Esir Şehrin Mahpusu Kemal Tahir

Özet
Detaylı Özet
Ana Hatlar



Esir Şehrin Mahpusu, büyük ölçüde klasik ve doğrusal bir olay örgüsünü konu alsa da, romanda asıl önemli olan "yaşanan olaylar" değil, Kamil Bey'in iç dünyasıdır. 
 
Esir Şehrin İnsanları’nın sonundan beri Bekir Ağa Koğuşu’nda kalmakta olan Kamil Bey, bir bayram günü apar topar Sultanahmet’teki tevkifhaneye gönderilir. Burada adam öldürme, bıçaklama, kumar, uyuşturucu gibi suçlardan kalan kişilerle birlikte yaşamaya başlar.
 
Tevkifhanenin ikinci kısmında kalan Kamil Bey, “yeni evine” hiç alışamayacağını düşünmeye başlar. Kendisine ilgi gösteren Zekeriya Hoca’nın desteğiyle hayatını sürdürmeye çalışır, ancak ikinci kısmın ağası Faytoncu Osman Ağa’nın yardımlarıyla bile kendini tam olarak rahat hissedemez.
 
Bayram kutlamalarıyla geçen üç günün sonunda, Osman Ağa’nın yardımlarının da bir dolandırıcılık olduğu ortaya çıkar. Bir gün önce Kamil Bey’in kendisine borç verdiği parayla kumar oynayan Osman Ağa, bu paranın “borç” değil, “ortaklık” olduğunu söyleyerek asla geri ödenmeyeceğini belirtir ve daha sonra bugüne kadar ona sundukları yardımların da karşılıklı olduğunu açıklayarak Kamil Bey’den para ister.
 
Hiç parası kalmayan Kamil Bey, babasından kalan saatiyle bu borcu öder, ancak kendisini umutlandıran sayılı kişilerden biri olan Fatma Hanım’ın hediye olarak getirdiği kurabiyeler çalınınca sinirden deliye döner ve koğuşta Osman Ağa dahil bir sürü kişiyi döver.
 
Bu olayın ardından Milli Mücadele’yi desteklediği ve bir paşa oğlu olduğu gerçeği ortaya çıkan Kamil Bey, başka bir bölüme alınır. Burada, kendisine benzer bir adam olan Binbaşı Arif Bey ile kalmaya başlar. Müdürün saygılı tavırları ve onu koruyan nüfuzlu kişilerin olması, daha rahat koşullarda yaşamasını sağlar ve karısı Nermin, onu ziyaret etmeye başlar. Ancak, Nermin’in ailesinin etkisiyle Milli Mücadele’ye karşı gelmeyi sürdürmesi Kamil Bey ile aralarının git gide açılmasına sebep olur.
 
Anadolu’daki savaşın kötü gittiği, Yunanların yakında savaşı kazanıp İstanbul’a bile asker gönderecekleri söylentileri yayılırken, tevkifhane içinde de İstanbul’da Milli Mücadele’yi destekleyen herkesin öldürüleceği dedikodusu yayılmaya başlar.
 
Bir yandan bu dedikodulara karşı silahlanmaya çalışan Kamil Bey, bu sırada karısı Nermin’in Fransızların resmi bayramı 14 Temmuz için bir baloya gittiğini ve eve sabah saatlerinde döndüğünü öğrenir. Roman, bardağı taşıran bu son damlanın ardından Kamil Bey’in karısı Nermin için yazdığı bir boşanma mektubu ile sona erer.


Esir Şehrin Mahpusu, büyük ölçüde klasik ve doğrusal bir olay örgüsünü konu alsa da, romanda asıl önemli olan "yaşanan olaylar" değil, Kamil Bey'in iç dünyasıdır. 

Hafız Ağa
 
1
 
Roman, Kamil Bey’in Esir Şehrin İnsanları’nın sonundan beri kaldığı Bekir Ağa Koğuşu’nda başlar. Gardiyan İbrahim, yanında bir başka görevliyle gelip onun “sivile nakledileceğini” söylediğinde, Kamil Bey önce sevinir, çünkü bunun Sultanahmet’teki cezaevine, okul arkadaşı İhsan’ın yanına gönderilmek anlamına geldiğini düşünür.
 
