Kiralık Konak Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Özet
Detaylı Özet
Ana Hatlar

 

Kiralık Konak, İstanbul’un önde gelenlerinden Naim Efendi’nin konağında yaşanan olayları ve kuşak çatışmasını konu alır. Naim Efendi’nin kızı Sekine Hanım, Galatasaray Lisesi’nde okumuş, batı hayranı Servet Bey ile evlenir. Çocukları Cemil ve Seniha da, Servet Bey gibi batılı tarzda yetiştirilmiş, hep bu tarzı yansıtan insanlarla büyümüştür. Naim Efendi’nin yeğeni Hakkı Celis ise, edebiyat ve kültür anlamında batı kültürünü tanımakla beraber, daha az batı hayranı bir görüntü çizer. Fakat, o da Seniha’ya aşıktır, onun yanında olabilmek için arkadaş çevresine dahil olur .
 
Konaktaki hayatın tekdüzeliğinden fazlasıyla bunalan Seniha, Büyükada’da, bu arkadaş çevresinden Faik Bey ile bir ilişki yaşamaya başlar. Fakat, Faik Bey’in kumar tutusu ve ailesinin evlenme yönünde baskı yapması nedeniyle bu ilişki baştaki tutkusunu kaybeder. Aradığını Faik Bey’de de bulamayan Seniha, sonunda dayanamayıp Avrupa’ya kaçar.
 
Seniha’nın kaçması etrafındakilerde bir şok etkisi yaratır. Faik Bey onunla buluşmak için Avrupa’ya gider, Hakkı Celis ciddi bir bunalım yaşar, Naim Efendi hastalanır, Servet Bey ise Naim Efendi’nin eski kafalılığını suçlayarak Şişli’de modern bir apartmana taşınır.
 
Faik Bey ile ilişkisi biten Seniha geri döndüğünde, Naim Efendi yalnız, hasta ve çürüyen konağında yaşamakta direnen yaşlı bir adam haline gelmiştir. Naim Efendi’yi ziyaret etmeye devam eden tek karakter, Hakkı Celis, I. Dünya Savaşı nedeniyle orduya alınır ve burada Seniha ve Naim Efendi’ye olan sevgisini büyük ölçüde kaybedip “millet sevgisi” hissetmeye başladığını düşünür. Bu düşünceler arasında, cepheye, Çanakkale’ye gönderilir.
 
Fakat, hem Seniha’ya, hem Naim Efendi’ye karşı olan duyguları karışıktır. Tek başınayken bir “fosil” olarak tanımladığı Naim Efendi’yi ziyaret etmeyi sürdürür. Seniha’ya artık aşık olmadığını söylese de cepheden iki günlüğüne izin alıp İstanbul’a geldiğinde onu ziyarete gider, odasına çıktıklarında onu hala sevdiğini anlayıp hüngür hüngür ağlar.
 
Seniha ise, Avrupa’dan döndükten sonra değişmiş, yorgun, olgun bir kadın haline gelmiştir. Hiçbirisi sonlanmayan çeşitli ilişkiler yaşar ve romanın sonunda nişanlısı olarak Azmi Bey’i Şişli’deki evde, bir ziyafette ağırlar. Çevrelerinden herkesin dahil olduğu bu ziyafette, Azmi Bey’in arkadaşı Binbaşı Hüsnü Bey, Hakkı Celis’in Çanakkale’de şehit olma anını, tüm detaylarıyla anlatmaktadır.

 

Bölüm I
 
Birinci bölüm, romanın geri kalanında ana karakterler olarak göreceğimiz Naim Efendi, Servet Bey ve Seniha’yı okuyuculara tanıtmak için kullanılır.
 
Yaşlı bir eski İstanbullu olan Naim Efendi, ne çok zengin, ne de çok zorluk çeken, yıllarca önemli devlet işleri üstlenmiş bir aile reisidir. Özellikle damadı ve torunlarının etkisiyle toplumdaki batılılaşma sürecine şahit olan Naim Efendi, bu değişiklikten hoşlanmamakta, eski günleri özlemle anmakta, hatta zaman zaman konuşulan Türkçeyi bile anlamakta zorluk çekmektedir. Fakat hem yumuşak huylu bir adam olduğu, hem de torunlarını çok sevdiği için, bu konuda fazla sorun çıkarmamaya gayret gösterir.
 
