Hiçbiryer'e Dönüş Oya Baydar

Özet
Detaylı Özet
Ana Hatlar
Hiçbiryer’e Dönüş’ün merkezinde olaylar değil, karakterlerin iç dünyası ve yaşadıkları farklı anılar yer alır. Hem romanın yapısı, hem de bu anıların karışık sırayla sunulması, romanı gerçek anlamda özetlenmesi mümkün olmayan bir kitap haline getirir.
 
Bu konuda daha fazlası için, Analiz bölümüne göz atabilirsiniz.
 
Hiçbiryer’e Dönüş, isimsiz bir karı kocanın yıllar süren sürgün hayatından sonra İstanbul’a dönmesi ile başlar. Komünist oldukları için yurt dışında yaşamak zorunda kalan, komünizmin çöküşüne kadar Türkiye’ye girmelerine izin verilmeyen çift, İstanbul’daki ilk günlerinden itibaren işlerin umdukları gibi gitmeyeceğini anlamaya başlar.
 
Dönüşten sonra ilk darbe alan şey, kendi evlilikleri olur. Bir süredir aralarındaki ilişkinin tamamen sıradanlaştığını hisseden kadın, kocasının kendisini aldatmakta olduğunu öğrendikten kısa süre sonra evi terk eder.
 
Kendisine pek çok açıdan yabancı gelen bir İstanbul’da yalnız kalan kadın, bir taraftan anılarıyla yüzleşmeye, diğer taraftan da bu şehirdeki eski hayatını yeniden kurmaya çalışır. Ancak, gençlik yıllarındaki en yakın dostlarıyla bile, artık konuşacak bir şeyi kalmadığını, uğruna savaştıkları idealler olmadan dostluklarının da aynı kalmadığını keşfeder.
 
Bu yalnızlığı içinde, eski sevgilileri ve oğlu Eylül de sık sık aklına gelir. Yerini söylemediği için kendisine işkence yapılmasına sebep olan sevgilisi devrimci fikirleri bir gençlik macerası olarak değerlendirdikten sonra “gerçek” işlerle meşgul olmuş, daha sonra da hayatını kaybetmiştir. İlk sevgilisi olan şair ise, oğlunun polis tarafından vurularak öldürülmesinden sonra büyük bir bunalım içine girmiştir.
 
Devrimci bir hayat tarzı yaşarken, kendisiyle birlikte grevlere, eylemlere, toplantılara götürdüğü Eylül, çok mutsuz bir çocukluk yaşamış, gençlik yıllarında da bir uyuşturucu bağımlısı haline gelmiştir. Kendileriyle birlikte İstanbul’a dönmeyen, Amsterdam’da sokaklarda yaşayan Eylül’ün durumu annesinin hayatındaki en büyük pişmanlık haline gelir.
 
Roman, yakından tanıdığımız tüm karakterler için trajik sonlarla biter. Oğlunun öldüğü gerçeğine daha fazla dayanamayan şair, intihar eder. Romanın ilk sayfalarında terk edilen koca, Doğu’da vurularak ölür. Romanın ana karakteri ise, çok az kişinin yaşadığı bir adada inzivaya çekilir. 
 
Hiçbiryer’e Dönüş’ün merkezinde olaylar değil, karakterlerin iç dünyası ve yaşadıkları farklı anılar yer alır. Hem romanın yapısı, hem de bu anıların karışık sırayla sunulması, romanı gerçek anlamda özetlenmesi mümkün olmayan bir kitap haline getirir.
 
Bu konuda daha fazlası için, Analiz bölümüne göz atabilirsiniz.

Roman, isimsiz bir karı – kocanın yıllar süren sürgünden sonra İstanbul’a dönmesiyle başlar. Komünist oldukları için yurt dışına kaçmak zorunda kalan çift, komünizmin çöküşüne kadar Türkiye’ye dönme fırsatı bulamamıştır.
 
Kendileri için büyük bir hayal olan “dönüş”, pek de umdukları gibi gitmez. Romanın ana karakteri olan kadın, kocası ile arasındaki ilişkinin hiçbir özelliği kalmadığını fark eder ve kocasının kendisini aldattığını öğrenir. Bundan bir süre sonra, ona yazdığı bir notla evi terk eder.
 
Romanın anlatısı, okuyucuya ana karakterin geçmişinden de pek çok sahne gösterir. Özellikle kendileri ile birlikte Türkiye’ye dönmeyen oğulları Eylül’ün anısı, onun için büyük bir pişmanlık kaynağı olur. Devrimcilik yıllarında çocuklarını da kendileri ile birlikte eylemlere, grevlere ve toplantılara götüren karı – koca, onun çok mutsuz bir çocukluk geçirmesine sebep olur. Eylül, Amsterdam’da bir uyuşturucu bağımlısı haline gelir ve ailesinden tamamen kopar.
 
Bununla birlikte, kocasından önceki daha önceki ilişkileri de gündeme gelir. İlk sevgilisi, ilerleyen yıllarda kendisi gibi bir devrimci olur. Hayatının en büyük üzüntüsü ise, kendileriyle benzer fikirlere inanan oğlunun bir eylem sırasında polis tarafından vurularak öldürülmesi olur. Karanfil, sigara ve leblebi kokusu ile özdeşleşen ikinci sevgilisi ise, ilerleyen yıllarda devrimciliği bir gençlik macerası olarak görmeye başlamış, bu işlerden uzaklaşmış ve kısa süre önce hayatını kaybetmiştir.
 