Ancak, el bileklerinde kelepçeyle, utanç verici bir şekilde apar topar koğuşundan çıkarılan Kamil Bey, "mehterhane" adıyla bilinen bu cezaevine değil, yeni yapıldığı sırada gördüğü tevkifhaneye götürülür.
 
2
 
Tevkifhane, bayram arifesi olduğu için boştur ve yeni mahkum kabulü yapılmaması gerekir. Buna karşın, kendisini getiren görevlinin sert tonu, “Amcabey” ve Vahap Onbaşı’yı ikna eder, bu ikili Kamil Bey’i kayıtlara geçirir. Eşyaları kontrolden geçerken, Kamil Bey kendisini buraya getiren görevliye yaptığı gibi Vahap Onbaşı ve Amcabey’e de iftiradan içeri girdiğini söyler.
 
Üzeri arandıktan sonra, Kamil Bey tevkifhanenin ikinci kısmına gönderilir. Burada, bölümün ağası Osman Ağa ile tanışır ve asıl mahpushane hayatının yeni başlamakta olduğunu acıyla fark eder.
 
3
 
Ramazan ayının son günü olduğu için, ikinci kısımda herkes iftar saatini beklemektedir. Bu sırada, Zekeriya Hoca adlı bir rüya tabircisi ile tanışan Kamil Bey, onunla birlikte abdest almaya gider. Abdest almadığı, namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için tepki görmekten çekinir, ancak kendisinden önce abdest alanları izleyerek ve etrafında namaz kılanları taklit ederek uyum sağlamayı başarır.
 
İftar saati geldiğinde, Kamil Bey kendisini davet eden Osman Ağa’nın yanına gider ve onunla birlikte yemek yer. Osman Ağa’nın cömertliği ve yardımseverliği, karakter ve yetiştirilme olarak çok farklı olmalarına karşın, Kamil Bey’i umutlandırır.
 
4
 
Osman Ağa ve çevresindekilerle birlikte bir süre oturan Kamil Bey, daha ilk geceden buradaki hayatın nasıl ilerlediğini anlamaya başlar. Gece yatmadan tuvalete gittiğinde, tuhaf ve karanlıkta saklanan birisi kendisini yatak konusunda uyarır, kendi yatağı gelmeden kimseden yatak kabul etmemesini söyler.
 
Bu uyarıyı karşısındakinin deliliğine veren Kamil Bey, onu dinlemez ve Zekeriya Bey’in yardımıyla Osman Ağa’dan bir yatak ister. Nermin ve Ayşe’yi, Anadolu’daki savaşı düşünen Kamil Bey, gece uyuyamayınca Zekeriya Hoca ile konuşur, onun nasıl tutuklandığını öğrenir. Daha sonra Osman Ağa’nın korumaları Laz Ali ve Tanaş’ın hikayelerini dinleyen Kamil Bey, daha sonra güçlükle de olsa uyumayı başarır.

 
5
 
Bayramın ilk günü uyanan Kamil Bey, kahvaltı ve bayramlaşma faslının ardından “Malta” adı verilen geniş koridora çıkıp biraz yürümeye karar verir. Ancak burada, “adembabalar” adı verilen, kötü durumdaki, sefil, yoksul mahkumlar tarafından etrafı sarılır. Bir gruba sigara verince, diğerleri de peşine düşer ve Kamil Bey’i bunların arasından kurtaran Zekeriya Bey olur.
 
Müdür Bey’in bayramlaşmaya geldiğini duydukları için ikinci kısma dönmelerinin ardından, Kamil Bey Milli Mücadele karşıtı Alemdar gazetesini okur ve Köprücü İbrahim bu gazeteyi okuduğu için kendisine tepki gösterince içten içe sevinir. Her gün birkaç saat çıkabildikleri bahçede Zekeriya Hoca’yla sohbet eden Kamil Bey, daha sonra tevkifhanenin camisini ziyaret edip, ara sıra burada yalnız kalabileceği için sevinir, ancak caminin hocası düşmanca onu dışarı attığında bu hayali de suya düşer.
 