Damadı Servet Bey ve onun çocukları Cemil ve Seniha ise, tamamen batılı tarzda yetiştirilmiş, bu kültüre fazlasıyla özenen ve bu açıdan Naim Efendi’den tam anlamıyla farklı olan karakterler olarak sunulur. Servet Efendi ve Naim Efendi’nin, ilk bölümlerde fazla şiddetlendirmeden yaşadıkları bu çatışma, bölümün sonundaki bir sohbette net olarak ifade edilir. Abdülhamid döneminin bakanlarından biri olan Hasip Paşa’nın yargılanması konusu konuşulurken, Servet Bey onun adil bir şekilde yargılanması gerektiğini, suçsuz bulunduğu takdirde zaten affedileceğini belirttikten sonra, “Yalnız namussuz kafaların değil, fakat, eski kafaların hepsi de kesilmelidir!” der ve birinci bölüm bu imayla kapanır.

 

Bölüm II
 
Romanın ana karakterleri ve temel çatışması tanıtıldıktan sonra, romanın ikinci bölümü konaktaki günlük hayata ve konak çevresindeki diğer karakterlere yoğunlaşır. Naim Efendi’nin torunu, Servet Bey’in kızı Seniha, arkadaşlarını çağırdığı bir çay partisi düzenler, fakat bu toplantı beklediği gibi gitmez.
 
Seniha’nın ağabeyi Cemil’in arkadaşı Faik Bey, kumara fazla düşkündür ve itirazlara rağmen salonun bir köşesinde ufak bir poker masası kurmayı başarır. Davetlilerden bir kısmı bu oyuna katılırken, bir kısmı da Naim Efendi’nin kız kardeşinin torunu şair Hakkı Celis’in etrafında toplanır. Kibar, utangaç ve oldukça hassas bir karakter olan Hakkı Celis, Seniha’ya aşıktır, fakat kendisiyle Seniha değil, okuduğu şiirlerden etkilenen Nuriye ve Neyyire Hanımlar ilgilenir.
 
Partisinin bu şekilde dağılmasından rahatsız olan Seniha, bunun getirdiği üzüntüyle uzun süre salonda karanlıklar içinde oturur ve mürebbiyesi Madam Kronski’nin hayal ettiği tarzda bir hayat için çok para sahibi olmak gerektiği yönündeki sözlerini hatırlar. Salonda otururken kendisini gören dedesi Naim Bey’e, dramatik bir şekilde, “sefalete düştüklerini” söyleyen Seniha, bu sözleriyle büyükbabasının içine de ciddi bir şüphenin tohumlarını ekmiş olur.
 
Bölüm III
 
Naim Efendi, bu garip konuşmanın ardından, hayatı boyunca tesiri altında kaldığı kız kardeşi Selma Hanımefendi’nin evine gider. Seniha’nın söylediklerini Selma Hanımefendi’ye aktaran Naim Efendi, kız kardeşinden oldukça sert bir cevap alır. Tıpkı Naim Efendi gibi, Selma Hanımefendi alaturka usülde yetiştirilmiştir, fakat ağabeyinin aksine, o ailenin geri kalanının alafranga bir şekilde yaşamasını hiçbir şekilde kabullenemez.
 
Bu iki karakter, Seniha ve Cemil’in ne kadar özgür, utançtan uzak ve rahat bir şekilde yaşadığını tartıştıktan sonra bölümün odak noktası Selma Hanımefendi’nin torunu Hakkı Celis’e döner. Hakkı Celis, hala Seniha’yı düşünmekte, bir önceki toplantıda ilgi gösterdiği Nazif Bey, Macit Bey ve Faik Bey’in kendisinden hiçbir üstün yanı olmadığına, hatta sadece gösterişten anlayan, vasıfsız kimseler olduğuna yönelik fikirler yürütmektedir.

