü kitabı olarak sunulan Dert Dinleme Uzmanı, işlediği konu açısından bu seriden oldukça bağımsızdır. Arka Plan bölümünde okuyabileceğiniz gibi, serinin daha önceki romanlarında karşımıza çıkan kişiler, bu kitapta herhangi bir rol oynamaz.
 
Dar Zamanlar serisine konu ve karakterden çok işlenen temalar üzerinden bağlanan Dert Dinleme Uzmanı, bu duruma karşın bu serinin bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Bunun roman içindeki önemli yansımalarından bir tanesi, 78 – 79. sayfalarda karşımıza çıkar.
 
Romanın ana karakteri, 78. sayfada “dilden dile dolaşmaya başlamış bir romanın ilk cümlesini” alıntılayarak İntihar etmeyeceksek İçelim bari ifadesini kullanır. Bu cümle, Dar Zamanlar serisinin ikinci kitabı Bir Düğün Gecesi’nin açılış cümlesidir.[1] Bundan bir sayfa sonra, intihar konusunda gündeme gelen “Aydın İntiharları ve Geleceğin Başkaldırısı” ifadesi ise, serinin üçüncü kitabı Hayır…’da Aysel Dereli’nin üzerinde çalıştığı akademik makalenin adıdır.[2]
 
Dert Dinleme Uzmanı’nda, Adalet Ağaoğlu’nun diğer romanları ile de bağlantılı olarak okunabilecek bölümler bulunur.
 
Romanın ana karakterinin yaptığı Viyana gezisi, kendisi ile birlikte gelen arkadaşı nedeniyle oldukça keyifsiz geçer. Kendisini bu seyahate zorla katan, para ödememek için elinden gelen her şeyi yapan, davet edilmediği halde Dert Dinleme Uzmanı’nı konuk eden tanıdığının evinde kendisine bir yer ayarlayan arkadaşı, bu hal ve tavırlarıyla Ağaoğlu’nun Romantik – Bir Viyana Yazı romanını hatırlatır.
 
Bu romanda, tarih öğretmeni Kamil Kaya’nın eski öğrencilerinden Yunus ile Viyana şehrinde yaşadıkları, burada anlatılan olaylarla büyük paralellikler taşır. Özellikle Yunus’un sürekli etrafındakiler üzerinden geçinerek, hiçbir utanma belirtisi göstermeden Kamil Kaya’yı mahcup etmesi, bu romanda da benzer şekilde karşımıza çıkar.
 
Öyle ki, iki romanda da çok benzer şekilde sunulan bir anlatı, merkeze konulan eşyanın değişmesi dışında, neredeyse birebir olarak anlatılır. Romantik – Bir Viyana Yazı romanında, Yunus arkadaşı Bülent’in “özel marka traş (sic) kolonyası, traş (sic) sabunu ve dört CD” alması için kendisine verdiği parayı çaldırdığını iddia ederek bu parayı Kamil Kaya’dan ister.[3] Dert Dinleme Uzmanı’nda da, romanın ana karakteri ile birlikte gelen arkadaşı, sevgilisinin parfüm alması için kendisine verdiği parayı çaldırdığını ifade ederek, benzer cümlelerle parayı ona ödetmeye çalışır.[4]
 
[1] s. 78
[2] s. 79
[4] s. 169