Teneke Yaşar Kemal

Alıntı #1, Sayfa 50: 
“Efendi oğlum,” diye başladı, “bu pirinç ekimi her yıl böyle olmuştur. Hiçbir yıl kanuna göre ekilmemiştir. Başınızı derde sokmayınız. Sinek nasıl olsa olacaktır. Burası Çukurovadır. Sinek olmaz olur mu? Çeltik ekilmese de olur. Vazgeçin bu sertliklerden…” 

Açıklama
Kaymakam Fikret Irmakçı çeltik ekimine izin vermeyeceğini söyledikten sonra, kendisini tatlılıkla ikna etmek için gönderilen Müftü Efendi, ona bu cümleleri söyler.
 
Özellikle, “hiçbir yıl kanuna göre ekilmediğinin” belirtilmesi, romanda merkeze konulan konunun önemini gösterir niteliktedir. 
 
Alıntı #2, Sayfa 57: 
Ama Zeyno Kadın. Kürt… Adı neydi? Eşkıya…” Bir an mesut oluyor. “Değer. Bir eşkıya, bir Zeyno Kadın, gözleri kocaman çocuklar için de olsa değer… Mücadeleye değer… Bir hayat pahasına da olsa değer…” 

Açıklama
Kasabaya geldiği günlerde eşrafın dalkavukluğuna ve özellikle kendi tecrübesizliğine yenik düşerek çeltik ekimine izin veren kaymakam, romanın ilerleyen bölümlerinde bu konunun karşısında oldukça dik bir şekilde durur.
 
Bu cümleler, onun idealizmini açık bir şekilde ortaya koyar. 
 
Alıntı #3, Sayfa 66: 
Okçuoğlu nasıl olsa o Kaymakamın hakkından gelir. Biz gene su içinde kalırız. Hiç olmazsa paramızı alalım. Üç yüz lira az para mı? (…) Okçuoğlu bu. Kaymakam değil. Bir çocuk değil, hükümet bile olsa başa çıkamaz onunla. 

Açıklama
Okçuoğlu’nun bıraktığı su nedeniyle çamur altında kalan Sazlıdere Köyü’nün sakinleri, romanın sonlarına doğru tüm malvarlıklarını ona satmaya karar verir.
 
Okçuoğlu’na karşı mücadele etmenin imkansız olduğunu bilen, onunla hükümetin bile başa çıkamayacağını söyleyen köylülerin bu kabullenmiş tavrı, eşrafın ne kadar güçlü olabileceğinin de bir göstergesidir. 
 
Alıntı #4, Sayfa 71: 
Çıkarıyorlar mektepten, yürü kaymakamsın. Ne demek efendim! Bu işler kolay mı? İşte misali meydanda. Geldi geleli bir çuval inciri bok etti. 

Açıklama
Eşraf arasında kaymakam Fikret Irmaklı hakkında söylenen bu cümleler, bölgedeki yerleşik geleneğin bir göstergesi olarak okunabilir.
 
Bir önceki sayfada, eskiden eşrafın kaymakamlık binasını bir kulüp gibi kullandığı, istedikleri gibi girip çıktığı söylenir. Ancak yeni kaymakamla işler değişmiş, eşrafın isteklerinin tam tersi gerçekleşmeye başlamıştır.
 
Bu cümlelerin, aslında işini tam olarak yapması gerektiği gibi yapan bir kaymakama söylenmiş olması, ironik cümleler olarak okunabilir. 
 
Alıntı #5, Sayfa 78: 
“Bir iki adamın kazancı için bu kadar insan sıtmadan ölür değil mi? Keyfi için…” 

Açıklama
Romanın son sayfalarında kaymakam tarafından Resul Efendi’ye sorulan bu soru, romanın özünü bir cümlede özetler niteliktedir.