 

  
Bölüm IV

Bir Avrupalı gibi yetiştirilen, fakat bu eski konağın içinde istediği tarzda bir hayat yaşayamayan Seniha, git gide hayattan daha fazla sıkılmakta ve konağın içinde kendisini daha kötü hissetmektedir.
 
Yakup Kadri, bu bölümde Faik Bey ile Seniha arasındaki ilişkiyi biraz daha detaylı olarak anlatmaya başlar. Cemil ile son derece samimi olduğu için konakta istediği gibi gezebilen, Seniha’nın odasına bile rahatlıkla girebilen Faik Bey ile Seniha arasında bir yakınlaşma olmuş, fakat Faik Bey’in Seniha’yı bu konularda fazla “acemi” bulması nedeniyle somut bir ilişkiye dönüşmemiştir.
 
Faik Bey gibi birisinin Avrupa’da yaşadıktan sonra, İstanbul’a dönüp buradaki hayattan mutlu olabilmesine fazlasıyla şaşıran Seniha, bu bölümde konaktaki hayatın üzerindeki etkisine dayanamaz ve bir sinir krizi geçirir.
 
Bölüm V
 
Seniha’yı kontrole gelen doktorun bir hava değişikliği önermesi üzerine, Seniha Madam Kronski ile birlikte halasının yanına, Büyükada’ya gönderilir, fakat Büyükada’daki hayat da ona fazlasıyla durgun gelir.
 
Halası, onun sıkıntısına bir çare bulmak için Cemil’i ve arkadaşlarını adaya davet eder. Birkaç gün sonra Cemil, Hakkı Celis, Belkıs Hanım, Nuriye Hanım, Neyyire Hanım ve Faik Bey de adaya gelir. Arkadaşlarının yanına gelmesiyle neşelenen Seniha, daha sonra gidilen akşam yemeğinde Faik Bey ile yakınlaşmaya başlar. Bol miktarda içki içilen, flört edilen ve eğlenilen gecenin sonu, herkes için mutlu sonla bitmez. Hakkı Celis, Nuriye ve Neyyire Hanımların kendisine gösterdiği ilgiden, Cemil ve Faik Beylerin onunla hiçbir şey bilmeyen bir çocuk gibi eğlenmesinden fazlasıyla utanır ve sıkılır.
 
Seniha ise, yemekten sonra Faik Bey ile uzun bir yürüyüşe çıkar ve bu yürüyüş ikili arasındaki ilişkinin başlangıcı haline gelir.
 
Bölüm VI
 
Bir önceki bölümde başlayan ada hayatı ile Seniha ve Faik Bey arasındaki aşk, altıncı bölümde de devam eder.
 
Faik Bey ile Seniha artık aralarındaki ilişkiyi ilerletmiştir, grubun geri kalanından ayrılıp birlikte vakit geçirmeye, sohbet etmeye, Faik Bey’in kaldığı otelde Faik Bey’in Hristiyan arkadaşlarıyla yemek yemeye, dans etmeye ve birlikte yüzmeye başlarlar.
 
Fakat, ikisi de İstanbul’un tanınmış ailelerinin çocukları olan bu ikili arasındaki ilişki, kısa sürede fark edilir ve dedikodu İstanbul’a kadar yayılır. Bu durumdan hoşnut olmayan bazı kimseler, hem Servet Bey’e, hem de Naim Efendi’ye imzasız mektuplar göndermeye başlarlar.
 
Bölüm VII

Bu mektupları fazlasıyla saygısız bulmalarına karşın, Naim Efendi ve Servet Bey Seniha’nın Büyükada’dan Cihangir’deki konağa çağrılması konusunda hemfikir olurlar. Naim Efendi, tüm söylenenlere rağmen bu dedikoduya inanmayı reddeder ve Seniha’nın mutluluğunu, adaya giderek yaşadığı hava değişimine bağlayarak kendisi de mutlu olur.
 