Daha sonra, bahçede Deli Cüce Hıdır’ın, hayvanlara eziyet edilmesine dayanamayan Meliko’dan para almak için bir kuşu ipe bağlayıp, kafasının etrafında çevirmesine şahit olur. Meliko’nun parayı vermesi, bu çirkin eğlenceyi de sona erdirir.
 
Gece yatarken, bayramın ikinci gününde karısı Nermin’in kendisini ziyarete gelebileceğini düşünen Kamil Bey, bunun için telaşla hazırlıklar yapmayı planlar.
 
Zor koşullarda Nermin’in girebileceği bir ortam yaratmaya başarsa da, ertesi gün gelen Nermin değil, evin hizmetçisi Eleni olur. Eleni’den belli bir miktar para alan Kamil Bey, akşam koğuşta otururken Osman Ağa tarafından çağrılır.
 
Zarzar ile kumar oynayan Osman Ağa, kendi parasını harcamak yerine etrafındakilerin parasını kaybetmektedir. Bir süre sonra, Kamil Bey’in de bütün parasını bitirir. Bu oyun sırasında, Kamil Bey Osman Ağa’nın kendisinin Zarzar’ı önceden duymuş olduğunu ve bugün kendisine ne kadar para getirildiğini bildiğini öğrenir ve bundan, Zekeriya Hoca’nın kendisiyle ilgili bilgileri Osman Ağa’ya ulaştırdığı sonucunu çıkarır. 
 
6
 
Bayramın üçüncü günü uyanan Kamil Bey, kendi yatağının geldiğini öğrenir. Kendisi için kurulan yatak toplandıktan sonra, Osman Ağa’nın adamlarından Fayrap Ömer, “hesabı görmek” için yanına gelir. Kısa süreli bir şaşkınlık yaşayan Kamil Bey, Osman Ağa’nın kendisi için kurdurduğu yatağın ve davet ettiği yemeklerin aslında ücretli olduğunu öğrenir, ancak parası kalmadığı için bunu ödeyemez.
 
Dün akşamki kumar sırasında Osman Ağa’ya bir miktar borç verdiğini, geri kalan on lirayı da daha sonra ödeyeceğini söylese de, Osman Ağa buna sinirlenir: Ona göre ortada borç falan yoktur, dün ikisi ortak olarak kumar oynamış ve kaybetmiştir.
 
Bu durum, Kamil Bey’in altın saatini teslim etmesi ile çözülür.
 
Kötü başlayan bu günde Kamil Bey’i sevindiren bir olay, bir önceki romanda hapiste birlikte kaldıkları Ramiz Efendi’nin karısı Fatma Hanım’ın ziyarete gelmesi olur. Milli mücadeleyi derinden destekleyen Fatma Hanım, Kamil Bey’e hediye olarak un kurabiyesi getirir.
 
Ancak bu kurabiyeler yatağının üstünden çalınınca, Kamil Bey sinirlenir. Etrafındaki birinin, kurabiyeleri getiren Fatma Hanım’a küfretmesi, onun için bardağı taşıran damla olur ve Kamil Bey koğuş içinde Osman Ağa dahil dört kişiyi döver. Osman Ağa ise, yediği yumruklardan neredeyse ölecek duruma gelmiştir.
 
İkinci kısımdan apar topar çıkarılan Kamil Bey, Hatırlılar Koğuşu’na götürülür ve burada ilk kez yüksek sesle Selim Paşa’nın oğlu olduğunu dile getirir.


Fatma Hanım'ın getirdiği un kurabiyeleri, romanda önemsiz bir detay gibi gözükür, ancak önemli bir dönüm noktası haline gelir. 
 
İkinci Bölüm: Millici Abi

 
1
 
Ertesi gün yeni yerinde uyanan Kamil Bey, uzun süre Binbaşı Arif’in yardımcısı Sefer ile konuşur, onun ve Arif’in geçmişi hakkında pek çok şey öğrenir. Daha sonra Arif Bey ve koğuşta kalan Nuh Bey ile de tanışır ve onların birbirlerini nasıl tanıdıklarını öğrenir.
 
