Mahur Beste Ahmet Hamdi Tanpınar

Alıntı #1, Sayfa 42: 
Ah, eski İstanbul! İçten içe kaynaşan hayatıyla, durmadan çarpışan ihtiraslarıyla kin ve sevgileriyle, birdenbire coşan nefretleriyle, kaynayan sular gibi içten dönen ve derinleşen dolaplarıyla, daima kızdırılmış bir kaplan gibi atılmaya, parçalamaya hazır ocaklarıyla, tekkeleriyle, esnafıyla, o kadar parça parça, dağınık göründüğü halde istediği gün, sokakta, çarşıda, meydanda birdenbire birleşen, acayip ve korkunç bir mahluk gibi halka halka büyüyen, genişleyen, okyanuslar gibi homurdanan, önüne çıkan her şeyi yakıp yıkan, devirip alt üst eden, kadını erkeğini tamamlayan halkıyla her türlü canlılığın üstünde canlı şehir.

Açıklama
Ata Molla Bey’in büyük ölçüde tarih kitaplarından okuyarak “özlediği” eski İstanbul’un bu tanımı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanda kullandığı anlatı üslubunun da iyi bir örneği olarak gösterilebilir.
 
Tüm bu alıntının tek bir cümle olduğunun altını çizmek de faydalı olabilir.
 
Alıntı #2, Sayfa 49: 
Sonra bu temennaları, bu nezaketi, bu el ovuşturmalarını bırak, ikide bir başını keçi gibi sallama. İnsan ayrı şeydir, keçi ayrı şey. 

Açıklama
Ata Molla Bey’in istemediği halde damadı olan Behçet Bey’e karşı kurduğu bu cümle, onun dışarıdan nasıl algılandığını net bir şekilde ortaya koyar. 
 
Alıntı #3, Sayfa 82: 
Fikirlerimiz, onları taşıyacak kudrette olduğumuz nispette bizimdirler. Sabri Hocada bu kuvvet yoktu. Kafasında birdenbire kopan ihtilalin istediği kadar hür değildi.