Buna karşın, ailenin maddi sıkıntıları da git gide artmaktadır. Naim Efendi’nin kahyası Ragıp Efendi, ellerindeki malların artık fazla değerli olmadığını, bunların bazılarını satmaları gerektiğini söyler, fakat Naim Efendi hepsiyle duygusal bağları olduğu için bunları satmaya yanaşmaz.
 
Bölümün sonunda Cemil’in eve ayakta duramayacak kadar sarhoş gelmesiyle maddi konular bir tarafa bırakılır.

Bölüm VIII

Sekizinci bölüm, Hakkı Celis ile açılır. Seniha ile Faik Bey’in ilişkisinin başlamasının ardından git gide daha dalgın, mutsuz ve “avare” bir hale gelen Hakkı Celis, okuldaki derslerinden, evindeki kitaplardan uzaklaşmaya başlar.
 
Fakat Seniha ile Faik Bey arasındaki ilişkinin de ömrü kısalmaktadır. Seniha bir sabah uyandığında Faik Bey’i ağabeyi Cemil’in odasında, son derece mutsuz bir halde bulur. Faik Bey bir önceki gece kumarda üç yüz lira kaybetmiştir ve bu borcu ödeyecek parası yoktur. Konaktan ayrıldıktan sonra, Seniha’ya uzun bir mektup yazar ve kendisine yardım etmesi için yalvarır, parayı bulamazsa intihar edeceğini söyler. Seniha mücevherlerinin bir kısmını satarak üç yüz lira bulup sevgilisini kurtarır, fakat bu çaresiz tavırlar onu Faik Bey’den de soğutur.
 
Daha sonra Macit Bey ile “ufak bir macera” yaşayan Seniha, Hakkı Celis’i de yanına çağırıp onunla “bir kedinin fareyle oynadığı gibi” oynamaya, kısacası, Faik Bey’e karşı hislerini büyük ölçüde kaybetmeye başlar.
 
Bölüm IX

Fakat bu noktada, Faik Bey ile Seniha arasındaki ilişki ailenin geri kalanı tarafından da öğrenilir. Bu zamana kadar bu ilişkiyi bir dedikodu olarak değerlendiren anne ve babası, gerçeği Madam Kronski’den öğrenir ve Naim Efendi’ye de aktarır. Ailenin tüm fertlerini, ama özellikle de Naim Efendi’yi en çok rahatsız eden, Seniha ile Faik Bey’in bir yıla yakın süredir birlikte olmaları, fakat evlenmeyi düşünmemeleridir.
 
Bu olayı büyük bir felaket olarak değerlendiren Naim Efendi, ertesi gün Faik Bey’in babası Kasım Paşa’nın evine gider ve bu ilişkiyi resmileştirmeleri gerektiğini söyler. Kasım Paşa ise oğlunun henüz bir işi, bir serveti olmadığını ve son kararın ona ait olduğunu söyler.
 
Kesin bir cevap alamayan Naim Efendi konağa döndüğünde en büyük şoku Seniha’nın verdiği tepkiyle yaşar. Kendi hayatına karışılmasına, kendisinden habersiz böyle bir evlilik konusunun açılmasına katlanamayan Seniha, dedesine karşı uzun ve ağır bir konuşma yapar ve kendisini odasına kapatır.
 
Hayatta her şeyden çok Seniha’yı seven Naim Efendi ise bu konuşmadan sonra fazlasıyla üzülür ve geçmek bilmeyen bir hıçkırık ile yatağa düşer.
 
Bölüm X
 
Seniha ile Naim Efendi’nin konuşmasının ardından, konakta önemli gelişmeler yaşanır. Faik Bey artık konağa gelmemekte, Cemil ve Servet Bey ile görüşmemektedir; Seniha ile görüşüp görüşmediği ise kimse tarafından bilinmemektedir.
 
Bölümün kırılma noktası olarak tanımlayabileceğimiz sahne, Belkıs Hanım’ın vedalaşmak için konağa gelmesiyle yaşanır. Kocası, yaklaşan savaş tehdidi nedeniyle Avrupa’ya gitmeye karar vermiştir - dolayısıyla Belkıs Hanım birkaç gün içinde Paris’e gidecektir.
 
