Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar

Uzun İhsan Efendi
Bünyamin
Ebrehe


Puslu Kıtalar Atlası, neredeyse baştan sona Bünyamin'in etrafında gelişen olayları anlama çabası ile alakalıdır.

Romanın ilk sayfalarında karşımıza çıkan ve sonuna kadar son derece önemli rol oynayan Uzun İhsan Efendi, “Frenk kaşiflerine özenip” bir dünya haritası yapmaya çalışan, fakat dünyayı gezmek bir yana, mahallesinin dışına bile nadiren çıkan bir karakter olarak tanımlanır.
 
Buna karşın, Uzun İhsan Efendi içtiği uyku şurubu sayesinde uzun rüyalara dalar ve bu rüyaların sırlarını çözerek bir “atlas” yaratır. Romanın ismi, “Puslu Kıtalar Atlası”, Uzun İhsan Efendi’nin hazırladığı bu atlastan gelmektedir.
 
Romanın ortalarına doğru yeniçeriler kendisine işkence edip gözlerini, kulaklarını kestiğinde bile Uzun İhsan Efendi görmekte, duymakta herhangi bir sorun çekmez. Gerçekliğin doğası ile ilgili büyük bir şüphe içinde olan İhsan Efendi, gözleri ve kulakları kendisinden alındığında, gemilere kılavuzluk etmek gibi ince işleri bile yapabilmeyi sürdürür. Aynı şekilde, hiç çalışmamasına her zaman gerektiği kadar paraya sahip olması, tıraş olurken kendini kestiğinde canının yanmaması gibi enteresan özellikleri de vardır.
 
Fakat romanda, bu ilginç durumların bir açıklaması da mevcuttur. Uzun İhsan Efendi’nin hem ismi, hem de fiziksel tasviri, romanın yazarı İhsan Oktay Anar ile benzerlik gösterir – hatta bu kitabın sayfalarında doğrudan dile getirilir: “Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata’da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı?”1
 
Yazar, kendisini romanın hem içinde, hem de dışında yer alan, doğaüstü özelliklerle donatılmış bir karakter olarak kurgular ve bu kurgu öğesi üzerinden gerçekliğin doğasını sorgulamaya devam eder. Bu açıdan, Uzun İhsan Efendi’nin roman içindeki varlığı, İhsan Oktay Anar’ın okuyucuyla oynadığı bir oyuna, gerçekliği veya kurgusallığı tam olarak anlaşılamayacak bir öğeye dönüşür. 

1s. 237
 


Puslu Kıtalar Atlası, neredeyse baştan sona Bünyamin'in etrafında gelişen olayları anlama çabası ile alakalıdır.

Postmodern yapısı nedeniyle Puslu Kıtalar Atlası’nın gerçek anlamda bir ana karakteri olduğunu söylemek zor olsa da, bu role en çok yaklaşan karakter Uzun İhsan Efendi’nin oğlu Bünyamin’dir.
 
Romanın sonunda, Bünyamin’in isminin anlamı olarak “sağ elin oğlu” ifadesi verilir. Bu açıklama, Uzun İhsan Efendi – Bünyamin ilişkisini de somut bir şekilde göz önüne serer. Bünyamin, gerçekte var olan bir karakter, Uzun İhsan Efendi’nin gerçek oğlu değil, “sağ el” tarafından, bir kalemle yaratılmış bir karakterdir, İhsan Oktay Anar’ın bir “fikir” olarak, bir “düş” olarak oğludur.
 
Romanın tamamı, Bünyamin’in bu sırra ulaşma süreci olarak okunabilir. Bünyamin, romanın başında babasının garip yaşam tarzını anlamaya çalışır ve başından geçen tüm olaylar, babasını daha iyi anlamak için uyku şurubunu içip öldü sanıldığında gerçekleşir.
 