Özellikle Nuh Bey ile Sefer’in tuhaf bir geçmişi vardır: Nuh Bey, Sefer’in hapse düşmesini sağlayan dolandırıcılarla birlikte çalışmıştır. Ancak bunda kendisinin bir suçu yoktur, zira onun hatası tüm işlerin arkasında olan Niyazi adlı birine güvenmektir. Kamil Bey, biraz dinledikten sonra bunun kendisinin de yakalanmasına sebep olan Niyazi’den başkası olmadığını anlar.
 
Nuh Bey, Binbaşı Arif ve Kamil Bey’in yanında Alemdar gazetesini okurken, Kamil Bey tevkifhane müdürünün kendisini görmek istediğini öğrenir.
 
2
 
Kısa süre içinde, Müdür Bey’in kendisini sadece pohpohlamak ve af dilemek için çağırdığı anlaşılır. Bundan hemen sıkılan Kamil Bey, izin isteyip Binbaşı Arif’in yanına döner ve onunla ülke hakkında bir sohbet yapar.
 
Daha sonra Nuh Bey ile de konuşan, onun hapse nasıl düştüğünü dinleyen Kamil Bey, Nuh Bey’in sıkı bir ittihatçı olduğunu, Abdülhamit’e karşı gelen Mahkeme-i Kübra adlı bir öyküyü dağıtırken yakalandığını, sürgüne gönderildiğini ve Meşrutiyet’ten sonra burada çalıştığını, İstanbul’a döndükten sonra karısı Fehamet Hanım’dan boşandığını öğrenir.

 


Romanın ana mekanı, Sultanahmet Tevkifhanesi
 
3
 
Üçüncü bölüm; Nermin, Hala Hanım ve Sabriye’nin Kamil Bey’i ziyaretiyle başlar. Kamil Bey burada her şeyin yolunda olduğunu, keyfinin yerinde olduğunu söylese de, Hala Hanım onun tutuklu olmasına karşı öfkeli, Nermin ise üzüntülü tavrını sürdürmektedir. Sabriye ise neşeli bir şekilde boks maçlarından bahseder, onun en büyük derdi, Kamil Bey’in daha önce karısı Nermin’i çizdiği resimlerden bir tane de kendisi için yaptırmaktır.
 
Nermin’in de katıldığı sohbette, Anadolu’daki savaşın kaybedileceği ve Kamil Bey’in bu sevdadan vazgeçmesi gerektiği söylenir, ancak Kamil Bey bunları dikkate almaz. Ziyareti onun için daha keyifli hale getiren, Fatma Hanım’ın da gelmesi olur. Ancak, Sabriye’nin Fransızca olarak inceden inceye dalga geçtiği Fatma Hanım, hapisten çıkan bir tanıdığından öğrendiği şekliyle Osman Ağa ile Kamil Bey arasında tüm yaşananları anlatır.
 
Bunun ardından Binbaşı Arif’in yanına dönen Kamil Bey, daha sonra onu ziyarete gelen Binbaşı Şükrü ile kısaca sohbet eder.
 
4
 
Kamil Bey’in kendisinden istenen resimleri yapmak için akşam yemeğine gitmediği bir gün, sırayla kendisine ziyaretçiler gelmeye başlar. Falçata Seyfi, Veznedar Sıtkı ve Mehdi Bey, çeşitli bahanelerle onun yanına uğrar. Bu üç konuşma, aşağı yukarı aynı şekilde gerçekleşir. Veznedar Sıtkı ve Mehdi Bey, kendilerinden öncekinin Kamil Bey’in ağzından laf almaya, onun Anadolu’ya destek vermek için kimlerle çalıştığını öğrenmeye çalıştığını söyleyip, daha sonra hapse düşme hikâyelerini anlatırlar.
 
Ancak, onlar da kendilerini aynı tarafta gibi göstermelerine karşın, Kamil Bey onları sadece dinlemekle yetinir, kendisi hiçbir şey söylemez.
 
5
 
Romanın son bölümü, savaşla ilgili haberlerin tartışılması ile başlar. Afyonkarahisar’ın Yunanlara bırakılması, kimileri tarafından bir yenilgi, kimileri tarafından ise stratejik ve zekice bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Ancak çelişkili haberler, gerçeğin ne olduğunu anlamayı imkansız hale getirir.
 