Hayattaki tek hayaline, sadece zengin bir koca nedeniyle, bir başkasının ulaştığını gören Seniha, bu haberi aldıktan sonra büyük bir üzüntüye kapılır. Bunun ardından, konaktan gizlice kaybolmaya, kimseye haber vermeden çıkıp, geç saatlerde eve dönmeye başlar. Bu durum öyle bir hal alır ki, yıllar boyunca evinden çıkmamış olan Selma Hanımefendi, Seniha’nın yaşam tarzını konuşmak için konağa gelir. Selma Hanım’ın ziyareti sırasında hala eve dönmemiş olan Seniha, bütün gece gözükmez ve ailesi ciddi bir endişeyle gidebileceği her yeri aramaya koyulur.
 
Bölüm XI
 
On birinci bölümün başında, Seniha’nın evi terk ettiği ve Madam Kraft adlı bir tanıdığı ile birlikte Avrupa’ya kaçtığı anlaşılır. Önce Trieste’ye, oradan Viyana’ya ve son olarak Paris’e giden Seniha, buradan ailesine ve Faik Bey’e telgraflar gönderir, kaçarak gittiği için üzgün olduğunu, fakat gitmese intihar edecek kadar bunalmış olduğunu açıklar.
 
Bölümün büyük kısmını, Seniha’nın Avrupa’ya kaçmasına verilen tepkiler oluşturur. Naim Efendi olayın şokunu üstünden atamamakla beraber ailenin geri kalanına destek olmak için sakin kalmaya çalışır, fakat Seniha’ya karşı öfkesini de gizlemez. Servet Bey evin içinde öfkeli öfkeli dolaşır ve Seniha’nın kaçıp gitmesinden kayınpederini sorumlu tutar. Hakkı Celis ise, Seniha kendisi hariç herkese telgraf gönderdiği için büyük üzüntü içindedir.
 
Seniha’nın Avrupa’dan sevgiyle bahsettiği, ne kadar mutlu olduğunu anlattığı telgrafları, bölümün sonuna para isteyen, son çare olarak aç kalmak üzere olduğunu belirterek büyükbabası Naim Efendi’den eve dönüş parası bekleyen mesajlara dönüşür. Bu telgraflardan konak halkı sayesinde haberdar olan Hakkı Celis ise, her şeyden önce Faik Bey’den hiç bahsedilmediği için sevinmektedir.
 
Bölüm XII
 
Seniha’nın Avrupa’ya kaçması sonrasında kayınpederini suçlayan ve Naim Efendi ile arası oldukça açılan Servet Bey, yıllardır içinde yaşamaktan memnun olmadığı konaktan ayrılmaya karar verir. Zaten boş vakitlerinde sürekli Şişli’ye gidip buradaki modern, Avrupai evleri gezmekte olduğundan, fazla zorlanmadan bir ev bulur ve Naim Efendi ile durumu konuşarak, evden ayrılır.
 
Seniha’nın ardından Servet Bey, kızı Sekine Hanım ve Cemil’in de konaktan ayrılmasıyla, Naim Efendi konakta tek başına kalır. Bu noktadan sonra, Naim Efendi’yi gerçek anlamda sık sık ziyaret eden, onunla görüşen tek kişi Hakkı Celis’tir. 


 

Servet Bey, romanın ortasında Naim Bey'i konakta yalnız bırakarak İstanbul'un "yeni" ve Avrupai semtlerinden Şişli'ye taşınır

 
Bölüm XIII

I. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından seferberlik ilan edilince, Hakkı Celis de orduya alınır. Yorucu bir eğitimden sonra eve dönerken, yolda Nuriye ve Neyyire Hanım tarafından durdurulur ve Seniha’nın Avrupa’dan döndüğünü öğrenir.
 
