Romantik - Bir Viyana Yazı Adalet Ağaoğlu

Alıntı #1, Sayfa 38: 
Memleketini sevmek kellesini kılıca, göğsüne bağışlamakla olsaaa... Bir şeyi bilmeden o şey sevilir mi kardeşler? 


Açıklama
Kamil Kaya, öğretmenlik hayatı boyunca öğrencilerine yaşadıkları ülkenin tarihini bilmenin, tarihi gerçek anlamda anlayarak öğrenmenin önemini anlatmaya çalışır. Tarihe karşı bu yaklaşımı, onun resmi tarih anlatısı ile bazı noktalarda ters düşmesine sebep olur. 
 
Alıntı #2, Sayfa 42: 
Yine mesel edildiğine göre dostlarım, Selçuklular onları öyle dövmüşler ki, sonunda attıklar dayaktan üzülüp yardım etmişler. Buna göre Selçuklu, düşmanına yardım ettiği için yenilmiş oluyor. Düpedüz, hakedemedik, yenildik, demek ayıp mıdır arkadaşlar? Demek ayıp. Bu "ayıp" hatta bugüne kadar sürüp geliyor. Herkes "bilmiyorum," "başaramadım" demeyi zul sayıyor, nerde bir terslik, olmazlık, nerde bir yenilgi; suç hemen karşı tarafta aranıyor. 

Açıklama
Kamil Kaya, İkinci Haçlı Seferleri'ni sınıfta anlatırken ders kitabıyla bu şekilde çelişkiye düşer.  Olayları kendi anlayışıyla yorumlayan, öğrencilerini ders kitabındaki bilgileri sorgulamaya davet eden tarih öğretmeni, bu sebeple görevinden alınıp başka bir şehre, Kütahya'ya sürülür. 
 
Alıntı #3, Sayfa 59: 
Viyana, On Altıncı Yüzyıl'ın başı ile sonu arasında, veba, opera, karnaval ve cinayetlerin, düşman saldırılarıyla vals nağmelerinin en büyük boyutlarda yaşandığı bir kenttir. Şövalyeler, savaş alanlarından buraya atlarının sırtında barok rüzgarlarıyla gelmişlerdir. 


Açıklama
Romana adını da veren Viyana, kitap boyunca büyülü, tuhaf bir çekiciliği olan bir kent şeklinde betimlenir. Özellikle buradaki tanım, yani vebanın, savaşın ve cinayetlerin, opera, valsler ve karnavalların aynı anda varolması imgesi, roman genelinde sık sık tekrarlanır. 
 
Alıntı #4, Sayfa 151: 
Olsa olsa ne olmuş olabilir? Eskilerin enine boyuna, ağırsiklet "tik" romanları, bir yanda zurna-def, öte yanda çeşit çeşit cinayet girişimciliğinin yolaçtğı yırtıcı çığlıklar, bela ve şeytan kovucu tam tam, zom zom'lar nedeniyle "stres olup", "tike yakalanmış", roman-tik bir hal almıştır. 

Açıklama
Romanın sonunda, okuduğumuz metin, Doktor Asaf'a bir zarf içinde, "Roman - Tik Bir Viyana Yazı" başlığıyla teslim edilir. Başlıktaki bu kelime oyunu, Adalet Ağaoğlu, bir önceki paragrafta romanın "öldüğü" savına karşı çıkarak böyle bir şeyin olmadığını, "olsa olsa" şekil değiştirip farklı bir hal aldığını ifade eder. Klasik roman yapısından tamamen ayrılan Romantik - Bir Viyana Yazı, yazarın romancılık anlayışının da iyi bir örneği olarak okunabilir. 
 
Alıntı #5, Sayfa 151: 
Belki içinizde hala, bütün bu makul açıklamaları yeterli bulmayarak: "Ne oluyor böyle Londra-Hyde Park'lar, baroklar ve hortlaklar, Kastamonu-Kütahya'lar, sultanlarla sazlar, Venedik-Viyana'lar, imparatorlarla uşaklar?" diye soranlarınız vardır. "Hadi bunlar neyse ne; bir de Alma'lar-Milena'lar, Yunus'larla Clea'lar, yetmedi Antonia'lar, hele hele ikide bir ortaya çıkan su yeşili çamaşır ipi, fare zehiri, Tuna dalgaları, dalgalarla sürüklenen ceset(ler?), kanlar-kemikler, kokmuş şeyler! "Hani, birini arayan biriyle hocasını arayan biri vardı ya, tarih öğretmeni(niz) bu arada kadından kadına atlayarak alışverişe çıktıydı? O da ne yere bakan, yürek yakanmış ya, kruvaze ceket dedik, bikini donuyla karşılaştık, ya sonra?" diye soranlarınız...

Açıklama
Adalet Ağaoğlu'nun roman ile ilgili fikirlerini paylaştığı paragraftan hemen sonra eklediği bu bölüm, Romantik - Bir Viyana Yazı'nın sıradışı kurgu yapısını, çok katmanlılığını ortaya koyar ve romanın okuyucuyla "oynadığı" oyunların adeta bir göstergesi olarak kullanılır.