Eskici ve Oğulları Orhan Kemal

Zaman ve Mekan
Kurgu ve Anlatı Üslubu
Temalar
 

Eskici ve Oğulları’nda zaman ve mekan, en önemli kurgu unsurları arasında yer alır. Adana’da başlayan roman, “kütlü toplama” konusu gündeme geldikten sonra Çukurova’nın pamuk tarlalarına uzanır ve finalde yine Adana’ya dönerek sona erer.
 
Orhan Kemal romanda yaşanan olayların yılı ile ilgili kesin bir bilgi vermez, ancak ifade edilen tarihler bize romanın yazıldığı yıllar ile geçtiği yıllar arasında çok fark olmadığını gösterir. Topla Eskici’nin işlerinin 1945’e kadar iyi gittiği, “946, 947, 948’lerde iyice bozulduğu” açıkça ifade edilir1. Buna göre, romanın 1950’li yıllarda geçtiği rahatlıkla anlaşılabilir.
 
Romandaki zamanla ilgili önemli konulardan bir tanesi de hikayenin Çukurova’da pamuk toplama mevsiminde geçtiği gerçeğidir. Buna göre, ailenin başından geçen macera pamuk mevsiminden birkaç hafta önce başlayıp, bu mevsim tam olarak sona ermeden bitmelidir. Bu da, Temmuz - Ağustos ayları ile Ekim – Kasım ayları arasında bir dönemi ifade eder.
 
Toplumsal mesajlar içeren bir kitap olan Eskici ve Oğulları açısından zaman ve mekanın çok önemli olduğu söylenebilir. Adana’daki şehir hayatının değişmesini ve Çukurova’daki tarım işçilerinin yaşadığı zorlukları eserinin merkezine koyan Orhan Kemal, konu aldığı zaman ve mekanı insanlara aktarmayı romanının temel meselesi haline getirir.

1 s. 23

Yirmi beş bölümden oluşan Eskici ve Oğulları, geleneksel bir roman olarak tanımlanabilir. Roman, Topal Eskici’nin geçmişinin anlatıldığı kısa bölüm hariç, tamamen doğrusal bir şekilde ilerler ve büyük ölçüde olay odaklı bir eser olarak kurgulanır.
 
Yaşanan olaylar ön planda olsa da, bu romandaki karakterlerin düşüncelerinin okuyucuya aktarılmadığı veya Orhan Kemal’in bunları derinleştirmediği anlamına gelmez. Üçüncü şahıs anlatıcı vasıtasıyla yaratılan anlatı, sık sık farklı karakterlere yoğunlaşır ve bunlar üzerinden ilerler. Topal Eskici, Ali, Büyük Oğul, Zalha, Topal’ın karısı; hatta romanın ilerleyen bölümlerinde Ünal ve Ayşe gibi karakterler anlatının merkezine yerleştirilir ve hikayeye onların bakış açısından devam edilir.
 
Bakış açısının ve düşünceleri okuyucuya aktarılan karakterlerin değişmesi, romanda yaşananların farklı açılardan görülmesini ve hikayenin daha akıcı bir şekilde devam etmesini sağlar. Yazarın sade, akıcı ve fazla yoğun olmayan bir dil kullanması da, bu durumu destekler.
 
Kullanılan sade dil, Orhan Kemal’in romandaki amacı ile de paraleldir. Eskici ve Oğulları’nın temel yazılma sebebi, “Temalar” kısmında değindiğimiz toplumsal konuları okuyuculara ulaştırmaktır. Bu nedenle yazar bu konulara ağırlık verir ve burada aktarmak istediği mesajların okuyucu tarafından “alındığına” emin olmaya çalışır.
 
Bunun bir uzantısı da, “şehirli” bir ailenin, kısa sürede kazanılacak ciddi miktarda para için şehirle alakası olmayan bir kurguya dahil edilmesi olabilir. Romanın ilk kısmında, Topal Eskici ve ailesinin son günlerde yaşamakta olduğu maddi sıkıntılara değinen Orhan Kemal, romanın ikinci kısmı için zemin hazırlamış olur. Asıl odak noktasında yaşanacaklar için kabul edilebilir bir “neden” oluşturduktan sonra, romanın ikinci kısmında Eskici ve Oğulları’nın merkezindeki temalar daha da etkili olarak işlenir.
 
Bu doğrultuda, Orhan Kemal “motif” olarak tanımlayabileceğimiz çeşitli tekrarlamaları kullanır. Ali ve ağabeyinin hayalini kurduğu tekerlekli dükkan, Topal’ın karısının hayalini kurduğu hareketli konak hayatı, Topal’ın içkiyle ilişkisi ve daha pek çok konu, roman genelinde sık sık tekrarlanır. Bir anlamda, Orhan Kemal önemli olduğunu düşündüğü konuların okuyucuların dikkatinden kaçmamasına uğraşıyor gibidir.