Bunun üzerine önce Naim Efendi’nin yanına, daha sonra Servet Bey’in Şişli’deki evine giden Hakkı Celis, Seniha’yı oldukça değişmiş bulur. Onunla kısa bir konuşmanın ardından, kendisini “ya ölmeye, ya öldürmeye” giden bir ölüm adamı olarak tanımlar ve Seniha’ya karşı olan hislerinin değiştiğini düşünür. Nuriye ve Neyyire Hanım’dan, onun artık Faik Bey’le bir ilişkisi olmadığını, Avrupa’dan Nedim Bey adlı bir sefaret memuruyla döndüğünü öğrenir.
 
Bu sırada konakta yalnız yaşamaya devam eden Naim Efendi ise, torununun görüşme isteklerini reddeder. Seniha suçunu kabul edip ondan özür dilemek için pek çok kez konağa gelmiş, fakat utancından bir türlü içeri girememiştir. Naim Efendi ise, Seniha’ya karşı duyduğu hasreti hayatının en büyük ıstırabı olarak tanımlasa da, ne zaman onu affetmeye karar verse hakkında yeni bir dedikodu duyup, bu düşüncesinden vazgeçer. Bu üzüntülü ruh hali, hastalığını ve hıçkırık nöbetlerini de arttırır.
 
Bir akşam kız kardeşi Selma Hanımefendi konakta kendisini ziyaret ederken bir hıçkırık nöbetine tutulur ve kız kardeşi onu rahatlatması gerekirken sürekli konuşarak daha da gerdiği için bu hıçkırık nöbeti bayılmaya kadar gider.
 
Ağabeyini bu halde gören Selma Hanımefendi ise, kendi suçunu görmeyip kesin kararını verir: Konak kiraya verilecek, Naim Efendi ise gelip kendisiyle birlikte yaşayacaktır.
 
Bölüm XIV

Konaktan ayrılıp kız kardeşiyle birlikte yaşamak istemeyen Naim Efendi, kardeşine boş kalan evlerin hemen askerler tarafından alıkonulduğunu, o yüzden bir kiracı bulunana kadar evde kalacağını, kiracı bulunur bulunmaz ise onun yanına taşınacağını söyler.
 
Bu fikir Selma Hanımefendi tarafından da kabul edilince, Naim Efendi konakta yaşamaya devam eder ve evin kiralık olduğu duyurulmasına karşın, her kiracıyı bir bahaneyle dışarıda tutar.
 
Oysa, evin içine girebilen kiracıların durumunda da görüleceği gibi, konak artık tamamen bakımsız, belli yerleri çürümüş, içinde fareler, kuşlar yaşar hale gelmiş bir durumdadır. Evi gezmeyi gelen bir mebusun ailesi, odasından dışarı çıkmayan Naim Efendi’yi görür ve onu “mezarından çıkmış, kefeni içinde dimdik ayakta duran” bir iskelete benzetir.
 
Fakat, Naim Efendi konakta yaşamayı sürdürür.
 
Hayatının bu son günlerinde Naim Efendi’yi düzenli olarak ziyaret etmekte olan Hakkı Celis ise ciddi anlamda değişmiştir. Hem Naim Efendi ile, hem de Seniha ile görüşmeye devam etmesine karşın, artık onları eskisi gibi bir sevmediğini hissetmekte, onları milletin “kesilip atılması gereken uzuvları” olarak tanımlamaktadır. Artık içinde Seniha’ya veya Naim Efendi’ye karşı değil, “millete” karşı, milli ideale karşı bir sevgi beslediğini düşünür.

 

 
Bölüm XV

Bir önceki bölümün sonlarında Çanakkale’ye gönderileceğini hisseden Hakkı Celis’in bu düşüncesi doğru çıkar ve cepheye gitmeden çevresindeki herkesle vedalaşmaya başlar. Özellikle Nuriye ve Neyyire Hanım ile konuşurken, eskiden çok sevdiği edebiyatta bile tat bulmadığını, yeni edebiyatı fazlasıyla bayağı bulduğunu anlatan Hakkı Celis, buradan Seniha’nın evine geçer.
 