Bir taraftan bu anılarla yüzleşirken, diğer taraftan İstanbul’daki hayata uyum sağlama sürecinin de çok zor olacağını anlamaya başlar. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi, yıllar boyunca özlemini çektiği arkadaşlarıyla buluşmanın beklediği sonuçları vermemesi olur.
Çocukluk arkadaşlarıyla artık aralarında hiçbir ortak nokta kalmamıştır. Eskiden saatlerce konuştuğu bir arkadaşı ile konuşacak bir şey bulmakta zorlanınca, ona yalan söyleyip yanından ayrılır. Kocasını kaybeden bir başka arkadaşı da, inandıkları görüşler olmadan dostluklarının da hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağını söyler.
 
Bu durumlar, romanda yakından gördüğümüz bütün karakterlerin trajik sonlar yaşaması ile sonuçlanır. Ana karakterin ilk sevgilisi, oğlunun ölümüne daha fazla dayanamayarak intihar eder. Kocası, terk edildikten sonra Doğu’ya gider ve burada vurularak öldürülür. Romanın ana karakteri ise, İstanbul’da kendisi için hiçbir şey kalmadığını anlayıp, çok az kişinin yaşadığı bir adada inzivaya çekilir.

 
Dönüş
 
Sen ve Ben – Rüya, çocuk – İstanbul’a dönüş isteği – İstanbul
 
Uzatmalar
 
Uzatmalarda gol atılmaz - Kedi hastalığı – İlk öpüşme – Ayrılık – Tutuklanma, işkence – Vedalaşmalar – Yaşlılık, ayrılık – Beyoğlu’ndaki eski ev
 
Tükenip Giden
 
“Tükenen ilişki” – Öteki kadın – Öteki kadınla tanışma – Sıradanlaşma, bayağılaşma – Hoş Çakal – Kaçaklık yılları – Yurtdışı – Polis – Sorgu
 
Eylül’e Veda
 
Çocuk, bırakıp kaçma – Oğluyla buluşma – Uyuşturucu bağımlısı, evden ayrıldığı gün – Çocukluk, Ege – Frapa ve eski Rum evi – Evdeki mutluluk – Evin sonraki hali – Eylül’ün gidişinden sonra – Eylül’ün çocukluğu, yetişme tarzı
 
Sülün Sokak’ın Kızları
 
İntihar eden arkadaşın cenazesi – Arkadaşlarla buluşma, çocukluk yılları – Değişimler – İntihar eden arkadaşlarının son günleri: Örgüt, yardım isteği? – Taksi, mahalleye dönüş
 
Buluşma
 
Kedi cenazeleri – Büyüdüğü sokağın değişimi – Ela – Ela ile buluşma – Gençlik yılları ve bugünün sessizliği
 
Zombiler
 
Beyoğlu’nun değişimi – Haydar – Eski günler ve polislik – Madam Anahit – Babasının gençliği, kendi çocukluğu – Zombilik
 
Yollarda
 
Gece otobüsü ile yolculuklar: İzmir, Bodrum, Doğu – Sevgiliye gitmek – Kaybolan tutku – Ankara – Sevgilinin ölümü
 
Ölü Aylar Mezarlığı
Akşam yemeği – İskele – Birkaç  yıl sonra: İlk öpüşme – Ayrılık – Atina’da karşılaşma – İstanbul: Ölen oğlu
 
Aşktan ve Devrimden Konuşuyorduk
 
Arkadaşıyla buluşma – Kaçan kedi – Eski günler – Duvarın yıkılışı – Arkadaşının kocasının ölümü – Hiçbir yerde olmak – Yenilgi ve yalnızlık – “Genç doktor kadın” – Arkadaşının kızı
 
Hüzünlü bir türkü mü oldu Enternasyonal
 
Akdeniz lokantası – Enternasyonal – Berlin Duvarı’ndaki anı – Tutukluluk, işkence sırasında enternasyonal – Ağlama
 
Bir Şehri Hatırlamak
 
İstanbul, Boğaz – New York – New York’un sokakları – Farklı yaşamlar – Sincap – Moskova – Komünizm sırasında / Komünizm sonrasında – Nazım Hikmet’in mezarı – Yeni Moskova – Ankara (Sarı Badanalı Ev) – Ankara Kalesi – Tekrar İstanbul – İstanbul’un değişimi, karmaşası – Gitme isteği
 
Mavi Yeşil Bir Koy
 
Şair ve Kaptan – Koylar – Teknedeki tur – Ölmek için ideal bir koy – Küçük Prens – Koya gitme isteği – Kaptan’a anlatılan: Ölen oğlu – Koya çıkma ve dönmeme
 
Şafaktan Önce
 
Uyanma, kan – Vurulma – Genç kız – Kürtçe konuşmalar – Camgöbeği göl – Hoş Çakal’dan sonra- Ölüm?
 
Geç Kalmış Bir Bahçıvan
 
Issız adaya yerleşme – Köydeki ev – Dinginlik – Kocası hakkında düşünceler – Maço ve Kara ile konuşmalar – Tek pişmanlık: Eylül – Yenilgiler ve yorgunluk – “Bahçıvan”