 

Romanda karşımıza çıkan temalardan ilki, elleriyle bir şeyler üreten veya tamir eden insanların, geçim sıkıntısı çekmeye başlamasıdır. Topal Eskici ve ailesinin yaşadığı maddi zorluklar, romanda sanayileşmenin bir sonucu olarak ele alınır. Aile reisinin kendi cümleleriyle ifade ettiği gibi, insanlar artık eski ayakkabılarını getirip tamir ettirmeyi gerekli bulmamaktadır, çünkü bu fiyata yeni kauçuk veya lastik ayakkabılar satın almak mümkün hale gelmiştir1.
 
Romandaki kurgunun okuyucuya aktarıldığı giriş bölümlerinde, bu durum daha da net bir şekilde ifade edilir. 1945 yılına kadar gayet iyi bir geliri olan Topal Eskici, bu tarihten sonra eskisi kadar para kazanamamaya başlar.
 
“Yürü ya kulum!” diyen Allah’ın emri 1945’lere kadar sürdü galiba, 946, 947, 948’lerde işler bozuldukça bozuldu. Artık ne Alman, ne de Alman’ın palasını sallayanlar. Bir Amerikancılıktır başlamıştı. Daha sonraları renk renk, biçim biçim traktörler akmaya başladı Çukurova’ya. (…) Memleket ziraatının işi bundan böyle Amerikan makineleriyle görülecekti.”2
 
Bu durum, romanda belli noktalarda tekrarlansa da, aslında en büyük yansıması anlatılan hikayede gizlidir. Zira Topal Eskici ve ailesi, bu mesleklerinden eskisi kadar para kazanabilecek durumda olsa, kütlü toplama meselesinin gündeme bile gelmesi mümkün olmayacaktır.
 
Bu durum karşısında, Topal Eskici değişen zamanların bir sembolü olarak kullanılır. Aslında keyifli, sevecen ve özellikle oğullarına karşı sevgi dolu bir adam olan Topal, yaşadığı yokluk ve hayatındaki basit keyifleri bile elde edememenin verdiği öfke ile, aksi, huysuz, kavgacı birine dönüşür.
 
Memlekete dolan makineler ve bu makinelerin insanları işsiz, evsiz ve ekmeksiz bırakması3 Orhan Kemal’in bu romanda eleştirdiği temel noktalardan bir tanesidir.

 
1 s. 94
2 s. 23
3 s. 94



 
Getirdiği toplumsal eleştiriler bakımından, Eskici ve Oğulları kronolojik olarak ikiye ayrılabilir. Romanın ilk bölümlerinde, gündeme getirilen toplumsal konu Topal Eskici ve ailesinin gelir kaynaklarını kaybetme sebepleri ile alakalıyken, bu durumun onları kütlü toplamaya götürmesi, eleştirilerin odağını da değiştirir.
 
Orhan Kemal’in bundan sonraki ilgi alanı, Çukurova’da çalışan tarım işçilerinin dayanmak zorunda olduğu koşullar haline gelir. Ağır iş yükünün üzerine, bir de sağlıksız hayat koşulları, sıcak, açlık, yağmur korkusu, sivrisinekler ve hastalık eklenince, Çukurova’da pamuk toplamak altından kalkmanın neredeyse imkansız olduğu bir eziyet haline gelir.
 
Bu eleştirileri okumanın alternatif bir yolu da, Orhan Kemal’in okuyucularına vermeye çalıştığı olası bir mesaja yoğunlaşmaktır. Bu koşulları önceden bilen, fakat bunları alt edebileceklerini düşünen Topal Eskici ve ailesi, sonuç olarak şehirde yaşamaya alışkın, “şehirli” bir ailedir.
 
Yazar, buradaki koşulların aslında ne kadar zor olduğunu, şehirde “hor görülen” ırgatların ne gibi koşullarda, ne kadar üretken bir şekilde çalışabildiğini gösterir. Aynı konuma yerleştirilen şehirli bir ailenin bazı fertleri bu duruma birkaç hafta bile dayanamazken, bazıları ölüm döşeğine gelecek kadar hastalanır, ve sonuç olarak dokuz kişilik aile usta ırgatların yarısı kadar bile pamuk toplayamaz.  
 