Bir iddia da, bir önceki bölümde geçmişini Kamil Bey’e anlatan Veznedar Sıktı’dan gelir. Ona göre, Milli Mücadele hareketi başarısız olmuş, Ankara ele geçirilmiş, Mustafa Kemal Paşa kaçmıştır. Şimdi sırada Yunan askerinin İstanbul’a girmesi ve şehirdeki tüm Kuvayı Milliyecilerin öldürülmesi vardır.
 
Bunun tevkifhanede de bir uzantısı olacak, Osman Ağa ve etrafındakiler, Kamil Bey, Binbaşı Arif gibi Milli Mücadele’yi destekleyenleri öldürecektir.
 
Kamil Bey’in pek ciddiye almadığı bu uyarılar, genellikle böyle olaylar karşısında soğukkanlı olan Arif Bey’i korkutur ve onlar da kendi içlerinde bir silahlanma çabasına girerler. Bu sırada Kamil Bey, Nermin ve Ayşe’yi de düşünmekte, onların güvenliği için ne yapabileceğini tasarlamaktadır.
 
Arif Bey, onların kendi evlerinde, Kozyatağı’nda misafir olabileceklerini söyler, ancak Kamil Bey’i ziyarete gelen Eleni’nin verdiği bir haber, öncelikleri değiştirir. Eleni, Nermin’in bir önceki gün Fransızların resmi bayramı olan 14 Temmuz için bir baloya gittiğini, eve sabah saatlerinde döndüğünü belirtir. Fransızca yayımlanan bir gazetede de, bu olayın haberi verilir.
 
Önce ciddi bir kıskançlık ve öfke duyan Kamil Bey, Arif Bey ile kısa bir konuşmadan ve gece uyuduktan sonra, Karısı Nermin  hakkındaki düşüncelerinin netleştiğini görür. Milli Mücadele’ye bağlı hale geldikten sonra karısıyla zaten arası fazlasıyla açılmış olan Kamil Bey, Nermin’e onu boşadığını söylediği bir mektup yazar ve bu mektupla roman sona ermiş olur.
Hafız Ağa
 
1
 
Kamil Bey, hapis – Resimler – “Sivile” Nakil – İhsan Bey’in yanına gitme heyecanı – Kelepçe – Araba – Tevkifhaneye gidiş
 
2
 
Tevkifhane: Amcabey ve Vahap Onbaşı – Kamil Bey’in eşyası – Osman Ağa ve ikinci kısımdakilerle tanışma – “Asıl mahpushane”
 
3
 
İkinci kısmın içi – Zekeriya Hoca – İftarı bekleme – Abdest alma, Kamil Bey’in gözlemleri – Seringel ve Zarzar – Namaz – Kamil Bey’in mutsuzluğu – Osman Ağa’ya misafirlik ve konuşma – Pandeli
 
4
 
Koğuştaki konuşmalar – Gece – Yatak konusunda uyarı – Kamil Bey’in düşünceleri: Ayşe ve Nermin, Anadolu – Uykusuzluk – Zekeriya Hoca – Zekeriya Hoca’nın tutuklanma hikayesi – Laz Ali ve Tanaş’ın hikayeleri – Köprücü’nün Öksürükleri
 
5
 
Şeker Bayramı’nın ilk günü – Gazete – Namaz – Rüya tabiri – İkdam ve Tasvir: Yasaklı gazeteler – Peyam-ı Sabah, Alemdar: Okunabilen gazeteler – Osman Ağa’nın tıraşı – Kahve ve kahvaltı – Adembabalar – Kamil Bey’in şaşkınlığı, Zekeriya Hoca’nın yardımı – Müdür Bey ile bayramlaşma – Alemdar gazetesi – Köprücü’nün Alemdar’a tepkisi – Bahçe – Önceki Ağa: Koca Yusuf’un hikayesi – Laz Ali – Bahçedeki sohbet – Kamil Bey’in umutsuzluğu – Mahpushanedeki cami ve kilise – Cüce Hıdır’ın kuşa eziyeti – Osman Ağa’nın yemek daveti – Camideki imamın hikayesi – Kamil Bey’in “pislik” düşünceleri – Kamil Bey’in “Nermin gelecek” heyecanı – Eleni’nin ziyareti – Koğuşta akşam – İhsan’ın yanına alınma düşüncesi – Osman Ağa’nın kumar daveti – Barbut – Osman Ağa’nın kaybetmesi – Kamil Bey’den borç – Zekeriya Hoca’nın Osman Ağa bilgi taşıması
 