Bu ziyaret sırasında Faik Bey’e denk gelen Hakkı Celis, uzun bir sürenin ardından tekrar görüşen Faik Bey ve Seniha ile, beklenenin aksine olaysız geçen, bir akşam yemeği yer ve daha sonra Faik Bey’le Beyoğlu’nda bir bara gider. Burada Faik Bey ile Seniha arasındaki ilişkinin nasıl bittiğini anlayan ve Faik Bey’in hala Seniha’yı sevdiğini öğrenen Hakkı Celis, aynı zamanda Faik Bey’in Seniha ile mebus Necip Bey arasında gerçekleşecek nikahı engellemeye çalışacağını da keşfeder.
 
Fakat hem Neyyire ve Nuriye Hanım, hem Seniha, hem de Faik Bey konusundaki görüşleri değişmez ve Faik Bey’in yanından ayrılır.
 
Bölüm XVI

Naim Efendi, kimsesiz, yalnız, hasta ve parasız bir şekilde konağında yaşamaya devam etmekte, konakta en ufak bir tamirat veya değişiklik yapılmasına izin vermemektedir. Bu çaresiz günlerinden birinde, Hakkı Celis’in ziyarete gelmesi, hayatının son mutlu anlarından bir tanesi olur.
 
Cepheden iki günlüğüne izin alıp gelen Hakkı Celis, Naim Efendi’den Seniha’nın nikahının yapılmadığını öğrenir. Bunun üzerine Faik Bey’i bulan Hakkı Celis, onunla sohbet ederken Seniha’yla karşılaşır ve ısrarlarına dayanamayıp Şişli’deki evine gitmeyi kabul eder. Seniha’nın odasına çıktığında, odanın renginin ve kokusunun en sevdiği renk ve koku olduğunu görür ve Seniha üstünü değiştirirken, Hakkı Celis bir anda hüngür hüngür ağlamaya başlar.
 
Seniha’nın kendisini sakinleştirme çabasını, ne zamandır böyle rahatlayarak ağlamadığını söyleyerek geri çeviren Hakkı Celis, her şeye rağmen Seniha’yı hala sevdiğini anlar, fakat Seniha ona Faik Bey ve Necip Bey ile yaşadıklarını anlatıp, ne kadar zor bir durumda olduğunu açıkladığında Hakkı Celis de ağlamayı keser.
 
Seniha, Hakkı Celis’in kendisine olan son hisleri bu gözyaşlarıyla attığını ifade ettikten sonra birlikte yemeğe inerler ve Hakkı Celis cepheye dönmek üzere evden ayrılır.
 
Bölüm XVII

Romanın son bölümü, Servet Bey’in evinde düzenlenen kalabalık bir ziyafetle açılır. Seniha’nın yeni “sevdalısı” olan harp kaymakamı Azmi Bey ile arkadaşı Binbaşı Hüsnü Bey de davetliler arasındadır.
 
Bir noktada, konu Hakkı Celis’e gelir ve Binbaşı Hüsnü Bey’in de Çanakkale’de görev yaptığı, hatta Hakkı Celis ölürken onun yanında olduğu anlaşılır. Yemek boyunca fazla konuşma fırsatı bulamayan Hüsnü Bey, masadakilerin ne kadar üzüldüğünü fark etmeden, Hakkı Celis’in nasıl öldüğünü hiçbir detayı atlamadan uzun uzun anlatır.

Bölüm I
 
Konakta yaşayanların tanıtılması – Naim Efendi, onu mutlu eden her şey kırk sene öncesine ait – Servet Bey, Türklerin arasında en büyük alafranga hayranı – Naim Efendi ve Servet Bey’in sohbeti: “Eski kafalar da kesilmelidir”
 
Bölüm II
 
Seniha’nın çay partisi – Faik Bey – Faik Bey’in kumar tutkusu – Çay partisinin poker ve Hakkı Celis’in şiirleriyle bölünmesi – Seniha: “Sefalete düştük!”
 