Orhan Kemal, burada açıkça bu işleri yapan kitlelerin hor görülmemesi gerektiğini savunurken, bir yandan da üstü kapalı bir şekilde onların yaptığı işleri herkesin yapamayacağı mesajını veriyor olabilir.  

 
Hem zanaatkarların, hem de tarım işçilerinin 1950’lerdeki yaşam koşulları, romanda bir ortak payda üzerinde bir araya getirilir. Her iki durumda da, ortada ciddi bir yoksulluk vardır.
 
Orhan Kemal, roman boyunca bu yaşam koşullarını sürekli ön planda tutar. Topal Eskici’nin yetmiş yaşında hala çalışmak zorunda olması, rakı içecek para denkleştirememesi ve bunun sonucunda ailesi içinde devamlı bir gerilim kaynağı haline gelmesi, bu yoksulluğun en göze çarpan boyutunu oluşturur.
 
Büyük oğlunun yaşadığı mahalle, kütlü toplamaya gitme zorunluluğu ve tarladaki son günlerde yiyecek yemek bile bulamama durumu, bu yoksulluğun ne gibi seviyelere çıktığını net bir şekilde okuyucuya gösterir.
 
Bir yandan da “eskisi gibi” refah dolu bir hayata ulaşmanın hayallerini kuran, pek gerçekçi olmasa da bu dar günlerin bir gün sona ereceğine inanan aile fertleri, bu koşulları okuyucularına ulaştırmak isteyen Orhan Kemal’in toplumcu gerçekçiliğinin iyi örnekleri haline gelirler.

 
Romanda değinilen önemli toplumsal konulardan bir tanesi de, “mahalle baskısı” olarak tanımlayabileceğimiz bir sosyal kaygıdır.
 
Eskici ve Oğulları’nın ana konusu, aslında herhangi bir açıdan aşağılayıcı bir konu değildir. Buradan ileride yapacakları yatırımlar için para kazanabileceklerini düşünen Topal Eskici ve ailesi, geçici olarak pamuk toplamaya gitmeye karar verirler.
 
Ancak bu karar, hem aile içinde alınma aşamasında, hem de alındıktan sonra duyulduğu çevrede büyük bir şok etkisi yaratır. Mevsimlik tarım işçileri ile özdeşleştiren ve “ırgat”ların yapması gereken bu iş, Topal ve ailesi için büyük bir çöküş haline gelir. Bu kadar zor durumda kalmış olmaları, popüler deyişle, onları “mahallelinin ağzına düşürür.”
 
Orhan Kemal, bu konuyu oldukça detaylı olarak işler. Öyle ki, bu kararın alınma aşamasında Topal’ın karısı ve Zalha için tarlalardaki sıcağın, zor çalışma koşullarının, sineklerin ve hastalığın neredeyse hiçbir önemi yokmuş gibidir. Onlar için önemli olan, bu kararın kendilerini komşularının diline düşürecek olmasıdır.
 
Gerçekten de, Topal ve ailesinin pamuk toplamaya gidişi, mahallede komşular arasında büyük bir mesele haline gelir. Topal’ın karısını sevmeyenler, bu duruma içten içe sevinir, hatta onunla doğrudan tartışmaktan çekinmezler.
 
Üstelik, kütlü meselesi mahalle kültürünün negatif boyutlarının tek ortaya çıktığı nokta da değildir. Büyük Oğul’un evini dinleyen Şerife, neredeyse sadece bu amaçla yaratılmış bir karakterdir1. Aynı şekilde, romanın kahramanları olan Topal ve ailesinin bu konuda yalnızca “mağdur” olması gibi bir durum yoktur. Topal’ın karısı, “Doktor’un anası” olarak tanıtılan kadına karşı büyük bir nefret beslediğini kimseden gizlemediği gibi, Topal ile evliliğinin nasıl yapıldığı konusunda yalanlar söylemekten de çekinmez.
 
Tüm bu eleştirilere rağmen, Orhan Kemal’in mahalle kültürüne tamamen negatif bir şekilde yaklaştığı düşünülmemelidir. Romanın sonunda, aile hasta bir şekilde geri döndüğünde, onları karşılayan, eşyalarını boşaltmalarına yardım eden, onlara ilaç, yemek ve para yardımı yapan, yine bu aynı mahalledeki komşuları olur.

s. 99
 


 
canlı bahis siteleri rulet siteleri bahis siteleri yeni giris casino siteleri bahis siteleri free spin veren siteler casino siteleri deneme bonusu bahis siteleri canlı casino siteleri slot siteleri grandpashabet betwoon betwild pashagaming tipobet hızlıbahis cratosroyalbet betwoon kumar siteleri bahis siteleri bet siteleri