6
 
Osman Ağa’nın kumarda kaybetmesi– Kamil Bey’in parasızlığı – Yatağının gelmesi – Fayrap: Yatak 60 lira – Kamil Bey’in utancı – Ödeşme: saat, üzerine para alıyor – Kekeç İbiş’in tekrar dolandırması – Fatma Hanım’ın ziyareti, un kurabiyeleri – Kamil Bey’in mutluluğu ve umudu – Un kurabiyelerinin çalınması – Kamil Bey’in öfkesi – Fatma Hanım’a küfür – Kamil Bey’in yumrukları – Kamil Bey’in Osman Ağa’yı dövmesi  - Binbaşı Arif Bey
 
Millici Abi
 
1
 
Binbaşı Arif’in yardımcısı Sefer –Arif hakkında hikayeler – Anadolu’dan haberler, henüz saldırı yok – Sefer ile konuşma - Sefer’in Gazze anıları – Arif Bey ile konuşma – Niyazi’nin gerçek yüzü – Nuh Bey, Niyazi, Sefer üçgeni – Nuh Bey’in kahvaltıya gelmesi – Alemdar’da yazılanlar
 
2
 
“Millici Abi” – Müdür Bey ile konuşma – Müdür Bey’in Kamil Bey’e saygısı – Binbaşı Arif ile konuşma: “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek” – Nuh Bey ile konuşma: Mahkeme-i Kübra – Nuh Bey’in yakalanma hikayesi: (İttihatçılık, sürgün yılları, Meşrutiyet’ten sonra görev – Fehamet Hanım ile boşanma
 
3
 
Kamil Bey’i ziyaret: Hala Hanım’ın öfkeli yorumları, Nermin’in üzüntüsü, Sabriye’nin resim isteği – Boks maçı sohbeti – Ankara’nın savaşı kaybedeceğine dair yorumlar – Nermin’e boşanma teklifi – Fatma Hanım’ın gelmesi – Sabriye’nin Fransızca hakareti – Fatma Hanım’ın her şeyi anlatması – Sabriye’ye tepki göstermeme pişmanlığı – Binbaşı Şükrü Bey ile konuşma
 
4
 
Kamil Bey’in resimleri – Falçata Seyfi ile konuşma  - Veznedar Sıtkı’nın uyarısı: Seyfi ağzını arıyor – Sıtkı’nın İttihatçılığı, bu kısma geçme hikayesi, Veznedarlık hüneri – Af umudu – Hapse düşme hikayesi – Mehdi Bey’in uyarısı: Veznedar Sıtkı ağzını arıyor – Meliha’nın resmini büyütme isteği, Meliha ile tanışma hikayesi, ilişkileri, uyuşturucu bağımlılıkları, maddi sıkıntılar, Meliha’yı öldürmesi – Kamil Bey’in düşünceleri – Sabriye’nin dedikoduları
 
5
 
Savaşla ilgili haberler – Farklı gazeteler, farklı gerçekler – Afyonkarahisar’ın düşmana bırakıldığı haberi – Askeri analizler – Veznedar Sıtkı’nın uyarıları  (Yunanlar İstanbul’a asker çıkaracak, Kuvayı Milliyeciler öldürülecek) – Kamil Bey’in gülüp geçmesi – Arif Bey’in ciddiyeti – Silahlanma çabası – Kamil Bey’in bıçağı – Şehirde vuruşma ihtimali, Nermin ve Ayşe’yi Kozyatağı’na gönderme fikri – Eleni’nin ziyareti – Nermin’in baloya gittiği haberi – Kamil Bey’in kıskançlığı ve üzüntüsü –Arif Bey’in konuşması – Kamil Bey’in rahatlaması – Kamil Bey’in Nermin’e boşanma mektubu