Bölüm III
 
Naim Efendi’nin endişesi – Selma Hanımefendi – Selma Hanımefendi’nin alafranga yaşam tarzı hakkında düşünceleri – Hakkı Celis’in Seniha’ya olan aşkı, Faik Bey ve diğer arkadaşlarını gösterişçi olarak tanımlaması
 
Bölüm IV
 
Seniha’nın sinir krizi – Seniha’yı evlendirme düşüncesi – Seniha ve Faik Bey’in ilişkisi, Seniha’nın fazla acemi bulunması, ilişkinin başlamaması
 
Bölüm V
 
Büyükada – Hakkı Celis’in Büyükada’ya davet edilmesi – İçki sofraları – Faik Bey’in gelmesi Faik Bey ve Seniha’nın birlikteliğinin başlaması
 
Bölüm VI
 
Faik Bey ve Seniha’nın mutluluğu – Dedikodular – Dedikoduların İstanbul’a yayılması – İsimsiz mektuplar
 
Bölüm VII
 
Servet – Naim konuşma – Seniha’nın geri çağrılması – Konak / Han Meseleleri (Maddi sıkıntılar) – Cemal’in ayakta duramayacak kadar sarhoş eve dönmesi
 
Bölüm VIII
 
Hakkı Celis’in mutsuzluğu, “avare”liği – Faik Bey’in kumar borcu, Seniha’dan yardım dilenmesi – Seniha’nın yardımı ve Faik Bey’den soğuması
 
Bölüm IX
 
Tüm ailenin Seniha – Faik Bey ilişkisini öğrenmeleri – Naim Efendi’nin Faik Bey’in babasıyla konuşması – evlilik – Seniha’nın sinirden çılgına dönmesi, büyükbabasına bağırması – Naim Efendi’nin hastalığının başlangıcı
 
Bölüm X
 
Belkıs Hanım’ın Paris’e gitmesi – Seniha’nın kıskanması – Seniha’nın gizlice ortadan kaybolmaya başlaması: Nereye gidiyor? – Selma Hanımefendi’nin yıllar sonra evinden çıkıp Seniha’nın durumunu konuşmaya gelmesi
 
Bölüm XI
 
Seniha’nın Avrupa’ya kaçtığının anlaşılması – verilen tepkiler – Servet Bey ve Naim Efendi arasındaki gerginlik – Seniha’nın telgrafları, başta çok mutlu, sonra para sıkıntısı
 
Bölüm XII
 
Servet Bey’in konaktan taşınması – Naim Efendi’nin yalnızlığı, maddi sıkıntılar, konağın bomboş kalması
 
Bölüm XIII
 
Seniha’nın dönüşü – Hakkı Celis’in tepkisi, Seniha’yı değişmiş bulması – Naim Efendi’nin nöbeti, Selma Hanım’ın birlikte yaşama kararı
 
Bölüm XIV
 
Naim Efendi’nin konakta kalma isteği, bunu başarması – Kiracı adaylarının eve alınmaması – Hakkı Celis’in orduya katılması, milli duygular – Seniha’yı artık sevmediğini hissetmesi
 
Bölüm XV
 
Hakkı Celis’in Çanakkale’ye gönderilmesi – Vedalaşmalar – Hakkı Celis ve Faik Bey’in bara gitmesi – Faik Bey’in Seniha’ya aşkı, Mebus Necip Bey ile Seniha’nın nikahını engelleme planı
 
Bölüm XVI
 
Hakkı Celis’in iki günlük izni – Naim Efendi ile son görüşmesi, Naim Efendi’nin hastalığı ve yalnızlığı – Seniha’nın nikahının iptal olması – Faik Bey ile buluşma, Seniha’nın daveti – Seniha’nın odasında Hakkı Celis’in yeniden ortaya çıkan aşkı, hüngür hüngür ağlaması – Akşam yemeği
 
Bölüm XVII
 
Seniha’nın evindeki ziyafet – Seniha’nın yeni nişanlısı Azmi Bey, arkadaşı Binbaşı Hüsnü – Şeker Taciri – Binbaşı Hüsnü’nün detaylı hikayesi: Hakkı Celis’in şehit düşme anı