Romanın “kahramanı” olmasına karşın, Bünyamin hikaye boyunca silik, sıradan bir karakter olarak gözükür. Çoğu zaman sessiz, vasıfsız, kişiliksiz bir adam gibi hareket eder, hayatının gidişatına başkalarının ve olayların yön vermesine izin verir. Ancak, bu özellikler romanda doğaüstü sayılabilecek çeşitli özelliklere sahip olmasını da engellemez. Ne kadar sıradan bir adam olduğu pek çok kez gösterilse de, Bünyamin diri diri gömüldüğü mezardan çıkmayı, Ebrehe’nin hayatını kurtarmayı ve hayatını evrenin sırlarını çözmeye adamış bu adamla onu etkileyecek düzeyde sohbet etmeyi başarır. Fakat bütün bunlar, kendisine “dışarıdan” yardım eden, yapması veya söylemesi gerekenleri ona bildiren “babası” sayesinde gerçekleşmiştir.
 
Çünkü Bünyamin, aslında kendi başına var olan bir karakter değil, “babasının” bir uzantısı, onun yaşayamadığı maceraları yaşayabilmek için kullanılan bir figürdür
 
Bir “düş” olan Bünyamin, bu gerçeğe vakıf olduğunda, romandaki işlevi de sona erer. Bu nedenle, Puslu Kıtalar Atlası’nın kendisine bu sırrı ifade eden sonunu okuduğunda, roman da tamamlanmış olur.

 


Puslu Kıtalar Atlası, neredeyse baştan sona Bünyamin'in etrafında gelişen olayları anlama çabası ile alakalıdır.

Her ne kadar Puslu Kıtalar Atlası bu şekilde sınıflandırılabilecek geleneksel romanların şemalarına pek uymasa da, Ebrehe, bu romanın “kötü karakteri” olarak tanımlanabilir.
 
Neredeyse saydam denebilecek kadar beyaz bir teni olan Ebrehe, Osmanlı Devleti içindeki gizli örgüt İstihbarat-ı Hümayun’un “Büyük Efendisi” olarak kurgulanır. Bu teşkilat, Osmanlı Devleti’nin casusluk işlerini yapmak için kurulmuş olsa da, Ebrehe buradaki gizli bilgileri kendi hırsları ve amaçları için kullanır ve bu bilgi arayışı içinde adeta “adamakıllı sarhoş” olur.
 
Bilgi edinmek için kullandığı çeşitli kaynaklardan, kıyamet gününün ne zaman geleceğini hesaplayan Ebrehe, Bünyamin’in bulduğu “kara para”nın yapıldığı maddeyi kullanarak zamanda geriye yolculuk yapmayı ve böylece kıyametten kurtulmayı amaçlamaktadır.
 
Karakterinin kötü doğasına karşın, İhsan Oktay Anar Ebrehe’yi son derece zeki bir karakter olarak kurgular. Teşkilatın başında büyük sırlarla uğraşmasının ve evrenle, kıyametle ilgili “büyük” meselelerle ilgilenmesinin yanı sıra, Ebrehe Bünyamin’in doğasını da rahatlıkla çözer. Onunla ilk tanıştığında, kimliğini saklayan Bünyamin’i tanıdığına dair herhangi bir ipucu vermemesine rağmen, öldürülmesinden hemen önce Bünyamin’in kim olduğunu başından beri bildiğini açıklar, hatta karakterin kurgusal doğasını bile fazla zorlanmadan çözer:
 
“Senin amacın varlığını sürdürmek değil de sanki bambaşka bir şeydi. Sen bir şahittin. Evet, artık bundan eminim. Kesinlikle bir kahraman değildin. O küstahça sözlerini de sanki biri kulağına fısıldıyor ve benimle adeta alay ediyordu. Sanki benim, onların ve herkesin başına gelen bütün şeyler senin görmen, öğrenmen içindi”.1
 
Ancak sonuçta, bütün bu zekası ve çıkarımları bile kendisini kurtarmaya yetmez. Kıyametten kaçma hayalleri kuran Ebrehe’nin güvendiği kehanet aslında sadece kendi kıyametini ifade eden bir kehanet çıkar ve romanın sonunda Ebrehe dilenciler loncasının lideri Hınzıryedi tarafından öldürülür.

1s.216